Anasayfa Bölümler Sayılar Eğitim Problemleri- Seküler Eğitim ( Sayı 104 ) Davud Taşı Calut’u Devirmeye Yeter! | Sayı 104

Davud Taşı Calut’u Devirmeye Yeter! | Sayı 104

14 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Hepimizin de bildiği üzere Kur’an’da Talut- Calut kıssası yer alır. Aslında bu hak ve batıl mücadelesidir. Hakkın sancaktarı Talut, batılın ve zulmün sancaktarı ise Calut’tur. Talut, kelime anlamı itibariyle de bir o kadar ilginç bir isimdir. Boyu herkesten uzun, çok kudretli anlamlarına gelen bu isim İsrailoğulları komutanına verilmiş bir isimdir.

Kıssa şöyle başlar: İlk önce Calut ordusunun zulmü altında inleyen İsrailoğulları bu zulümden bir an evvel kurtulmak için zamanın İsrailoğul­ları Peygamberi Samuel’in yanına gelip ondan kendileri için bir kral- komutan tayin etmesi için Allah’a yalvarmasını isterler. Samuel Peygamber onların ne kadar itaatsiz bir kavim olduklarını bildiği için onlara “Siz Allah’ın peygamberine ita­at etmiyorsunuz ki, nasıl olacak da bir krala itaat edeceksiniz?” diye sorar.

Rivayetlere göre İsrailoğulları kendi aralarında bile kabileler şeklinde yaşar ve bazılarını düşük soylulardan görürlermiş. İşte Samuel Peygamber de Yakup Aleyhisselam’ın en küçük oğlu Bünya­min’in soyundan geldiği için onun soyu aşağı bir soy gibi görülürmüş ve bunlar toplumda söz sa­hibi olamazmış. O yüzden bu peygambere itaat etmek onlara zor gelirmiş. Demek ki soylulara ve güçlülere itaat Yahudi ahlakıdır. Allah, pey­gamberin bu isteği karşısında Kral Talut’un tayin edilişini ve İsrailoğulları’nın tepkisini şöyle anla­tır: “Onlara peygamberleri dedi ki: ‘Allah size Ta­lut’u (melik olarak) gönderdi.’ Onlar: ‘Biz hüküm­darlığa, ona göre daha çok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken, nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık onun olabilir?’ de­diler. O (şöyle) demişti: ‘Doğrusu Allah size onu seçti ve onun bilgi ve bedenî gücünü arttırdı. Al­lah, kime dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş olandır, bilendir.”1

Hem kral istediler hem de Allah’ın seçimini sorgulamaya kalkıştılar. Çünkü Talut da Samuel gibi Bünyamin soyundan geliyordu ve onu da “bir demircinin çırağı” diye çağırıyorlardı. Daha sonra onun hükümdarlığının alametini istediler. “Pey­gamberleri, onlara (şöyle) dedi: ‘Onun hükümdar­lığının belgesi, size tabutun gelmesi (olacaktır ki) onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden arta kalan­lar var; onu melekler taşır.”2 Kutsal tabut, onların çok değer verdiği ve içinde peygamberlerin kut­sal emanetlerinin ve levhaların bulun­duğu bir sandukaydı. Gözleriyle gör­düler ki meleklerin kanatları arasında bulundukları yere getirildi ve Talut’u o şekilde kral kabul ettiler. Burada ise İsrailoğul­ları’nın imanlarının sürekli Allah’ın emirlerini sorgulamakla meşgul olduğunu ve asla tam tes­limiyet gösteremediklerini görüyoruz. Demek ki teslimiyet gösterememek Yahudi ahlakıdır.

Talut gerçekten çok takvalı, cesur ve heybetli bir komutandı. Kısa sürede dağılmış olan ve ken­di içinde ırkçılık yapan Yahudileri bir araya ge­tirdi. İçlerinden sağlam gördüklerini yanına alıp savaş eğitimi verdi. Savaşa hazır olduklarını gö­rünce orduyu alıp Calut karşısına çıkmak üzere savaş meydanına doğru yola koyuldu. Ancak on­lara yola çıkmadan Allah’ın onları bir nehirle sı­nayacağı konusunda uyardı. “Talut, orduyla bir­likte ayrıldığında dedi ki: ‘Doğrusu Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim bundan içerse, artık o benden değildir ve kim de -eliyle bir avuç alanlar hariç- onu tatmazsa bendendir.’ Küçük bir kısmı hariç (hepsi sudan) içti. O, kendisiyle be­raber iman edenlerle (ırmağı) geçince onlar (ge­ride kalanlar): ‘Bugün bizim Calut’a ve ordusuna karşı (koyacak) gücümüz yok’ dediler. (O zaman) Muhakkak Allah’a kavuşacaklarını umanlar (şöy­le) dediler: ‘Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah’ın izniyle galip gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir.3

