Anasayfa Anasayfa GÜN DAVET GÜNÜ! | Sayı 90

GÜN DAVET GÜNÜ! | Sayı 90

17 dakika ortalama okuma süresi
0
0

GÜN, ALLAH’IN EMRİNİ YERİNE GETİRME GÜNÜDÜR!

Rabbimiz Teâlâ kitabında: “Sizden hayra çağıran iyiliği emreden, kötülüğü sakındıran bir
topluluk bulunsun…’’ 1 diye emretmiştir. Emri başımızın üzerinedir. Âlimlerin ittifakıyla eğer insanlığı
davet edecek, bu konuda ihtisas yapmış, yeteri sayıda bir davetçi topluluğu yok ise bu vazife her
müslümanın görevidir. Kendisi yaş ve imkân yönüyle davetçi olabilecekse kendisi davetçi olmalı,
olamayacaksa evladını yetiştirmeli, o da mümkün değilse malı ve desteğiyle bu topluluğun oluşması
için çalışmalıdır. Bu davetçi topluluğunun oluşması için çalışmak ya da en azından destek olmak
köydeki çobanın, evdeki hanımın, yaşlının ve gencin, kadının ve erkeğin herkesin vazifesidir.
Kurtuluşumuzun yegâne çözümü bundadır. Bu yüzden ayet: “İşte onlar kurtuluşa erenlerdir’’
buyurmuştur. Bugüne kadar yerine getirmediğimiz her emrin kefaretini ödedik, ödüyoruz. Artık hem
dünya hem ahiret kurtuluşumuz için davet zamanıdır.

GÜN, YENİDEN EN HAYIRLI ÜMMET OLMA GÜNÜDÜR!

“Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz, iyiliği emreder kötülükten sakındırırsınız’’ 2
ifadesiyle bu vazife ümmetin en önemli özelliği olarak övülmüştür. Eğer ümmet bu vazifeyi
yapmıyorsa bil ki artık ümmet değildir. Ümmet olamayışının nedeni bu vasfı yitirmesidir. Rasulullah’ın
seçkin talebelerinden Ebu Hureyre Radıyallahu Anh bu ayet hakkında: “Biz insanların en hayırlısıyız.
Çünkü durmadan-dinlenmeden fasılasız onları İslam’a sevk ederiz’’ 3 buyurdu. Ebu Hureyre’nin açık
alınla söylediği bu cümleyi şimdi Müslümanlardan kaç kişi söyleyebilir acaba? Söyleyebildiğimiz gün
ümmet olduğumuz, ümmet olduğumuz gün bu vazifeyi yerine getirebildiğimiz gün olacaktır. Bu vasıf,
aynı zamanda bizi diğer ümmetlerden ayıran farktır. “İsrail oğullarından olup da küfredenlere
Davud’un da Meryem oğlu İsa’nın da diliyle lânet olunmuştur.  Onlar işledikleri herhangi bir fenalıktan
birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Yapmakta oldukları şey ne kötü idi!” 4 buyrularak lânetin
nedenine dikkat çekilmiştir.

Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu ayeti tefsir ederek: “Ben-i İsrail
arasında zulüm yaygınlaştığı zaman, onlardan biri diğerini günah irtikâp ederken görür ve önce
nehiyde bulunurdu. Fakat ertesi gün o adamla oturup kalkabilmek, yiyip içebilmek için gördüğü
münkerden nehyetmezdi. Bunun üzerine Cenab-ı Hak, onları birbirine düşürdü ve haklarında:
“Küfredenlere lânet olundu’’ der. Hadisin râvisi Ebu Ubeyde: “Hz. Peygamber buraya kadar
konuşurken bir yere dayanmıştı. Buraya gelince doğruldu ve: “Evet ya zalime engel olursunuz ve onu
hakka çekersiniz, ya da bu durum sizin başınıza da gelir’’ diyerek ikazda bulundu” 5 buyurmuştur. Bu
ümmet öncelikle; Allah’ın ve Rasülü’nün lânet ettiği ve şu anda olduğu gibi tüm yeryüzünü kana
boyamakla, doğmamış bebeklerin, yeni doğmuş sabîlerin, annelerin ve yaşlıların gece gündüz lânetini
çeken o gazaba uğramış topluluğun vasfını üzerinde taşımak istemiyorsa bir an önce vazifesini
hatırlamalıdır.

GÜN, PEYGAMBER’İN MESLEĞİNİ SÜRDÜRME GÜNÜDÜR!

Davet Peygamber mesleğidir. Bundan daha kıdemli bir makam, daha şerefli bir meslek ve
daha değerli bir pâye yoktur. Allah Azze ve Celle Peygamberini Kur’anda bu vazifeyle zikretmiştir. “Ey
Peygamber, biz seni hakikaten bir şahid, bir müjdeci, bir korkutucu hem de Allah’ın izniyle bir davetçi
ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik.’’ 6 Davetçi vasfıyla anılan o Yüce Peygamberin, davet yolunda
çekmediği sıkıntı ve eziyet kalmadı. Sana yaptığın davetten dolayı hiç deli dendi mi? Peygamberine
denildi. Davet uğrunda hiç kapılardan kovuldun mu? Peygamberin kovuldu. Davanı daha iyi
yayabilmek için çözümler aradığın, heyecanla kapı kapı gezdiğin bir şehirde ayakkabın kanla
doluncaya kadar hem de çocuklar tarafından taşlandığın oldu mu? Peygamberin taşlandı… Şüphesiz ki
kimsenin canı Peygamberin canından daha kıymetli değildir. Davetinden dolayı Peygamberimizi
çekemeyenlerin, namaz kılarken üzerine bıraktıkları işkembe ve o işkembenin üzerine akışı kim bilir
O’nu nasıl üzmüştür? O bütün bunlara rağmen davetini Rabbine kavuşuncaya kadar sürdürdü.
Ümmetine gelince değil her gün, bir gün hakkıyla davet yaptı mı acaba?

