Anasayfa Furkan Nesli Bizi Duyan Var mı? -5 | Sayı 103

Bizi Duyan Var mı? -5 | Sayı 103

13 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Zindanlardan yükselen çığlıkların, haksız tutuklulukların, yaşanılan zulümlerin, cezaevi koşullarının ve daha fazlasının anlatıldığı mektupları sizlerle paylaşmaya devam ediyoruz.

TANIMADIĞIM BİR YALANCININ İFTİRALARI YÜZÜNDEN CEZAM 6 YILDAN 9 YILA ÇIKTI

Zaman geçiyor ama iz bırakıyor. Evet ümit muhafazası çok önemli lakin burada zaman geçtikçe insan tortulaşıyor. Salı çıkabilirim ama bu 32 ya-
şımı da bulabilir. Rabbimden sabır, afiyet, mağfiret istiyorum. Rabbim beterinden korusun. Çok farklı bir imtihan. 21 kişiyiz, 10 kişi yerde yatıyor.
Kimse hasta olmasın diye sırayla herkes yerde yatıyor. Dubleks bizim cezaevi. Üst kat yatakhane alt kat ortak alan. Burada kin yok. En küçüğümüz 4,5 aylık Salih Bera, en yaşlımız 42 yaşında uzman
hemşire. Şu sıralar Salih’i büyütmekle meşgulüz. Yatağım oldu şükür. Cam önü, Allah’a açık, halka, dünyaya kapalı. Kendi içimizde hapis gibi gelmi-
yor lakin kapılara vuran insanlar ya da hastaneye giderken işlediği cinayetten bahsedenler, x-ray cihazı ve aramalar buranın rutini oluyor. Bir de saat 19.30 deyince kilitlenen bahçe kapısı. O zaman hapiste olduğunu anlıyorsun. Her gün hatim yapıyoruz. Dua ediyoruz. Boş zamanlarımızda zeytinden çok güzel tespihler yapıyoruz. Çamaşırlar elde yıkanıyor. Yıkamak değil de kurutmak sıkıntı. Çamaşır kurutma alanı dar ve özellikle kışın çok zorlanıyoruz. Bayramda hediye çekilişi yaptık. Elden gelen imkanla soframızı zenginleştirdik. (Hediyeler; Tespih, saklama kutusu, vernel, sabun vs.) kendimizi diri tutmaya çalışıyoruz. Çok hamarat hanımlar var. Hiç ev hanımı yok. Birçoğu yüksek lisanslı. Diş hekimi, mühendis, eczacı, öğretmen darbe yapmayan herkes burada. Tanımadığım bir yalancının iftiraları yüzünden cezam 6 yıldan 9 yıla çıktı. Bu kızı tanımıyorum ama ona iki cihanda da hakkımı helal etmiyorum. İleride eder miyim zaman gösterir. Ne diyelim hükmü veren Allah.

Kütüphane çok zayıf. Kitap seviyeleri düşük ve hep okuduğum kitaplar var. Hastaneye gitmek çok zor. Geçen MR’a götürdüler. Mavi hapishane araç-
ları içinde kabinler var. Onun içine koyuyorlar. En kötüsü kelepçe. Cezaevinin girişine Jandarma geliyor. Askerler ellerimizi kelepçeliyor. Bu şekilde araca binip hastaneye vardık. Hastanede hep kelepçeli bekledik. Benim bölüm için bina değiştirdik. Hastanenin bahçesindeki kafenin önünden, önde komutan, sağ ve solda 2 asker, arkada 1 asker ile geçtik. O anda yaşadıklarımı hiçbir kelime ifade etmez. Aslında çok kötü olacağımı zannettim ama Allah ayrı bir feraset veriyor. Lakin arabada ağladım. O kadar insanın içinden o şekilde geçmek çok zoruma gitti. Çok şükür atlattık. Rabbim muhtaç etmesin. Herkes suçsuzluğumuzun farkında ama emir büyük yerden.1

BENİM ETKİN PİŞMANLIKTAN YARARLANACAK BİR ŞEYİM YOK

Merhaba, hep dualarımızda sürpriz bir lütuf diye dua ediyoruz ya… Gönülden dile düşmüş halde yaşadım. Nasıl mı? 6 ay dolmak üzereydi. Bizim cezaevine salı ve cuma günleri mektup gelirdi, bazen de çarşamba günü. Mesai bitimine yakın mazgal açıldı mektup dediklerinde herkes çok şaşkındı gittik, aldık mektuplarımızı. Eşimden gelmişti. Vedalaşmayı bile çok görmüşlerdi bize. Ondan gelen mektupta ilk satırında “bu mektubum muhtemelen perşembe elinde olur” yazıyordu. Mektubu okuyup bıraktım,
pazartesi karşılığını atarım artık dedim.

