Anasayfa Anasayfa Allah Sevgisi | Sayı 98

Allah Sevgisi | Sayı 98

16 dakika ortalama okuma süresi
0
0

SORU VE CEVAPLARLA ALLAH SEVGİSİ

                ALLAH’I TANIMANIN VE KALBE SADECE ALLAH SEVGİSİNİ YERLEŞTİRMENİN YOLU NEDİR?

                Allah’ı tanımak için Allah’ın mahlukatını tanımak lazım. Yaratılanları tanıdığımız zaman Allah’ın gücünü, kudretini, ilmini, sanatını, rahmetini kâinatta görürüz. İnsan kâinata baka baka gün gelir Allah’ın gücünü, kudretini, sanatını görecek bir göze ulaşır. İşte o zaman o kişinin kalbine Allah sevgisi yerleşir. Bir insanın kalbine Allah sevgisi yerleştiği zaman başka şeyler de çıkar gider.

                ALLAH SEVGİSİNİ KAZANMA YOLUNDA CEMAAT OLMANIN ÖNEMİ NEDİR?

                Peygamberimiz buyuruyor ki: “Şeytan iki kişiden uzaktır bir kişiye yakındır.” Yalnız kalmayın şeytanın oyuncağı olursunuz. Aynı zamanda “Sürüden ayrılan koyunu kurdun kapması gibi cemaatten ayrılanı da şeytan kapar” buyuruyor. Bunlar gösteriyor ki Müslümanlar cemaat halinde olurlarsa şeytandan rahatlıkla korunur ve Allah’ı daha kuvvetli bir sevgiyle sevebilirler. Birlikte Allah için mücadele ederler, Allah’a ne kadar hizmet ederlerse o kadar Allah’ı severler. Cemaat içerisinde kendinden daha bilgili, daha takvalı, daha fazla Allah sevgisine ulaşmış insanlar olur, kişi onlara bakar, onları örnek alır. Cemaat bir nevi Mercedes marka araba gibidir insanı gideceği yere hızlı götürür, yükseleceği makama hızlı çıkartır. Yalnız kalan insan şeytanın oyuncağı olur, tembel, korkak olur ve yalnız kaldıkça kibirlenir, kendini bir şey zanneder. Cemaat içerisinde olduğu zaman kendinden büyüklerden bir örnek alır, onların dediği gibi yapar böylece kibirli olmaktan da kurtulur. Müslümanları sever Müslümanları sevdikçe kendindeki Allah sevgisi de kuvvetlenir.

                ÇOCUKLARIMIZIN KALBİNE ALLAH SEVGİSİ VE ALLAH KORKUSUNU NASIL YERLEŞTİREBİLİRİZ?

                Bu iş başkalarıyla, kreşle vb. yollarla olmaz, anne baba öğrenmeli ve öğretmelidir. Kendisiyle birlikte çocuğunu da yetiştirmelidir. En sağlıklı yöntem budur. Çocuklar Müslümanların içinde cemaatte büyüyecek, cemaatle namaz kılmayı öğrenecek. Çocuklarla onların anladığı dille konuşulmalıdır. Sürekli “Bunu bize kim verdi? Bunu kim yarattı? -Allah. Şunu kim yarattı? -Allah” diyeceksiniz ve çocuk “her şeyi Allah yarattı” demeyi öğrenecek. Mesela “Ben sana bir oyuncak versem beni sever misin” diye sorsanız “tabi severim” der çocuk. “İşte bak, Allah sana her şeyini veriyor” diyerek çocuğa Allah’ı sevdirebilirsiniz. Bu bir yöntemdir.

                ALLAH’TAN BAŞKA SEVGİLERİ KALBİMİZDEN NASIL ATABİLİRİZ?

                Allah’tan başka sevgileri kalpten atabilmek Allah’ı tanımakla mümkündür. İnsan Allah’ın sıfatlarını kâinatta görürse, Allah’ı tanırsa Allah’ı sever; Allah’ı sevince başka şeyleri sevmez olur. Allah’ın ilmini ve kudretini görünce her şey gözünde küçülmeye başlar. İnsan, mahlukatın zayıf noktalarını, acizliğini görmediği için varlıklara karşı çok meraklı oluyor. Allah’ın da gücünü, kudretini, sanatını, ilmini, rahmetini görmediği için Allah’a karşı sevgisi az oluyor. Halbuki Allah’ı tanısa, Allah’ı kalbinde ve hayatında koyması gereken makama koyabilir.

                ALLAH SONSUZ BİR SEVGİYE LAYIKTIR. İNSANA ALLAH’I SONSUZ SEVECEK BİR KALP VERİLMİŞ MİDİR?

