Anasayfa Anasayfa Türkiye Ve Dünya Haberleri | Sayı 98

Türkiye Ve Dünya Haberleri | Sayı 98

35 dakika ortalama okuma süresi
0
1

TÜRKİYE HABERLER

                YARGI REFORMU! STRATEJİ Mİ YOKSA İTİRAF BELGESİ Mİ?

                Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, adalet, hak ve özgürlüklerde değişiklikleri kapsayan Yargı Reformu Stratejisi Belgesi’ni açıkladı. Yargı reformu belgesinin hem vatandaşların sisteme güvenini artıracağını hem de daha öngörülebilir yatırım ortamına yardımcı olacağını vurgulayan ve adaletin küçüldüğü yerde zulmün büyüyeceğini ifade eden Erdoğan, bu belge ile ifade özgürlüğünün güçlendirilmesi ve daha ileriye taşınması konusunda yeni yaklaşımlar ortaya koyacaklarını dile getirdi. Alparslan Kuytul Hocaefendi ise cezaevinden ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde yargı reformu hakkında açıklamalarda bulunarak yaşanan ekonomik krizin ve Avrupa’dan gelen baskıların bir sonucu olarak böyle bir adım atıldığını, vaat edilenlerin ve tanınan hakların Allah’ın adaletinin gereği olarak yapılmadığını ifade etti. Atılan adımları samimi görmediğini belirten Hocaefendi, “Özgürlükleri genişleteceklermiş, insan haklarına önem vereceklermiş, uzun tutukluluk sürelerini kısaltacaklarmış, uzun süren mahkemeleri daha kısa zamanda halletmeye çalışacaklarmış. Aslında bunlar neyin itirafıdır? Özgürlükleri aşırı derecede kısıtladıklarının, insan hakları, adalet diye bir şey bırakmadıklarının itirafıdır. Demek ki bu konularda ne kadar kötü duruma geldiğimizi kabul ettiler, bu bir itiraftır” ifadelerini kullandı.

                S-400 MÜ? F-35 Mİ? BİLMECESİ

                Uzun bir süredir tartışılan ve hâlâ nihai bir çözüme kavuşturulamayan Ankara-Washington hattında devam eden S-400 ve F-35 krizi ‘doğrudan yaptırımlar’la yeni bir sürece girdi. NATO üyesi olan ve ABD’den F-35 savaş uçakları siparişinde bulunan Türkiye’nin, Rus yapımı S-400 savunma sistemlerini alma kararı NATO ülkelerini ciddi manada rahatsız etmiş ve ABD bu konudaki net tavrını, “S-400 alınırsa F-35 yok” diyerek belirtmişti. Konu ile alakalı açıklamalarda bulunan Washington yönetimi, Türk pilotlara ABD’nin Arizona eyaletinde verilen eğitimin sonlandırıldığını, Türkiye’nin F-35 savaş uçağı projesinden çıkarılacağını ve Rusya ile imzaladığı ‘S-400 anlaşmasını iptal etmesi için’ 2 ay süre tanıdıklarını açıkladı. Ayrıca “Türkiye, eski bir NATO müttefiki. Buna rağmen S-400 konusunda pozisyonumuzda bir değişiklik yok. Türkiye, S-400 alırsa çok gerçek ve ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalacak” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise S-400 konusu bizim için ve Rusya için bitmiştir, önümüzdeki ay teslimatlar başlayacak, yaptırımlara ihtimal vermiyorum. Burası kasaba devleti değil, burası Türkiye Cumhuriyeti. Burada tükürdüğümüzü yalarsak devlet terbiyemize uymaz, benim de devlet adamlığıma uymaz” ifadelerini kullandı.

                AHLAKSIZ ETKİNLİĞE MAHKEMEDEN VİZE!

