Anasayfa Anasayfa Tevhid Daveti Halka Halka Yayılıyor | Sayı 104

Tevhid Daveti Halka Halka Yayılıyor | Sayı 104

14 dakika ortalama okuma süresi
0
0

Hayatımızın en değerli vazifesi ve sorumluluğu olan davet Allah Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sel­lem’in de en büyük sünnetidir. Allah Rasulü Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem peygamber olarak gön­derilmesiyle başladığı davet vazifesine ömrünün sonuna kadar halka halka davetini yayarak devam etmiştir. Davet vazifesi başına ne getirirse getirsin ne tür tehlikelere maruz kalırsa kalsın asla yılmamış insanlara hakkı anlatmaya devam etmiştir. Efendi­miz’in mübarek hayatını incelediğimizde O’nun da­vet aşkıyla yandığını görürüz. Allah Rasulü daveti­ni halka halka şu şekilde yaymıştır: Önce en yakın akrabalarını uyarmakla başlamış, ilgili ve şahsiyetli olarak tanıdığı arkadaşlarına anlatmıştır. Sonra ise davetini herkese yayarak kapı kapı gezmiş özellik­le panayır ve çarşıları, insanların bir araya geldiği kalabalık yerleri fırsat bilerek oralarda anlatmıştır.

Bu şekliyle Allah Rasulü’nün davet hayatının Mekke döneminin tamamını kapladığını görürüz. Yani Mekke’de Allah Rasulü’nün tüm zamanı da­vet etmek ve Dar’ul Erkam’da davetçi yetiştirmekle geçmiştir. O dönemde Allah Rasulü’nü Ukaz Panayı­rında gören ve henüz Müslüman olmayan, Rasulul­lah’ı da daha önce görmemiş olan bir müşrik şunla­rı anlatır: “Ukaz çarşısında bir adam gördüm. Çadır çadır gezip bir şeyler anlatıyordu. Her gördüğüne anlatıyordu. Ben O’nun kadar anlatan bir insan hiç görmedim. Sordum ‘Bu kim?’ dedim. ‘O peygamber olduğunu söyleyen bir adam’ dediler. Arkasında ise O’nun dediğini yalanlayan bir adam geziyordu. ‘Peki bu kim?’ dedim ‘O da O’nun amcası Ebu Leheb’ de­diler.”1 Bu rivayette gördüğümüz üzere Allah Rasulü kendisini hiç tanımayan bir insanın bile O’nun an­latma azminin karşısında hayranlık duyacağı kadar anlatıyordu. Her çadırı tek tek geziyor birçoğunu tanımadığı halde herkese anlatıyor Tevhidden, ahi­retten, kendisinin peygamber olduğundan ve yaşa­dığı zulümlerden bahsediyordu. Allah Rasulü’nün örnekliğinden anladığımız kadarıyla O, ‘her yerde her gördüğüne anlatma’ prensibiyle hareket ediyor her anını davetle geçiriyordu.

Demek oluyor ki İslam’ın o büyük hedeflerine ulaşmanın yolu bir davetçi ordusunun yetişmesi ve bu davetçi ordusunun her an davet yapmasıdır. Bu gaye ile yola çıkan çağdaş davet önderlerimiz de özellikle insanların kalabalık olduğu yerleri değer­lendirmişlerdir. Üstad Hasan el-Benna bulunduğu şehirde insanların en çok kahvehanelere rağbet ettiğini görünce davetini oradan başlatmayı uygun görmüş, kahvehanelerde başlattığı onar dakikalık iman sohbetleriyle halen dünyada ses getiren Müs­lüman Kardeşler Hareketi’nin zeminini oluştur­muştur. Malcolm X, en kalabalık sokak ve caddeleri tercih ederek insanları hidayete davet etmiş ve bu şekilde sesini tüm dünyada duyurmuştur. Kendi yakın tarihimizde de Süleyman Hilmi Tunahanlar trenlerde, Bediüzzamanlar sürgün ve zindanlarda anlatmışlar, yazmışlar, öğretmişler ve bu şekilde davet sancağını yere düşürmeksizin devam ettir­mişlerdir.

Bu şekilde Allah Rasulü’nden bugüne kadar ak­tarılarak gelen davet sancağı şu an Öncü Neslin elindedir. Rabbimizin “İçinizden hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten men eden bir cema­at bulunsun”2 ayetinin muhatabı olarak o davet­çi cemaati oluşturuyoruz elhamdülillah. Bizler de davetçiliğimizin hakkını verebilmemiz için bugün artan imkanlar sebebiyle çok çeşitli yollarla daha fazla insana ulaşmaya çalışmalıyız. Bunun için şun­ları yapabiliriz:

  • Geçen sayılarımızda da ifade ettiğimiz gibi öncelikle aile ve akrabalarımızla davete baş­lamalıyız. Onlarla haftada bir ya da on beş günde bir toplanıp İslam’ı anlatmayı mutat hale getirmeli ve içlerinden özellikle de ilgili ve şahsiyetli olanları seçerek birebir ilgilen­meliyiz.

