Anasayfa Anasayfa ALPARSLAN KUYTUL HOCAEFENDİ’NİN BOLU CEZAEVİ TELEFON GÖRÜŞMESİNDEN NOTLAR- 12 | Sayı 96

ALPARSLAN KUYTUL HOCAEFENDİ’NİN BOLU CEZAEVİ TELEFON GÖRÜŞMESİNDEN NOTLAR- 12 | Sayı 96

13 dakika ortalama okuma süresi
0
0

TEVHİD; GÜÇLÜ BİR ÜMMET MEYDANA GETİRİR

Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin Eşi Semra Kuytul ile 1 Mart 2019 ve 8 Mart 2019 günlerinde gerçekleştirdiği telefon görüşmelerinden hazırladığımız bu yazıyı sizlerle paylaşıyoruz.

Selamün Aleyküm… Ben Alparslan Kuytul…

…Tevhid, insanlara şahsiyet kazandırır. Çünkü Tevhid, Allah’tan başka bir ilah ve otorite kabul etmemektir. Dolayısıyla Tevhide inanan, kullara kul olmaz, insanlara kulluğu reddeder. İnsan kullara kul olmadığında şahsiyet kazanmış olur.

Allah Azze ve Celle Tevbe Suresi 31. ayette o ehli kitapla ilgili, “Onlar rahiplerini, alimlerini Meryem oğlu İsa’yı Allah’tan başka Rab edindiler” buyuruyor. Demek ki onlara itaat, onları Rab edinmek olarak kabul ediliyor. İnsan, din adamlarına ya da devletin başındakilere Allah’a rağmen, Allah’ın koyduğu esaslara aykırı bir şekilde itaat ettiği zaman onları Rab kabul etmiş oluyor. Onların helal dediğine helal, haram dediğine haram, onların serbest dediğine serbest, yasak dediğine yasak dediğinde ve bunu böyle kabul ettiğinde o zaman onları Rab kabul etmiş oluyor. Dolayısıyla şahsiyetini kaybeder, kula kulluk yapmış olur. Ama Tevhid inancı kula kulluğu reddeder ve insana şahsiyet kazandırmış olur.

Tevhid inancı, güçlü toplum, güçlü devlet ve güçlü ümmet meydana getirir. Zaten güçlü toplum ancak şahsiyetli insanlardan meydana gelebilir. Dolayısıyla da güçlü şahsiyete sahip insanlardan da güçlü toplumlar meydana gelir ve böyle bir toplum büyük bir devlete, büyük bir devlet de büyük bir ümmete dönüşür. Peygamberimiz Mekke’nin müşriklerine, “Ben sizi öyle bir kelimeye davet ediyorum ki o kelimeyi söylediğiniz zaman bütün Araplar ve Arap olmayanlar size boyun eğecekler” yani dünya devleti olacaksınız, demişti. Dediği gerçekleşmedi mi? Gerçekleşti ve iman edenler İslam’ın büyük bir devlete ve ümmete dönüştüğünü gördüler. Osmanlı ile birlikte üç kıtada at koşturdu. Demek ki Tevhid inancı sonuçta böyle büyük bir devlete ve ümmete vesile oluyor.

Tevhid sadece bir kelime ve inanç değil Tevhid aynı zamanda bir hayat nizamıdır. Tevhid sadece Allah’ın varlığı ve tek olması manasında bir kelimeden ibaret olmuş olsaydı bu kadar büyük bir şey başaramazdı. O hayat nizamı sayesinde toplum güçlenir, büyük ve güçlü bir devlet meydana gelir. Yani insanlar Allah’a itaat ettikleri zaman bütün kanunlarını ve hem inanç hem ahlak hem gündelik hayatla ilgili esaslarını, boşanmalarından evlenmelerine, mirastan, alışverişlere, ceza sistemine varana kadar her şeylerini Allah’tan aldıkları zaman güzel bir nizam ve güçlü bir toplum meydana geliyor, suçlar azalıyor ve başarılı insanlar çoğalıyor.

İşte Tevhid bir hayat nizamı… İnsan Allah’tan başka bir ilahın olmadığını kabul edip sadece Allah’a itaat ettiği zaman güçlü bir toplum meydana geliyor. Çünkü Allah’ın kanunlarında hata olmaz, Allah yanlış yapmaz ama insanların kanunlarında yanlış olur.

Tevhid birlik ve beraberliği sağlar! Yani tek bir medeniyetin meydana gelmesini sağlar. Birden fazla medeniyet oldukça çatışma kaçınılmazdır. Medeniyetler ittifakı bir hayalden ibarettir! Birden fazla medeniyet var oldukça çatışma da vardır. Çünkü medeniyetleri inançlar kurarlar ve inançlar ittifak etmezler. O yüzden yeryüzünde tek bir medeniyet olmalı. Burada da hangi medeniyet diye bir soru ortaya çıkar.