Ankara Valiliği, Ankara Barosu’nun 29 Mayıs 2018’de “Homur Homur, İz, Yeniden Doğuş, Solo, Mahallede LGBTİ+ Olmak, Hükmü Yok, Kurneqiz, Mikado” filmlerinden oluşan LGBTİ+ kısa film seçkisi gösterimini toplumsal hassasiyetler gerekçesiyle yasaklamıştı. Yasağın ardından Ankara Barosu, Ankara 13. İdare Mahkemesi’ne kararın iptali için dava açtı. Ankara Barosu açtığı davada Ankara Valiliği’nin yasak kararının gerekçelerini somut olarak ortaya koymadığını ve devletin görevinin barışçıl bir şekilde filmleri izleyecek kişileri korumak olduğunu vurgulayarak yasak kararının hukuka aykırı olduğunu belirtti. İncelemenin sonucu mahkemenin 26 Mart tarihli ara kararında, “birkaç vatandaş tarafından söz konusu filmlerin gösteriminden duyulan ahlaki rahatsızlığın belirtildiği ve hatta bu şikâyetlerden birinin Malatya’da oturan bir vatandaştan geldiği anlaşılmıştır” denildi. Ara kararın ardından Ankara 13. İdare Mahkemesi dava dosyasını inceleyerek oy birliği ile verdiği kararda Ankara Valiliği’nin savunmasında ileri sürdüğü “terör örgütlerinin karşıt görüşteki karşı eylem hazırlığı içinde bulunduğuna yönelik elde edilen istihbari bilgiler”in olmadığını ayrıca, “birkaç vatandaşın rahatsızlık belirten şikâyeti” üzerine verilen yasak kararının “demokratik toplumun gerekleri”ne aykırı olduğuna hükmetti.

                ERDOĞAN’DAN İSRAİL HALKINA BAŞSAĞLIĞI MESAJI

                Siyonist İsrail Rejimi Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin’in eşi Nehama Rivlin 74 yaşında öldü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Siyonist İsrail Rejimi Cumhurbaşkanı Reuven Rivlin’in eşinin ölümü dolayısıyla Rivlin’e oldukça samimi bir taziye mesajı gönderdiği, mesajında “Büyük üzüntü içerisinde eşiniz hanımefendi Nechama Rivlin’in ebediyete göçtüğünü öğrendim. Hanımefendi Rivlin’in vefatının İsrail halkında büyük üzüntüye sebep olduğuna tanık oldum. Baş sağlığı dileklerimi ailenize ve İsrail halkına iletirim. Acınızı tüm kalbimle paylaşıyor, size ve ailenize sabır diliyorum” ifadelerini kullandığı belirtildi.

                ERDOĞAN-TRUMP GÖRÜŞMESİ NELERE KADİR!

                Reuters Haber Ajansı Trump- Erdoğan görüşmesinin hemen ardından Türkiye’de tutuklu bulunan NASA çalışanı Serkan Gölge’nin serbest bırakıldığını yazdı. Gölge’nin eşi NASA’da çalışan eşinin serbest bırakıldığını açıkladı. NASA çalışanı 38 yaşındaki Gölge, 2016’da Hatay’da gözaltına alınmış ve FETÖ suçlamasıyla 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmıştı. Gölge, Şubat 2018’de de 7,5 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. ABD, mahkûmiyet kararının “güvenilir deliller olmaksızın” alındığını ve bundan dolayı kaygı duyulduğunu açıklamıştı. Erdoğan- Trump görüşmesinin hemen sonrasında gelen bu tahliye haberi, ‘yargı bağımsızlığına bir kez daha gölge düşürüldü’ yorumlarına sebep oldu.