Bizi üçüncü ayımızda mahkemeye çıkarmışlardı ara değerlendirme diye tutukluluğun devamı dediler, gönderdiler. Mektup yazarken o aklıma geldi ve eşime dedim ki “bizi bu aralar mahkemeye çıkarabilirler, öyle hissediyorum.” Bir baktım saat üç olmuş hemen toparladım mektubumu ve genelde mektubumun sonunda “en yakın zamanda kavuşmak dileğiyle” yazardım ama o mektubumda içimden “bu sabah kavuşmak dileğiyle” yazmak geldi ve yazdım.

Mektubumu sabah sayımda verdim ve nöbetçi sabah işlerini rahat yapsın diye yatağıma geçtim. Tabi uyuyup kalmışım. Saat 10:15’te ismim okundu ve “SEGBİS hazırlan” dediler. Yataktan nasıl atladığımı bilmiyorum 5 dakika içinde hazırlanıp, SEGBİS odasında buldum kendimi. 

4 kişi kapıda bekliyorduk. İlk olarak koğuştaki arkadaş girdi tutukluluğun devamı dedi. 1 ya da 2 dakika sürüyor anca. İkinci ben girdim ama korkuyla ümit arasında gelip gidiyorum. Hâkim “tutukluluğun sona ermesi için etkin pişmanlıktan yararlanmak ister misin” dedi. Ben de kabul etmeyip “hiçbir şey bilmiyorum alakam yok dedim.” Mağduriyetlerimi saydım, 4 buçuk yaşında evladımın olduğunu söyledim. Dosyamı istedi, mübaşir getirdi ve tekrar etkin pişmanlık dedi ve yine kabul etmedim. Son olarak tekrar evladımın olduğunu eşimin de tutuklu olduğunu söyledim. Bana o acı kelimeyi kullandı. “Evladın karşılığında etkin pişmanlıktan yararlanmak ister misin?” O an yıkıldım ve “Hayır efendim benim etkin pişmanlıktan yararlanacak bir şeyim yok” dedim ve o an orayı terk etmek istedim. Tutukluluğumun sona ermesine karar verildi. Sabah otogara gittiğimden 5:30’da annem, kardeşim, oğlum beni bekliyormuş. Ayaklarımın dermanı kesilmişti o an.

Koğuşta benim gibi çıkanları görünce daha önceleri eşime yazmıştım mektuplarımda. “Eğer sürpriz bir şekilde çıkmak nasip olursa sana
PTT’den para yatırırım öğrenirsin” demiştim. Ama 4 gün sonra açık görüş vardı sürpriz yapmak istemiştim o yüzden hiçbir şey yapmadım. Kavuşma günü gelmişti eşimin ilk görüş saatine yetişememiştim. Sonra heyecanla eşimi beklerken eşim sanki benim çıktığımdan haberi var gibi geliyordu. O da emin olamamış ve şöyle anlattı. “Salı günü halı sahadaydım iki tane mektubun var yatağına bırakıyoruz dediler. Biri senin gönderdiğin mektup diğeri de benim sana atıp iade gelen mektubum. Üzerinde kurumdan ayrılmıştır yazıyormuş. Tabii arkadaşlar onu saklamış. Koğuşa geldiğimde hani iki mektubum vardı dedim.” Arkadaşları geçiştirmiş fiş vs. diye. “Sonra bir abi dayanamayıp ‘verin sevinsin’ dedi. Sonra beni kucakladılar eşin tahliye olmuş dediler.” Tabi eşim emin olamamış benden bir şey beklemiş hep. Ertesi gün herkes hazırlık yapmış bir sürü meyve salatası bisküviler filan getirdi. Kimse emin olamadığı için eşime “şimdi biz seni hazırlıyoruz bir de gelmezse biz kahrımızdan ölürüz” demişler. Ben ilk saatlere yetişemeyince koğuştan birinin ailesi “dışarıda eşi var bekliyor demiş” ve “o zaman emin oldum” dedi eşim…

11 aydır sadece bir kere görmüş olsam da Allah herkese şükür secdelerini arttıracak sevinçli ve sürpriz haberler nasip etsin. Bizim için benim tahliyem de kavuşmamız da sürprizdi, Hamdolsun…2

1. magduriyetler2.blogspot.com/2018/10/regaip-kandilinde-tutuklanan-ikiz-kz.html
2. magduriyetler2.blogspot.com/2019/04/surpriz-lutuflar.html

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Yönetici
Kategoriden Daha Fazla: Furkan Nesli

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Furkan Nesli Dergisi |Sayı 102 | Arka Kapak

“ADALETİ HÂKİM KILAN ADİL, ADALETE HÂKİM OLAN ZALİMDİR” ŞU ANDA ADALETE HÂKİM OLMUŞ VAZİYE…