Hangi medeniyet? İngiliz Medeniyeti mi, Yunan Medeniyeti mi, Türk Medeniyeti mi, Arap Medeniyeti mi, Amerikan Medeniyeti mi? Bir sürü medeniyet var hangi medeniyet? Dolayısıyla herkesin kabul edeceği; Allah’ın medeniyetidir! Diğer türlerinde ittifak mümkün değildir. Eğer herkes Allah’ın gönderdiğine itaat eder O’nun gönderdiği insani ve ahlaki değerleri kabul ederse o zaman çatışma olmaz ve böylece yeryüzünde birlik ve beraberlik sağlanmış olur. Aksi halde hiçbir konuda birlik ve beraberlik sağlanamaz.

Sanayi toplumunun ahlaka uygun gördüğünü, tarım toplumu ahlaka uygun görmezse ahlaksızlık olarak görürse, zenginin ahlaka uygun gördüğünü fakir ahlaksızlık olarak görürse, 18. asrın insanlarının ahlaka uygun gördüğünü, 20. asrın insanları ahlaksızlık olarak görürse… Nesiller arasında da böyle. Babanın ahlaksızlık olarak gördüğünü çocuk ahlaka uygun olarak görecek olursa böylece hem toplumlar arası hem de nesiller arası çatışma kaçınılmaz olur. Eğer hem dede hem baba hem çocuk hepsi değerlerini aynı kaynaktan alırlarsa, tek otorite Allah’ı görürlerse ancak o zaman ittifak mümkün olabilir, nesiller arası çatışma olmaz. Böylece, Allah’tan başka bir ilahı, bir otoriteyi kabul etmediğimiz zaman tüm toplumlar insani ve ahlaki değerlerini Allah’tan almış olacaklar ve tüm coğrafyalarda tüm nesiller aynı insani ve ahlaki değerleri kabul edecekler. İşte o zaman ancak birlik, beraberlik ve huzur sağlanabilir, savaşlar engellenebilir. Bunun başka bir yolu yoktur.

Tevhid fıtrata uygun yaşamayı sağlar! Eğer Allah’a itaat edersek fıtratımızla uyumlu yaşamış oluruz. Çünkü o kanunları gönderen de bizi yaratan da Allah’tır. Gönderdiği kanunlar fıtratımıza uygundur. Allah kendi yarattığına aykırı bir kanun göndermez, insanı nasıl yarattıysa ona uygun kanunlar göndermiştir. Ama insanlar böyle değiller, insanlar insanı tanımıyor. Hani ben Alexis Carrel’ın sözünü konferanslarda anlatırdım: “Biz insanı tanımıyoruz” diyor ve bunun için başka çözüm yolları söylüyor. Hâlbuki insanı tanımak için insanı yaratandan bilgi alınabilir ve insana uygun kanunlar Allah’tan alınabilir. Böylece insanın şu hayatta bağlı kalmış olduğu kanunlar kendisiyle, fıtratıyla çelişmemiş olur ve psikolojik sorunlar azalmış olur. Yani bugün yeryüzünde çok büyük bir buhran var; intihar edenler, uyuşturucu kullananlar her gün çoğalıyor. İnsan Allah’a itaat etmeyip kendi nefsine göre davrandığı zaman bir sürü sorunlarla karşılaşmış oluyor ve psikolojisi bozuluyor.

Tevhid ile bunalımlar biter. Allah’ın yapın dediğini yapmak, uzak durun dediğinden uzak durmak gerektiğini bildiğimiz zaman fıtratımızla uyumlu olmuş oluruz. Çünkü zaten fıtratımızı da yaratan Allah’tır. Bizi yaratan Allah ama bize kanun koyan, bize insani ve ahlaki değerleri öğretenler başkaları olduğu zaman işte o zaman çatışma olur. Allah’ın verdiği fıtrat ile başkalarının koyduğu kanunlar ya da insani değerler çatışır ve işte o zaman bunalımlar meydana gelir. Bugün dünyadaki bunalımların temelinde bu yatıyor. Bundan devletleri idare edenler de sorumludurlar… *

01.03.2019 – 08.03.2019 Bolu Cezaevi | Telefon Görüşmesi

*https://www.youtube.com/watch?v=IL79cHEbTiI

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Anasayfa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

انهيارُ الأُمَّةِ وأسبابُ الانهيار – الجزء الرابع | Sayı 95

الحمدُ للهِ الذي أرانا في كتابِه العزيزِ طريقَ الهدايةِ وعلّمنا القوانينَ التي نُؤسّسُ بها…