İşte teslimiyet gösterenlerle bir türlü teslim olamayanların farkı… ‘Az bir kısım’ diye bahsedi­len Bedir ashabı kadar bir sayıdır. Halbuki ordu 3000 kişiden fazlaydı. Sadece onda biri teslimi­yet gösterdi ve işte şu tarihi sözü söyledi: “Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Al­lah’ın izniyle galip gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir.” Bu imandan kaynaklanan bir sözdür. Allah’a güvenin yansımalarıdır. Orduda küçük yaşına rağmen Davud Aleyhisselam da bulunu­yordu. Allah ilk defa burada onu karşımıza çıkarıp tanıtmak istedi. Küçük ama takvalı ve güçlü- zeki bir gençti. Rivayetlerde henüz 13- 15 yaşlarında olduğu bildirilmektedir. İyi bir sapan atıcısıydı. Belki de yukarıdaki sözü o söylemişti. İmanları zayıf olanlar ve itaat etmeyerek o sudan içenler ordudan atıldı veya hasta olup geri kaldılar. De­mek ki Allah çürükleri zafer meydanına varma­dan temizliyor.

“Onlar, Calut ve ordusuna karşı meydana (sa­vaşa) çıktıklarında, dediler ki: ‘Rabbimiz, üzeri­mize sabır yağdır, adımlarımızı sabit kıl (kay­dırma) ve kafirler topluluğuna karşı bize yardım et.”4 İşte o izzetli ve teslimiyet sahibi az sayıdaki topluluk dua dua Rablerine yalvardılar. “Üzerimi­ze sabır yağdır, ayaklarımızı sabit kıl, kaydırma, yolundan ayırma, kafirler ve zalimler topluluğuna karşı bizlere yardım eyle…”

“Böylece onları, Allah’ın izniyle yenilgiye uğ­rattılar. Davud Calut’u öldürdü. Allah da ona mülk ve hikmet verdi; ona dilediğinden öğretti. Eğer Allah’ın, insanların bir kısmı ile bir kısmını def’i (engellemesi) olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesada uğrardı.”5

Aslan parçası olan Davud Aleyhisselam savaş meydanında attığı beş sapan taşıyla Calut’u yere serdi. Hatta taşın biri o gaddar zalimin zırhını de­lip başına saplanmıştı. Son bir kılıç darbesiyle ka­fir Calut ölünce ordusu da dağılıp kaçtı. “Davud Taşı”, Filistinli çocukların sapan taşıdır bazen, bazen Bilal’in ezan sesidir, bazen Malcolm X’in dik duruşu, bazen İbrahimlerin putlara geçirdi­ği balta darbesidir. Bir gün gelir o sapan taşı bir söze dönüşür; Alparslan Hocanın Tevhidi hay­kıran gür sedası olur; zalim Calutların sığındık­ları zulüm saraylarını deler geçer. Tevhidin ve adaletin can yakan, zalim titreten ayak sesleri olur. Davud’un sapanı bir semboldür; hakkın batıla inen öldürücü darbesidir.

Bir sapan taşı da sen olmak ister misin? Da­vud’un elindeki taş olup batılın beynini parçala­yan bir ses de sen olur musun?

 

  1. Bakara, 247
  2. Bakara, 248
  3. Bakara, 249
  4. Bakara, 250
  5. Bakara, 251
  • 28 ŞUBAT’LA İLGİLİ… | Sayı 94

    Alparslan Hoca 24 Ocak’ta hakkındaki tüm suçlamalardan tahliye edildikten sonra henüz 24 s…
  • ADALET ARAYIŞIMIZ SÜRÜYOR| Sayı 94

    30 Ocak 2018’de Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı’na, Alparslan Kuytul Hocaefendi ve Furkan Gö…
  • 106. Sayımız Çıktı!

    “Geciken Adalet Zulümdür!” başlığı altında ülkemizde uzun süredir birçok kesimin rahatsız …
  • Röportaj | Sayı 105

    ONUN İÇİN NE DEDİLER? -4                 Başyazarımız Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin 22 a…
  • Dünya Haberler | Sayı 105

    DÜNYADA 2019 NASIL GEÇTİ?                 Ne yazık ki 2019 yılında dünya yine olumsuz birç…
  • TÜRKİYE HABERLER | Sayı 105

    TÜRKİYE’DE 2019 NASIL GEÇTİ?                 2020’ye adım atarken geriye dönüp baktığımızd…
  • Bolu Cezaevinden Son Ses Kaydı | Hocaefendi’den Mesaj

    Başyazarımız Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin Eşi Semra Kuytul Hocahanım ile gerçekleştirdi…
  • Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin 5 Aralık Mahkeme Savunması | Gündem

    22 ay boyunca haksız yere tutuklu yargılanan Başyazarımız Alparslan Kuytul Hocaefendi, 5 A…
Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Eğitim Problemleri- Seküler Eğitim ( Sayı 104 )

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Dünya Haberler | Sayı 105

DÜNYADA 2019 NASIL GEÇTİ?                 Ne yazık ki 2019 yılında dünya yine olumsuz birç…