Anasayfa Anasayfa HOCAEFENDİ’DEN MESAJ-11 | Sayı 95

HOCAEFENDİ’DEN MESAJ-11 | Sayı 95

13 dakika ortalama okuma süresi
0
0

ALPARSLAN KUYTUL HOCAEFENDİ’NİN BOLU CEZAEVİ TELEFON GÖRÜŞMESİNDEN NOTLAR- 11

SANCAĞIMIZDA TEVHİD YAZMALI ÇÜNKÜ;

Başyazarımız Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin Eşi Semra Kuytul ile 22 Şubat 2019 tarihinde Bolu Cezaevinden yaptığı telefon konuşmasını sizlerle paylaşıyoruz…

Selamun Aleykum… Ben Alparslan KUYTUL…

“Benim dosyalarım suç dosyaları değil, sus dosyaları demiştim bunun bir sebebi de aslında Tevhidi anlatıyor olmamız. Yani bu dosyaların açılmasında bir sebep hükümeti eleştirmemiz ise ondan daha önemli bir sebep de Tevhidi anlatıyor olmamız olduğu için biraz o konuya temas etmek istiyorum.

Biz, “Allah’ın dünyasında Allah’ın dediği olmalı” dedik. Diyoruz, demeye de devam edeceğiz. Sancağımızda hep Tevhid yazdı, bundan sonra da yazmaya devam edecek.

Sancağımızda Tevhid’den başka bir şey yazmamalı sadece Tevhid yazmalıdır.

Tevhid, hakkı hak sahibine vermek demektir. Mademki dünya Allah’ındır o halde O’nun dediği olmalıdır. Çünkü her şey O’nundur. Her şey O’nun olduğuna ve adalet de hakkı hak sahibine vermeyi gerektirdiğine göre o halde herkes Allah’a itaat etmeli, kullara değil. Her şey Allah’ın olduğu için itaat de O’na olmalıdır. Kur’an-ı Kerim, “velillehi mülküssemavati vel ard” buyuruyor. “Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır.” O halde bu ceket benim ise benim dediğim olur. Bu kitap benim ise benim dediğim olur. İstediğim gibi kullanırım istediğim gibi hükmederim. Mademki dünya da insanlar da Allah’ındır, o halde Allah istediği gibi hükmeder. Bir şeyin sahibi kimse onun üzerinde tasarruf etme yetkisi de ona aittir. Bu, Allah’ın hakkıdır. İnsanların bu hakkı Allah’tan gasp etmemesi gerekir. Kulluklarını unutmamaları icap eder.

Şu anda tüm dünyada görünen odur ki; insanlar kulluklarını unutmuşlar, Allah’ın dünyasında oturduklarını, Allah tarafından yaratıldıklarını, Allah’ın verdiği rızıkla beslendiklerini unutmuş vaziyetteler ve bizim dediğimiz olur diyorlar. Halbuki kimin dediği olmalı?

Allah en iyi bilendir. Gizliyi de açığı da her şeyi en iyi bilen O olduğuna göre O’nun dediği olmalıdır ve Kur’an’ı Kerim soruyor, “E, entüm e’lemu emillah” “Siz mi daha iyi bilirsiniz yoksa Allah mı?” Mademki bu sorunun cevabı bellidir, mademki bu soruya hepiniz Allah diye cevap veriyorsunuz o halde neden Allah’a değil de insanlara itaat ediyorsunuz? Neden Allah’a itaat etmiyorsunuz da kendi aklınıza göre hükümler koyuyorsunuz?

Herkes eşittir. Tüm insanlar eşit olduğuna göre o zaman kimin dediği olacak? Öyleyse bizimle eşit olmayan birisinin dediği olmalı o da Allah’tır. Tüm insanlar eşit olduğuna göre Allah bizimle eşit olmadığına göre o halde hem Allah hak sahibi ve her şeyin sahibidir hem en iyi bilendir, ilmi sonsuzdur, tüm kâinatı yaratması ve idare etmesinden ilminin ve kudretinin sonsuzluğu ve bizimle eşit olmadığı meydandadır. O halde O’nun dediği olması icap eder.

Ayrıca her insanın menfaatleri vardır. (Menfaatsiz olan sadece Allah’tır.) Kim kanun koyarsa kendi menfaatlerine göre kanun koyar veya hangi sınıf ya da parti kanun koyarsa kendi menfaatini esas alır. Bu da tabii ki birtakım sorunlara ve zulümlere yol açar, diğerlerini ezmeye götürür. Herkes zayıf olanı ezer. Güçlü olanlar zayıf olanları ezer. Çünkü herkesin bir menfaati var menfaati olmayan birisi hükmetmeli o da Allah’tır. Her şey O’nundur, O’nun bizden hiçbir menfaati yoktur. Bizi zaten besleyen O’dur. Her şey kendisinindir. Kendi menfaatini hesaba katacak değildir. O halde insani, ahlaki değerleri, kanunları tayin etme hakkı Allah’a bırakılırsa Allah herkese uygun kanunlar koyar.