GÜN, NEFSİ KURTARMA GÜNÜDÜR!

Buna muhtaçsın. “Kurtarmadıkça kurtulamazsın.” 7 Eğer vazifeni yapmazsan yaygınlaşan
kötülüğün içinde boğulur kalırsın. Kayıtsız kalırsan, mahalleyi saran yangın çok geçmez senin evini de
bulur. O halde bunca kötülüğün içinde bir Müslüman olarak kör, sağır, dilsiz kalamazsın. Efendimiz
Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki ya iyiliği emreder, kötülükten
sakındırırsınız veya Allah’ın taraf-ı ilahisinden size bir ceza göndermesi pek yakındır. Bu durumda O’na
dua edersiniz de kabul etmez’’ 8 buyurmuştur. Bugün dinden uzaklaşan nesilden, kendini kaybetmiş,
çırpınan insanlıktan sen de sorumlusun. Bindiğin gemide sağ salim giderken boğulan ve sana doğru el
uzatan insanları görmeli ve elini onlara uzatarak kurtarmalısın. Kaç kişi kurtarabilirsen onu kâr bilmeli,
kurtardığın kişi için çok şey değiştiğini unutmamalısın. Çünkü Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
“Senin elinle insanlığın hidayete ermesi, üzerine güneş doğan her şeyden daha hayırlıdır’’ 9
buyurmuştur. Nefsini düşünüyorsan, dünya ve ahirette Allah’ın azabına maruz kalmak istemiyorsan
davet etmelisin.

GÜN, ÜMMETİN KURTULUŞU İÇİN ÇALIŞMA GÜNÜDÜR!
Çünkü ümmet perişan… Şer güçlerin tasallutu altında inim inim inlemekte… Şu an sen belki
sıcak evinde bu yazıyı okurken ümmetin anaları, bacıları ve kardeşleri nice yerlerde feryat etmekte…
Çare arayışlarına “sahte baharlarla” yine düşmandan cevap geldi. Dost susarsa düşman konuşur.
Fakat düşman hiçbir zaman hayır konuşmaz. Düşmanın kanlı ağzı her ne kadar Müslümana gülse de o
yine aldatmadır. Bir taraftan tankla tüfekle savaş verirken, diğer taraftan kurtuluş savaşında
zihniyetinden ve sisteminden kurtulamadığımız düşmanın, psikolojik savaşına etkili yöntemlerle
cevap vermemiz Müslüman olmanın gereğidir. Yoksa dininden uzak, sefil bir neslin acı halini izlemeye
devam etmek zorunda kalacağız. Şüphesiz ümmeti kurtaracak tek yol vardır. O da İslam nizamıdır. İşte
öncelikle ümmeti, sonra tüm insanlığı davet edeceğin nizam budur.

GÜN, NEBEVÎ METOTLA HAREKETE GEÇME GÜNÜDÜR!

İnsanları İslam nizamına çağırdığın gibi, o nizamın doğru metoduna da davet etmelisin. Çünkü
bu nizamın kuruluşu, doğru metodun takip edilmesine bağlıdır. Kaybedecek zaman yok, başka
metotlar yolu uzatır. Sermayemiz az, geri dönüşe yetmez. Başka yollarda gücümüzü tüketecek kadar
lüksümüz de yok. Kısa zamanda, az sermaye ile gücümüzü boşa harcamadan düşmana karşı en iyi
tedbirleri alarak hedefe ulaşmak zorundayız. Böyle bir yol bulmaya insanın gücü yetmez. Bunu bilen

Rabbimiz bu yolu Müslümanlara kitabı ve peygamberi vasıtasıyla öğretmiştir. Çünkü “Doğru yolu
göstermek Allah’a aittir.” Öyleyse Müslümanları doğru nizamın, doğru metodunun çatısı altında
birleşmeye çağırmalısın.

GÜN, DOĞRUYU YANLIŞTAN AYIRMA GÜNÜDÜR!

Yani Furkan olma günü… Hak ile bâtıl birbirine karışmış, değer yargıları değişmiş, kıymetli
kıymetsiz, kıymetsiz kıymetli olmuş… Dünya ve nimetleri gözde devleşirken, ahiret hayatı
cüceleştirilmiş. Kavramların içi boşaltılmış, kelimeler anlamını yitirmiş, bütün dengeler sarsılmış.
Duygular bozuk, maneviyat iflas etmiş, kalpler cansızlaşmış. Köklü bir ayırıma hatta yıkıp yeniden
yapmaya ihtiyaç var. İnsanlığın İslamî değişime ihtiyacı var. İslamî değişim için; Gün Davet Günüdür! *

Kaynak

* Furkan Nesli Dergisinin 11. sayısından alınmıştır
1. Al-i İmran, 104
2. Al-i İmran, 110
3. Kurtubi, Tefsir
4. Maide, 78-79
5. İbn-i Mâce Fiten 20, Ebu Davud Melahim 17
6. Ahzap, 45-46
7. Alparslan KUYTUL Hocaefendi Davetçi ve Sancı Kaseti
8. Tirmizi Fiten
9. İbn-i Mâce fiten 20

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Esma ARDIÇ
Kategoriden Daha Fazla: Anasayfa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Ümmet İçinde Örnek Bir Şahsiyet, Örnek Bir Hoca, Örnek Bir Lider; Muhterem Hocamız

Henüz 10 yaşındayken caminin anahtarı kendisine teslim edilip camiyi her gün ilk açan olac…