                Eğer insan sonsuz kâinata bakarsa sonsuz Muhabbetullaha ulaşabilir. Sonsuz kudreti, sonsuz rahmeti görürse sonsuz bir sevgiye ulaşabilir. İnsan Allah’ın kudretinin sonsuzluğundan mutmain olsun ve sonsuz bir imana ulaşsın diye Allah mahlukatı sonsuz yarattı. Eğer kâinatın sonu olsaydı insanın imanının da sonu olurdu. Eğer insan sonsuz bir Muhabbetullaha ulaşamıyorsa sonsuzluğu tam anlayamadığı içindir. Sonsuz kudreti, sonsuz rahmeti, sonsuz ilmi göremediği içindir. Görenlerde sonsuz bir Muhabbetullah oluşmuştur. Kur’an-ı Kerim buyuruyor ki: “Biz böylece İbrahim’e göklerin ve yerin hükümranlıklarını, harikalarını gösteriyorduk.” Böylece Hz. İbrahim göklerin ve yerin harikalarını görüyordu. Sonra o İbrahim’i ateşe atacakları zaman o yüce iman ile korkmuyor, teslim oluyor ve ‘atın’ diyebiliyordu.

                İNSANIN FITRATINDA ALLAH SEVGİSİ DIŞINDA EŞ-ÇOCUK GİBİ SEVGİLER VAR, ONLARA BAĞLANMAK SEVGİDE AŞIRI GİTMEK MİDİR?

                Allah insan fıtratına bu sevgileri yerleştirmiştir. İnsan eşini sever, çocuğunu sever, malı mülkü sever, dünyayı sever fakat bunlar imtihandır. Kontrol etmek zorundayız. Evet, böyle yaratılmışız ama insana irade verilmiş, akıl verilmiş, peygamber de gönderilmiştir. Dolayısıyla hiç kimse Allah beni böyle yarattı demek ki benim kabahatim yok, diyemez. Allah seni böyle yaratmakla birlikte sana irade de verdi. İmtihan olsun diye öyle yarattı. Kul için Allah’tan başka hiçbir şeyi Allah’tan daha çok sevmemek icap eder. Çünkü hiçbir şey böylesi bir sevgiye layık değildir. En çok sevilmeye layık olan Allah’tır. Sıfatları tam olan, kâmil olan, eksiksiz olan, en güzel olan, en fazla üzerimizde hakkı olan Allah Azze ve Celledir. Peygamberimiz çocuğunu, annesini, babasını, karısını, malını, mülkünü çok sevenler hakkında şöyle buyuruyor; “İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki bütün endişe ve gayretleri mideleri için olacaktır, şerefleri malları ile ölçülecektir, kıbleleri kadınları olacaktır, dinleri de dirhem ve dinarları olacaktır. İşte onlar mahlukatın en şerlileridir. Onların Allah katında hiçbir nasipleri yoktur.”1 İnsanın zayıf noktaları vardır tabi. Zayıf noktalarımızın olması mazeret değildir. İrademizi kullanabiliriz. Biz bu mücadeleyi vermek zorundayız.

                KİŞİNİN GEÇMİŞTE İŞLEDİĞİ GÜNAHLAR MUHABBETULLAHA ENGEL MİDİR?

                Hayır, çok engel olmaz hatta tam tersine geçmişte işlediği günahlar kişiyi tevbeye sevk eder, içten tevbe etmesini sağlar. Muhabbetullaha yakınlaşabilir. Muhabbetullaha engel olan şey nedir? İnsanın tefekkür etmemesi. Tefekkür etmedikçe Allah’ı tanıyamaz. Tanımayınca da sevemez çünkü insan tanımadığını sevmez. Allah’ı tanımalıyız tanıyınca severiz. Tanıma çalışmaları yapmalıyız, o da bol bol tefekkür etmektir. Tefekkürden evvel tevbe gerekir mi? Hayır, öyle bir şart yok. Tefekkür etmek tevbeyle alakalı değildir. Tevbe etmemiş olsa da insan tefekkür edebilir. Tabi ki tevbe etmiş olsa daha güzel tefekkür edebilir. ‘Ya Rabbi tüm günahlarımdan tevbe ettim’ deyip ondan sonra ‘Sana yaklaşmak istiyorum, tefekkür etmek istiyorum, Seni tanımak istiyorum’ dese, bu şekilde tefekküre başlasa daha da istifade eder.2

1.Ali el-Müttakî, Kenzü’l-ummâl, XI, 192/31186; Râmûzu’l-ehâdis

2.tvfurkan.net adresindeki Alparslan Kuytul Hocaefendi’ye yöneltilen “Allah Sevgisi” ile ilgili soruların cevaplarından hazırlanmıştır.

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Anasayfa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Furkan Neslinin Değerli Okurlarına; “Biz Kocaman Bir Aileyiz”

Yayın hayatına başladığımız günden bugüne bizi yalnız bırakmayıp takip eden, eksikliğini b…