“En yakınlarını uyar”3 ayetindeki en yakın kapsamına giren komşularımızla başlama­lı, ön tanışmadan ve selamlaşmadan sonra ailemizle birlikte ziyaretler yapmalı, hâlâ

onlarla tanışmadıysak tanışma­nın yollarını bulmalıyız. Bununla birlikte onların ziyaretlerine gidip çaylarını içmeli, evimize gelip git­melerini sağlamalıyız. Mübarek gün ve gecelerde bayanlar için komşularını evine çağırıp, Kur’an okuyup, İslam’ın mesajını anla­tarak değerlendirmesi davet için güzel bir vesile olacaktır. Beyler de mübarek gün ve gecelerde mahalle camisine giderek bulduğu fırsatta oradakilerle tanışmayı ve konuş­mayı deneyebilirler. Komşuları­mızdan uygun ve istekli olanlara Kur’an-ı Kerim okumayı öğretebi­lir ve onlardan genç olanlara oku­ması için kitap verebiliriz.

  • Bununla birlikte biraz önce ver­diğimiz örneklerde olduğu gibi özellikle insanların kalabalık oldu­ğu mekanlara onları İslam’a davet etmek amacıyla gitmeli ve oralarda kısa süreli konuşmalar yapmalıyız. Günümüzde kahvehaneler, otobüs ve dol­muşlar, trenler, duraklar, parklar, çay bahçe­leri, kafeteryalar, hastaneler vb. yerlerde ka­labalıklara yahut da en azından yanımızdaki kişilere İslam’ı anlatmalıyız. Buralarda ya­pacağımız davette; ne konuşacağımız, nasıl hitap edeceğimiz çok önemlidir. Bu yüzden böyle ortamlara davet için gireceğimizde hazırlık yapmamız yerinde olacaktır. Bu ko­nuda arkadaşlarımıza yardımcı olması ama­cıyla dergimiz tarafından hazırlanan Tevhid broşürü çantamızdan eksik olmamalıdır.
  • Bu şekilde topluma açık mekanlarda anlat­maya devam edeceğimiz gibi aynı şekilde oturduğumuz mahallemizi ve komşularımızı kapı kapı gezerek, bir caddedeki dükkanları tek tek gezip Tevhidi anlatarak davet vazife­sini birebir davet olarak da yerine getirme­liyiz.
  • Herkese ulaşmak amacıyla bir örnek olarak akrabalarımızdan ve tanıdıklarımızdan ha­pishanede olan varsa onlara Tevhidi anlatan bir mektup yazıp hapishanedeki arkadaşla­rına o mektubu okumalarını söyleyebiliriz. Bu konuda Muhterem Hocamızın zindan­dan yazdığı mektubu yazarak göndermemiz güzel olacaktır.
  • Çağımızın kitle iletişim aracı sosyal medya üzerinden de İslam’ı anlattığımız paylaşım­larda bulunmalı, etkileyici video ve görsel­lerle özellikle de Marifetullah- Muhabbetul­lah ve Tevhid üzerinde durarak bu mecrayı bir davet vasıtası olarak kullanmalıyız.
  • Bundan daha özel bir alan olarak WhatsApp iletişim hattını da değerlendirmeliyiz. Özel­likle de birebir ilgilendiğimiz insanlara bu hat üzerinden ayet-hadis, güzel söz gönde­rebilir bazı videoları paylaşabiliriz.
  • Bunun dışında yapabileceğimiz o kadar çok şey var ki şüphesiz her insanın kalbine giden bir yol vardır. İslam davetçisi o yolu bulmalı ve insanların kalplerine hidayet tohumlarını ekmelidir. Hidayetin kime nasip olacağı belli de olmadığı için her yerde herkese her fır­satta anlatmalıyız. Unutmayalım sloganımız “Her an davet herkes davetçi…”

 

 

  1. Hayatü’s Sahabe, Allah’a ve Rasulü’ne Davet
  2. Al-i İmran, 104
  3. Şuara, 214
Daha Fazla
  • Hiçbir Şey Kaybetmedik | Sayı 105

    Kıymetli okurlarımız, 663 gün boyunca Bolu F Tipi Cezaevinde haksız bir şekilde tutuklu bu…
  • 105. Sayımız Çıktı

    Başyazarımız Alparslan Kuytul Hocaefendi, “Biz, hakkı söylemenin bedelini ödüyoruz. Bugün …
  • Davud Taşı Calut’u Devirmeye Yeter! | Sayı 104

    Hepimizin de bildiği üzere Kur’an’da Talut- Calut kıssası yer alır. Aslında bu hak ve batı…
  • Aşılayıcı Rüzgarlar | Sayı 104

    “Rüzgârları aşılayıcılar olarak gönderdik…”1 Bundan tam 1400 sene önce, aşılamanın önemi v…
  • Karıştırdılar | Sayı 104

    Bir şişman bir cılız girdi kol kola Zina ve nikahı karıştırdılar Damat telaşıyla çıktılar …
  • Onun İçin Ne Dediler? -3 | Sayı 104

    “Hakkı Haykıran Adam” röportaj serisi ile Alparslan Hoca’nın haksız tutukluluğuna tepki gö…
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Anasayfa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Hiçbir Şey Kaybetmedik | Sayı 105

Kıymetli okurlarımız, 663 gün boyunca Bolu F Tipi Cezaevinde haksız bir şekilde tutuklu bu…