                DOĞU TÜRKİSTAN SIRTINDAN BIÇAKLANDI

                Türkiye, Doğu Türkistan konusunda Çin’e destek verdi. BBC Türkçe’de yer alan habere göre Pekin’de Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal ile bir araya gelen Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, daha sonra yayınlanan açıklamasına göre öncelikle Türkiye ile ilişkilere büyük önem verdiklerini ve “Türkiye’nin, Çin’in Doğu Türkistan’daki terörist oluşumlara karşı mücadelesini desteklemesini ve ülkelerimiz arasındaki genel stratejik iş birliği ortamını korumasını umuyoruz” ifadelerini kullandı. Çin, son yıllarda Sincan bölgesinde meydana gelen saldırılardan Türkistan İslam Partisi’ni (TİP) sorumlu tutuyor. Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre ise, Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal görüşmede Ankara’nın Çin’in ulusal bütünlüğünü koruma yönündeki çabalarını ve terör unsurlarına karşı mücadelesini desteklediğini ve Çin ile karşılıklı çıkarlara dayalı iş birliğini derinleştirme arzusunda olduğunu söyledi.

                TRAJİKOMİK AÇIKLAMALARA YENİLERİ EKLENİYOR

                Soylu: Son 300 yılın en güçlü dönemindeyiz: Kim ne derse desin, biz son 300 yılın en güçlü dönemindeyiz. Bu topraklarda ne zaman güçlendiysek hep sorunlarla karşılaştık. İnsanımızı birbirine düşürdüler. Bugün geldiğimiz noktada güçlü bir Türkiye var. Avrupa’ya, mağdur olana elini uzatan bir Türkiye olduğumuzu da gösterdik.

                Erdoğan: Demokraside ve ekonomide Türkiye’ye sınıf atlattık: Cumhurbaşkanı Erdoğan, “82 milyon vatandaşımızı ‘Türkiye ortak paydası’ altında bir araya gelmeye davet ediyoruz. Hepimiz 82 milyonluk Türkiye gemisinin yolcularıyız. Elbette eksiklerimiz hatta hatalarımız olmuştur ama Türkiye’ye kazandırdıklarımızı kimse inkâr edemez. Demokraside ve ekonomide Türkiye’ye sınıf atlattık” ifadelerini kullandı.

                Berat Albayrak: Üç ay sonra tek haneli enflasyonları göreceğiz: Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, yaptığı konuşmada ‘3 ay sonra eylül ve ekim ayları gibi büyük bir ihtimalle tek haneli enflasyonları görmeye başlayacağız’ açıklamasında bulundu. Bakan Albayrak’ın ‘hayal alemi’nde yaşadığını belirten Merkez Bankası eski Başkanı ve İYİ Partili Durmuş Yılmaz, şu açıklamayı yaptı: “Cari açığımız kapanıyor, dengeleniyoruz dediği şey 4 milyon 730 bin işsiz demektir. Bu daha da artacaktır. Bunun övünülecek bir tarafı yok. Dengelenme denilen şey ekonominin küçülmesi, fakirleşme demek. Bundan başarı hikayesi çıkarmanın anlamı yok.”

DÜNYA HABERLER

                AVRUPA’DA İSLAM DÜŞMANLIĞI           

                Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesi Müslüman karşıtlığı, sadece söylem veya zaman zaman görülen saldırılarla sınırlı kalmayarak yasal düzenlemelere yansıdı. Bunun en son örneklerinden biri, aşırı sağcıların iktidarda olduğu Avusturya’da görüldü. Seçimlerden önce Avusturya parlamentosu, ilkokullarda başörtüsü yasağını onayladı. Fransa’da ise Senato, hükümetin hazırladığı okul yasası kapsamında okul gezilerinde öğrencilere refakat eden annelerin başörtüsü takmasını yasaklayan maddeyi onayladı. Danimarka’da da aşırı sağın provokasyonları devam ediyor. Aşırı sağcı Sıkı Yön (Stram Kurs) lideri Rasmus Paludan, 22 Mart’ta parlamento önünde kılınan cuma namazını protesto için Kur’an-ı Kerim yaktı. Almanya’da ise bu yılın ilk altı ayında yapılan İslamofobik saldırılar, günde ortalama en az bir tane saldırı yapıldığını gözler önüne serdi. Geçtiğimiz haftalarda da iki gün içerisinde 3 camiye yapılan çirkin saldırılar cami cemaatini tedirgin etti. Bazı camilerde kapılar kilitlenerek namaz kılınıyor.