İnsan gaybı bilmez, istikbali bilmez. Bir kanun koyar sonunda ne olacağını bilemez ama Allah bilir. Tarih boyunca insanların koyduğu kanunların hepsi sorunlar çıkarmıştır. Halen de çıkarmaya devam ediyor ve her seferinde bu sefer güzel olacak zannediliyor yeni bir kanun koyuluyor o da başka birtakım sorunlara yol açıyor. Çünkü insanoğlu geleceği bilemiyor. Kendince bir kanun koyuyor ama ileride nasıl sonuçlar doğuracağını bilemiyor. Geleceği bilmediği ve insanı tanımadığı halde insana kanunlar koyuyor ve o kanunlar ileride çok büyük sorunlara yol açıyor. İşte ondan dolayı da Allah hükmetmelidir. İnsanlar sadece inançta ibadet ve ahlakta değil gündelik hayatları ile ilgili de dünya ve devletle ilgili konularda da Allah’a bakmak zorundadırlar.

Allah’a itaat etmeyip kullara itaat etmek, Allah’ın kanunlarına bağlı kalmayıp kulların koyduğu kanunlara bağlı kalmak kula kulluk yapmaktır. Kula kulluk yapmak insanın şerefini götürür, Allah’a kulluk yapmak insanın şerefini götürmez, insana şeref kazandırır, insanı insan yapar, medeni bir varlık yapar. Çünkü Allah’ın kanunları doğrudur. İnsanı insan yapar ama kullara itaat edildiği zaman kula kulluk yapılmış olmaktadır ve bu insanın şerefini götürür. Hâlbuki Kur’an-ı Kerim buyuruyor ki, “Velegad kerremna beni âdem” “Biz insanoğlunu şerefli kıldık, onurlu kıldık.” Dolayısıyla onurlu olan varlık kendi gibi kullara kulluk yapmamalı ve Allah Azze ve Celle işte bu manada, “Ela lehül halku vel emir” “Dikkat edin yaratmak da emretmek de Allah’a aittir” buyurmaktadır. Her şey O’nunsa yaratan O’ysa o halde O’nun dediği olmalı. Emretme yetkisi de O’nundur. Kur’an-ı Kerim’de “İnil hükmü İlla lillah” buyuruluyor. “Hüküm ancak Allah’ındır” başkalarının Allah’ın koyduğu hükümlere aykırı hüküm koyma yetkisi yoktur ve sonra başka bir ayette “Vela yuşriku fi hükmihi ehada” “Allah hükmünde hiç kimseyi kendine ortak etmez” buyrulur. Mesela bir başbakan veya cumhurbaşkanı kendi yetkilerine başkasını ortak eder mi? Etmez. Onun gibi Allah da etmez. İnsan, insan olduğu halde buna razı olmuyor da Allah başkalarını kendi yetkisine ortak etmeye neden razı olsun? İşte ondan dolayı Allah Azze ve Celle bunu reddediyor ve yalnız Bana itaat edin kula kulluk yapmayın buyuruyor.

Tevhid inancı; Allah’tan başka ilahın ve otoritenin olmadığı inancı toplumsal barışı sağlar. Yani toplumsal barış Allah’a itaatin dışında mümkün değildir. Herkes Allah’ın koyduğu kanunlara bağlı kalırsa ancak o zaman barış sağlanabilir başka türlü barış sağlanamaz. Bir sınıf diğer sınıfı ezer, bir ırk diğer ırkı ezer. Ama (kanunları) Allah’tan alacak olursak Allah herkesin Allah’ıdır. Allah herkese adaletle muamele eder. Bir sınıfı veya bir ırkı tutmaz, bir sınıfı ezmez. Yani Tevhid zulmü önler diyebiliriz.

O yüzden Kur’an hakem olmalı, Allah hakem olmalı, Allah’a itaat edilmeli ki zulümler bitsin. Tüm arkadaşlara Selamlar.” *

*https://www.youtube.com/watch?v=EtfQd9JnVfM

22.02.2019 Bolu Cezaevi | Telefon Görüşmesi

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Anasayfa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Alparslan Kuytul Hocaefendi Hakkında Son Durum! | Sayı 95