Ömer Bin Hattab-2 | Sayı 104

14 dakika ortalama okuma süresi
0
0
  1. ÖMER’İN İDARE ANLAYIŞI

Hz. Ömer Radıyallahu Anh, toplumu ilgilendiren meselelerde karar vereceği zaman Müslümanların görüşüne başvurur onlarla istişare ederdi. O, “is­tişare etmeden uygulamaya konulan işler başarı­sızlığa mahkûmdur” demekteydi. İstişarede takip ettiği yöntem şuydu: Önce meseleyi ulaşabildiği Müslümanların çoğunluğu ile görüşür peşinden Kureyşliler’in düşüncesini sorar son olarak da sa­habilerin görüşlerini alırdı. Böylece en isabetli fikir ortaya çıkar ve uygulamaya konulurdu. Hz. Ömer, Müslümanların yaptığı işlerde bir hata gördükleri zaman kendisini uyarmalarını isterdi. Başka dinlere mensup olup zımmî statüsünde bulunan kimseler­le alakalı işlerde de onların görüşlerine başvurur ve meseleyi onlarla istişare ederdi. Bu durum Hz. Ömer’in adalet anlayışının ne kadar kapsamlı oldu­ğunu ortaya koymaktadır.

Hz. Ömer idarede görevlendirdiği memurlarına karşı oldukça ciddi davranır, onların bir haksızlık­ta bulunmalarına asla göz yummazdı. Halka karşı ise son derece şefkatle yaklaşır onların varsa giz­ledikleri problemlerini öğrenip çözümlemek için gece-gündüz uğraşır dururdu. O bu hassasiyeti­ni: “Fırat kıyısında bir deve helak olsa Allah bunu Ömer’den sorar diye korkarım” sözü ile ortaya koy­maktadır. Hz. Ömer, merkezden uzak bölgelerde halkın durumunu yakından görmek için seyahatler yapma yoluna gitmişti. O, insanların çeşitli dertle­rini uzak diyarlarda olmaları sebebiyle kendisine ulaştıramadıklarından endişe ediyordu. Bazı bölge­leri dolaşmasına rağmen başka yerlere gitmeyi ta­sarladığı halde ömrü o şehirlere ulaşmasına yetme­mişti. İslam tarihinde adaletin timsali olarak yerini alan Hz. Ömer hakkında rivayet edilen şu olay onun bu sıfatla bütünleşmiş olduğunun en açık delilidir:

Bir defasında Eslem’le birlikte Harra taraflarında (Medine’nin dış bölgesi) dolaşırlarken ışık yanan bir yer gördü ve Eslem’e: “Şurada, gecenin ve soğuğun çaresizliğine uğramış biri var. Haydi onların yanına gidelim” dedi. Oraya gittiklerinde bir kadını iki ço­cuğuyla üzerinde tencere bulunan bir ateşin etra­fında otururken gördüler. Hz. Ömer, onlara: “Işık­lı aileye selam olsun” dedi. Kadın, selamı aldıktan sonra yanlarına yaklaşmak için izin alan Hz. Ömer, ona yanındaki çocukların neden ağladıklarını sor­du. Kadın, karınlarının aç olduğunu söyleyince, Hz. Ömer merakla tencerede ne pişirdiğini sordu. Kadın, tencerede su bulunduğunu, çocukları, ye­mek pişiyor diye avuttuğunu söyledi ve “Allah bunu Ömer’den elbette soracaktır” diye ekledi. Hz. Ömer, ona: “Ömer bu durumu nereden bilsin ki?” diye sor­duğunda kadın; “Madem bilemeyecekti ve unuta­caktı neden Halife oldu?” karşılığını verdi. Hz. Ömer bu cevap karşısında irkilerek Eslem’le birlikte doğ­ruca erzak deposuna gitti. Doldurdukları yiyecek çuvalını Eslem taşımak istedi. Ancak Hz. Ömer: “Kı­yamet gününde benim yüküme ortak olacak değil­sin. Onun için bırak da yükümü kendim taşıyayım” diyerek buna izin vermedi; çuvalı omzuna aldı ve kadının bulunduğu yere götürdü. Hz. Ömer orada yemeği bizzat hazırlayıp pişirdi ve onları doyurdu. Eslem: “O, ateşe üflerken şakakları arasından çıkan dumanları seyrediyordum” demektedir. Hz. Ömer oradan ayrılırken kadın: “Siz bu işe Ömer’den daha layıksınız” dedi. Hz. Ömer: “Ömer’e dua et. Bir gün onu ziyarete gidersen beni orada bulursun” dedi.