                DÜNYA MÜSLÜMANLARI ZULÜM ALTINDA İNLİYOR

Yemen: Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu, Yemen’de hamilelik ya da doğum sırasında yaşananlar nedeniyle her iki saatte 1 anne ve 6 bebeğin öldüğünü duyurdu. Ayrıca ülkedeki sağlık kurumlarının sadece yüzde 51’inin tüm gücüyle faaliyet gösterdiği ancak bunların da şiddetli derecede ilaç, ekipman ve çalışan eksikliği yaşadığı bildirildi.

Doğu Türkistan: Doğu Türkistan’da halk, yoğun baskı altında bulunuyor. Bölge genelindeki tüm camiler kameralarla gözetim altında tutuluyor. Uluslararası bağımsız kuruluşların verilerine göre Doğu Türkistan genelindeki toplama kamplarında 1 ila 3 milyon arasında Müslüman tutuluyor. Uygurların soykırım ve asimilasyon merkezi olarak tanımladığı kamplara götürülenlerin ibadet etmesinin kesinlikle yasak olduğu ifade ediliyor.

Suriye: Suriye İnsan Hakları Ağı, Suriye’de geçen ay 107’si çocuk ve 62’si kadın olmak üzere toplam 416 sivilin öldürüldüğü, Esed rejimi ve Rusya’nın İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’nde yaklaşık bir ayda 24 sağlık merkezini vurduğunu duyurdu.

Arakan: Uluslararası Af Örgütü tarafından hazırlanan insan hakları raporunda Myanmar ordusunun Arakan’a gıda ve ilaç sokmadığı açıklandı. Raporda Ocak 2019’dan bu yana Arakan eyaletinde, gözaltına alınanlara işkence ve diğer türde kötü muamele uygulandığı vurgulandı. Son zamanlarda yaşanan şiddet olaylarında 30 binin üzerinde kişinin yerinden edildiği, Myanmar yetkililerinin şiddetten etkilenen bölgelere insanî yardım erişimini de engellediği ifade edildi.

Mısır: İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Mısır’ın kuzeydoğusunda yer alan Sina Yarımadası’nda ordu ve polis ekiplerinin terörle mücadele kapsamında yürüttüğü operasyonlarda, bölgede yaşayan sivillere karşı uzun yıllardır savaş suçu işlediğini belirterek operasyonları bitirme çağrısı yaptı. HRW tarafından iki yıllık araştırma sonucu hazırlanan 134 sayfalık raporda 2013 yılından bu yana karadan ve havadan yapılan saldırılar sonrası yüzlerce sivilin işkence, keyfi gözaltı, adam kaçırma ve yargısız infaz gibi eylemlere maruz kaldığı belirtiliyor.

Libya: Dünya Sağlık Örgütünden yapılan yazılı açıklamaya göre, Trablus’taki çatışmalar sonucunda 40’ı sivil toplam 562 kişi öldü, 2855 Libyalı da yaralandı. Libya’nın doğusundaki askeri güçlerin lideri General Hafter, başkent Trablus’u ele geçirmek için 4 Nisan’da saldırı emri vermiş, bunun üzerine Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) birlikleri de Burkan el-Gadab operasyonunu başlatmıştı.

                MUHAMMED MURSİ ŞEHİT OLDU

                Abdulfettah Sisi tarafından gerçekleştirilen darbe sonrası yönetimden uzaklaştırılan ve 2357 gündür Mısır zindanlarındaki direniş destanını sürdüren Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, mahkeme salonunda şehadete yürüdü. Mursi, “Anayasamız Kur’an’dır” açıklamasıyla Müslümanların gurur kaynağı olmuştu. Mursi’nin sağlık durumunun da oldukça kötü olduğu açıklanmıştı. Mahkeme salonunda şehit düşen Muhammed Mursi’nin cenazesi, yoğun güvenlik önlemleri altında, ailesi ve avukatlarının eşliğinde Kahire’de gizlice toprağa verildi. Dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan Müslümanlar ise İslam’a adanmış bir ömrün şehadeti üzerine gıyabi cenaze namazı kıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Tarih, Mursi’nin şehadetine yol açan zalimleri asla unutmayacaktır” ifadeleri ise sosyal medyada tepkilere sebep oldu. Vatandaşlar, zalim Sisi cuntasına teslim edilen İhvan üyesi Muhammed Abdulhafız’ı ve Türkiye zindanlarında bulunan Alparslan Hoca’yı hatırlatarak, Erdoğan’ın söyleminde samimi olmadığını ifade ettiler.

