Anasayfa Anasayfa EVLERİMİZİN MESCİT HALİNE GELMESİ İÇİN TAVSİYELER | Sayı 95

EVLERİMİZİN MESCİT HALİNE GELMESİ İÇİN TAVSİYELER | Sayı 95

15 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Kıymetli okurlarımız! Yılın hedefine dair şubat sayımızda, “Her Ev Vakıf; Her Ev Medrese” şiarını “Evlerinizi namazgah haline getirin” ayeti ile birlikte açıklamıştık. Bu sayımızda ise aile içerisinde davet hedefine ulaşabilmek, Oku-Yaşa-Anlat sloganımızı ilk olarak kendimizden ve en yakın akrabalarımızdan başlayarak hayatlarımıza geçirebilmemiz için izlenilmesi gereken yollardan bazı örnekler sunmaya çalışacağız.

Evlerimizi medreseye dönüştürmek ve her daim Allah’ın adının anıldığı mescidler haline getirebilmek için yapılacak olan aile dersleri ya da programlar için öncelikli olarak aile fertlerinin hepsinin evde olduğu bir saatin seçilmesine dikkat edilmelidir. Akşam saatleri veya hafta sonları belirlenen saatte ilk olarak Rabbimizin yüce kelamından bir bölüm okunur. Kur’an tilavetini küçük çocukların bildikleri sureleri önceden çalışıp okuması şeklinde uygulamak daha güzel olacaktır. Bu uygulama çocukları heyecanlandıracağı gibi onların İslam’a iştiyaklarını ve özgüvenlerini de artıracaktır. Ardından mümkünse baba, bazı zamanlarda da anne o hafta için seçilen konu üzerine 15-20 dakika kadar sohbet yapar. Bazı hadisler okunur hatta uygun görülen bazı ayet ve hadisler ezberlenir. Dersin sonunda hep birlikte sesli bir şekilde aileye, akrabalara ve Ümmet-i Muhammed’e dua edilir. Son olarak çay içilirken kısa bir tefekkür videosu, jenerik veya sinevizyon izlenir. Vaktin namazı cemaat olarak kılınarak program bitirilir.

Aile derslerinin daha verimli geçmesi açısından ele alınacak konular ve ezberlenecek ayet ve hadislerden örnekler sunarak bu derslerin nasıl yapılması gerektiğine dair notları siz değerli okurlarımızla paylaşıyoruz:

• Aile derslerine evin annesi ya da babası “Her An Allah Rızasını Gözetmek” konusunu anlatarak giriş yapabilir. Bu şekilde aile fertlerimizin kalbine ‘yaşamımızın asıl gayesi olan Allah’ın rızasına ulaşmak ve O’nun razı olduğu bir hayat yaşayıp ve yine razı olduğu bir hâl üzere ölmek’ konusunu yerleştirmiş ve bunu yaşam gayelerine dönüştürmüş oluruz. Daha sonra konunun daha iyi anlaşılabilmesi için Riyazü’s Salihin kitabının niyet bölümünde bulunan şu hadisler okunabilir.

– Mü’minlerin emiri Ebu Hafs Ömer bin Hattab Radıyallahu Anh’dan şöyle rivayet edilmiştir: Allah’ın Rasulü’nü şöyle buyururken işittim: “Ameller, ancak niyetlere göredir. Herkese ancak niyet ettiği vardır. Dolayısıyla her kimin hicreti Allah ve Rasulü’ne (doğru) ise onun hicreti Allah ve Rasulü’ne olur. Her kimin hicreti de kavuşacağı bir dünya(lık) veya nikahlanacağı bir kadın için ise onun hicreti de hicret ettiği şeye olur.”

– Ebu Hureyre Abdurrahman bin Sahr Radıyallahu Anh’dan şöyle rivayet edilmiştir: Allah Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah, kalıplarınıza ve suretlerinize bakmaz. Fakat kalplerinize ve amellerinize bakar.” Bu hadis, konunun akılda kalıcı olabilmesi bakımından evde sürekli tekrar edilerek ezberlenecek hale gelinmelidir. Konu şu ayet ile de desteklenip aile fertlerinin zihninde yer etmelidir: “De ki: “İçinizdekileri gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir; göklerde olanları da yerde olanları da bilir. Allah her şeye kadirdir.”1

Diğer hadisler şu şekildedir: Ebu Hureyre Radıyallahu Anh’dan şöyle rivayet edilmiştir: Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: “Bir adamın cemaatle kıldığı namazı, çarşıda (iş yerinde) veya evinde kıldığı namazından yirmi küsur derece fazladır. Bunun sebebi şudur: O güzelce abdest alır, sonra yalnızca cemaatle namaz kılma sevabı dileyerek camiye gelir, onu evinden yalnız cemaatle namaz kılma niyeti çıkarırsa; camiye girinceye kadar attığı her adımdan dolayı bir derecesi yükselir ve bir günahı bağışlanır. Camiye girince de namaz niyetiyle orada kaldıkça namazda (imiş gibi sevaba nail) olur. Sizden biri, namaz kıldığı yerde durduğu sürece, kimseye eziyet etmedikçe ve abdestini bozmadıkça, melekler ona şöyle dua ederler: Allah’ım, buna rahmet eyle. Allah’ım bunu bağışla. Allah’ım, bunun tevbesini kabul et.”