Hz. Ömer Radıyallahu Anh, ümmetin sorum­luluğunu üstlenen kimselerin yüklenmiş olduk­ları görevleri ne şekilde yerine getirmeleri ve makamlarının cazibesine kapılıp sıradan insan­ların yaşayış tarzından kopmadan hükmetmeleri gerektiğini, çağları aşan bir örnek sergileyerek ortaya koymuştur. Bir devlet başkanı ancak bu şe­kilde, insanlardan ve onların günlük yaşamlarından kopmadan adil bir yönetim kurabilir. Hz. Ömer’e adil sıfatını kazandıran, onun bu şekilde İslam’ı yeryüzüne hâkim kılma yolunda varlığını ortaya koymuş olmasıdır. Sert bir mizaca sahip olmasına rağmen insanlara karşı oldukça mütevazı davranır­dı. Geniş toprakları, güçlü orduları olan bir devletin başkanı olması onu diğer insanlar gibi mütevazı ve sade bir hayat yaşamaktan alıkoymamıştır. Paha­lı, lüks elbiseler giymekten kaçınır, diğer insanlar gibi gerektiğinde alelade işlerle uğraşmaktan çe­kinmezdi. Tanımayan kimse onun Müslümanların halifesi olduğunu asla anlayamazdı. Çünkü çoğu zaman giydiği elbise yamalarla doluydu.

Hz. Ömer Rabbine karşı duyduğu sorumluluğun altında öylesine ezilirdi ki kıyamet günü hesaptan, cezasız kurtulmayı başarabilirse sevineceğini söy­lerdi. O, ölüm döşeğinde bu endişesini şu anlamda­ki bir beyitle dile getiriyordu: “Müslüman oluşum, namazları kılıp, orucu tuttuğum müstesna, nefsime zulmetmiş bulunuyorum.”1

DERSLER VE İBRETLER

Hz. Ömer’in ahlakı, işlerinde bir hata görül­düğü zaman Müslümanlar tarafından dü­zeltilmek istenmesi idi. Hiçbir zaman her yaptığının tartışılmaz doğru olduğunu dü­şünmüyor ve hata yapabileceğini kabul edi­yordu. Bu şekilde Müslüman idarecinin ahla­kını bize öğretiyordu. Maalesef günümüzde Müslüman kimlikli idarecilerin bu ahlaktan uzak, biz ne yaparsak doğrudur anlayışı ile kibir ve gurura kapıldığını görmekteyiz. Kendilerine, hangi cenahtan olursa olsun bir eleştiri geldiğinde susturma, sindirme, teh­dit, hapsetme yollarına başvurulmaktadır.

 

İslam’ın temel ilkelerinden biri olan adalet katledilmektedir. Ve yapılanlar karşısında büyük bir kitle susmaktadır. Alparslan Kuy­tul Hocaefendi’nin dediği gibi: “Alimlerin ve Aydınların konuşmadığı toplumlarda kit­leler susmaya ve uyumaya devam ederler. Alimlerin ve Aydınların sessizliği kitleleri sessizliğe kitlelerin sessizliği ise idarecileri diktatörlüğe götürür. O yüzden vazife evvela Alim ve Aydınlara düşmektedir. Mağdurlara, mazlumlara düşmektedir. Önce onlar konuş­malıdır.”2  Şu an zulüm kime yapılırsa yapıl­sın alimleri, aydınları, mağdurları, mazlum­ları bu zulümleri konuşmaya davet ediyoruz. Fakat İslam Medeniyetinde “Bende bir hata görürseniz düzeltin” diyerek, bizzat devlet idarecisi bu çağrıyı yapmaktadır. Bu durum gerçek hürriyetin, adaletin İslam’da olduğu­nu göstermektedir.