                Yaklaşık 17 aydır Bolu Cezaevinde olan Alparslan Kuytul Hoca, eşi Semra Kuytul aracılığıyla Muhammed Mursi’nin şehadeti hakkında şunları söyledi: “Ailesinin ve ümmetimizin başı sağolsun. Muhammed Mursi bizim nazarımızda şehittir. O sonuna kadar dik durdu, onun şehadetinin Müslümanlara bir dik duruş örneği olmasını diliyorum.”

                SİYONİSTLER’İN GÖZÜ ÇOCUKLARDA

Filistinli esirlerle ilgili yayımlanan yeni bir raporda, 28 Eylül 2000 tarihinde Aksa İntifadası’nın başlamasından bu yana işgal yönetiminin Filistinli çocuklara yönelik baskı ve alıkoymalarının artarak devam ettiği vurgulandı. Raporda, belirtilen tarihten bu yana 16500 Filistinli çocuğun işgalciler tarafından esir alındığı belirtildi. Bu bilgiler esirlerle ilgili sorunlar konusunda uzman olan Abdunnasır Fervane’nin işgalciler tarafından Filistinli çocukların alıkonulmasıyla ilgili raporunda yer aldı. Rapora göre 2000-2010 yılları arasında çocukların esir alınmasının yıllık ortalaması 700. Bu ortalama 2010’dan sonraki süre içinde ciddi şekilde arttı ve yıllık ortalama 1250’ye çıktı. 2015’teki Kudüs İntifadası’ndan sonra ise belirgin bir şekilde artmaya devam ediyor.

                ABD İLE İRAN ARASINDAKİ “URANYUM” KRİZİ

                Dünya, ABD ile İran arasına uzun süredir devam eden yaptırımlar krizine şahitlik ediyor. İki ülke arasında karışlıklı tehditlerle devam eden kriz, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum kapasitesini artırma kararı sonrası daha da kızıştı. İran Atom ve Enerji Bakanlığı Sözcüsü Behram Kemalundi, zenginleştirilmiş uranyum kapasitesinin 4 kat artırıldığını duyurdu. Bu kararın Uluslararası Atom Kurumuna bildirildiğini belirten Kemalundi, nükleer anlaşmadaki bazı taahhütlerin askıya alınması için Avrupa’ya verilen ültimatom doğrultusunda 3.67 olan zenginleştirilmiş uranyum kapasitesinin 4 katına çıkartılacağını açıkladı. İran’ın yeteri kadar sabrettiğini ve alınan kararın hukuki olduğunu söyleyen Kemalundi, “Bu karar aynı zamanda muhataplarımız için siyasetlerini değiştirmeleri ve nükleer anlaşmaya tekrar dönmeleri adına bir fırsattır” ifadelerini kullandı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Morgan Ortagus da İran’ın nükleer anlaşmadaki uranyum üretim limitini aşmaması uyarısında bulunarak, “İran’ın nükleer silah edinme şantajını tolere etmeyeceğiz. Nokta” ifadelerinde bulundu.

Daha Fazla
Yazardan Daha Fazla: Furkan Nesli
Kategoriden Daha Fazla: Anasayfa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz atmak ister misiniz?

Furkan Neslinin Değerli Okurlarına; “Biz Kocaman Bir Aileyiz”

Yayın hayatına başladığımız günden bugüne bizi yalnız bırakmayıp takip eden, eksikliğini b…