– Abdullah bin Ömer bin Hattab Radıyallahu Anhuma’dan gelen rivayete göre; o, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i şöyle derken işittiğini söylemiştir: “Sizden evvelki ümmetlerden birinde üç kişi yola çıktılar, geceyi geçirmek için bir mağaraya girdiler. Derken dağdan bir kaya yuvarlandı ve mağaranın ağzını kapattı. Bunun üzerine şöyle dediler: ‘İyi amellerinizi (vesile kılarak) dua etmekten başka bizi buradan hiçbir şey kurtaramaz.’

İçlerinden birisi şöyle dedi: ‘Allah’ım! Benim çok ihtiyar annem ve babam vardı. Onlardan evvel ne çocuklarıma ne de köle ve hizmetçilerime bir şey içirirdim. Günün birinde hayvanları otlatmak için uzaklara gitmiştim. Onlar uyuyuncaya kadar da dönemedim. Akşam sütlerini hazırladım, fakat onları uyumuş halde buldum. Onları uyandırmayı ve onlardan evvel ailece akşam sütü içmeyi hoş görmedim. Çanak elimde olduğu halde onların uyanmalarını bekledim. Nihayet tanyeri ağardı. Çocuklar ayaklarımın dibinde açlıktan ağlıyorlardı. Derken anam-babam uyandılar ve sütlerini içtiler. Allah’ım! Eğer bu işi Senin rızan için yapmışsam bu kayadan çektiğimiz sıkıntıyı bizden uzaklaştır.’ Kaya bir miktar açıldı; ancak çıkılacak gibi değildi.

İkincisi şöyle dedi: ‘Allah’ım! Amcamın bir kızı vardı ki onu herkesten çok seviyordum. (Bir rivayete göre: Bir erkek bir kadını ne kadar çok sevebilirse, ben de o kadar çok seviyordum) Ona yaklaşmak istedim, ama yanaşmadı. Derken bir yıl kıtlık olmuştu ve o da dara düşünce bana geldi. Kendisini bana teslim etmesi şartıyla ona yüz yirmi altın verdim. Kabul etti. Ona yaklaşmaya muktedir olunca ‘Allah’tan kork, haksız yere mührümü bozma’ dedi. Ben de derhal bu çok sevdiğim kızdan uzaklaştım. Allah’ım! Eğer bu işi sırf Senin rızanı kazanmak için yapmışsam, içinde bulunduğumuz sıkıntıyı bizden def et.’ Kaya biraz daha açıldı, ama yine de çıkamıyorlardı.

Üçüncüsü şöyle dedi: ‘Allah’ım! Ben işçiler tutmuş, ücretlerini vermiştim. Fakat biri, ücretini almadan çekip gitmişti. Onun ücretini işlettim. Öyle ki onun bu ücretinden bir hayli mal birikti. Bir zaman sonra bu işçi bana geldi ve ‘Ey Allah’ın kulu ücretimi ver’ dedi. Ben de: ‘Şu gördüğün deve, sığır, koyun ve köle, onların hepsi senin ücretinden çoğalmıştır’ dedim. ‘Ey Allah’ın kulu, benimle alay etme’ dedi. ‘Seninle alay etmiyorum’ dedim. Bunun üzerine adam, hepsini aldı ve önüne katıp götürdü. Geride hiçbir şey bırakmadı. Allah’ım! Eğer bunu Senin rızanı kazanmak için yaptıysam bizi olduğumuz şu sıkıntıdan kurtar.’ Kaya tamamen açıldı ve onlar da yürüyerek çıktılar.”

Anlatılan konunun hayatımızda yer edebilmesi için sevdiğimiz bir eşyayı başkasına hediye etmek, yardıma ihtiyacı olan birine yardımcı olmak gibi uygulamalarda bulunabiliriz. Bunun sonucunda da sadece Allah rızası için amel yapma hedefine ulaşabiliriz. Aile dersimizde yapılan bu konu anlatımından sonra “Ölüp ölüp dirilmek”2 adlı tefekkür videosu izlenebilir.

Sizler de ailenizde “Oku Yaşa Anlat” hedefimize ulaşmayı istiyorsanız Furkan Aile’nin sosyal medya hesaplarından aile derslerine yönelik planlamalara ve detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.3

1. Al-i İmran, 29

2. www.youtube.com/watch?v=EZeKt_tUHnc&feature=youtu.be

3. https://twitter.com/furkan_aile

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Anasayfa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Alparslan Kuytul Hocaefendi Hakkında Son Durum! | Sayı 95