  • Hz. Ömer “İtibarda tasarruf olmaz” diyerek her türlü israfı yaparak lüks içerisinde hal­kından kopuk bir hayat yaşamıyor. Gayet mütevazı ve halkı ile iç içe bir hayat yaşıyor. Çünkü bizim dinimizde itibar adalet ile ka­zanılır.*

 

*Bu yazı M.Yusuf Kandehlevi’nin Hayatus Sahabe adlı eserinden alıntı yapılarak hazırlanmıştır.

  1. Şibli Numanî, Bütün yönleriyle Hz. Ömer ve Devlet İdaresi, Terc. Talip Yasar Alp, II, 373
  2. com/watch?v=jBX8gUqJ3SU
  • 28 ŞUBAT’LA İLGİLİ… | Sayı 94

    Alparslan Hoca 24 Ocak’ta hakkındaki tüm suçlamalardan tahliye edildikten sonra henüz 24 s…
  • ADALET ARAYIŞIMIZ SÜRÜYOR| Sayı 94

    30 Ocak 2018’de Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı’na, Alparslan Kuytul Hocaefendi ve Furkan Gö…
  • Hiçbir Şey Kaybetmedik | Sayı 105

    Kıymetli okurlarımız, 663 gün boyunca Bolu F Tipi Cezaevinde haksız bir şekilde tutuklu bu…
  • 105. Sayımız Çıktı

    Başyazarımız Alparslan Kuytul Hocaefendi, “Biz, hakkı söylemenin bedelini ödüyoruz. Bugün …
  • Davud Taşı Calut’u Devirmeye Yeter! | Sayı 104

    Hepimizin de bildiği üzere Kur’an’da Talut- Calut kıssası yer alır. Aslında bu hak ve batı…
  • Aşılayıcı Rüzgarlar | Sayı 104

    “Rüzgârları aşılayıcılar olarak gönderdik…”1 Bundan tam 1400 sene önce, aşılamanın önemi v…
  • Karıştırdılar | Sayı 104

    Bir şişman bir cılız girdi kol kola Zina ve nikahı karıştırdılar Damat telaşıyla çıktılar …
  • Onun İçin Ne Dediler? -3 | Sayı 104

    “Hakkı Haykıran Adam” röportaj serisi ile Alparslan Hoca’nın haksız tutukluluğuna tepki gö…
Daha Fazla
  • Hiçbir Şey Kaybetmedik | Sayı 105

    Kıymetli okurlarımız, 663 gün boyunca Bolu F Tipi Cezaevinde haksız bir şekilde tutuklu bu…
  • 105. Sayımız Çıktı

    Başyazarımız Alparslan Kuytul Hocaefendi, “Biz, hakkı söylemenin bedelini ödüyoruz. Bugün …
  • Davud Taşı Calut’u Devirmeye Yeter! | Sayı 104

    Hepimizin de bildiği üzere Kur’an’da Talut- Calut kıssası yer alır. Aslında bu hak ve batı…
  • Aşılayıcı Rüzgarlar | Sayı 104

    “Rüzgârları aşılayıcılar olarak gönderdik…”1 Bundan tam 1400 sene önce, aşılamanın önemi v…
  • Karıştırdılar | Sayı 104

    Bir şişman bir cılız girdi kol kola Zina ve nikahı karıştırdılar Damat telaşıyla çıktılar …
  • Onun İçin Ne Dediler? -3 | Sayı 104

    “Hakkı Haykıran Adam” röportaj serisi ile Alparslan Hoca’nın haksız tutukluluğuna tepki gö…
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Eğitim Problemleri- Seküler Eğitim ( Sayı 104 )

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Hiçbir Şey Kaybetmedik | Sayı 105

Kıymetli okurlarımız, 663 gün boyunca Bolu F Tipi Cezaevinde haksız bir şekilde tutuklu bu…