İçinde bulunduğu zaman dilimini asr-ı saadete çeviren İslam Medeniyeti, içerisinde birçok toplumsal sistemi barındıran bir medeniyet olma özelliğine sahiptir. Bu sistemler kâmil bir yapıya sahip olmakla birlikte kadim bir tarihe de sahiptir. İslam Medeniyeti tarihinde eğitim müessesesinin zenginliği sebebiyle seriye kaldığımız yerden devam ediyor ve “Emeviler ve Abbasiler Döneminde Eğitim” konusunu sizlere aktarıyoruz.
EMEVİLER DÖNEMİ EĞİTİM FAALİYETLERİNE GENEL BAKIŞ
Hz. Peygamber döneminde camii ve mescitlerde başlayan ilmi faaliyetler dört halife döneminde gelişim göstermiştir. Emeviler döneminde eğitim ise büyük camiiler, mescitler, küttablar, saray ve alimlerin evlerinde tahsil edilmek sureti ile yaygınlaşmıştır. İlmi faaliyetlerin yapıldığı alanların dalga dalga yayılması muhakkak ki ilim adamlarının yetişmesini, ilmi faaliyetlerin gelişmesini ve mevcut ilim dallarının yanı sıra çeşitli ilim alanlarının doğmasını sağlamıştır.
Emevi devlet yönetiminde görülen bazı farklılıklar kendini eğitim sahasında da göstermiştir. Bu dönemde eğitim alanı olarak kullanılan mekânlardan bir tanesi de sahra ve çöller olmuştur. Kaynaklardan edinilen bilgiler doğrultusunda Suriye çölünün, Emevi şehzadelerinin ve dil öğrenmek isteyen kimselerin fasih Arapça ve şiir öğrenmeleri için bir okul durumunda olduğu şüphesizdir. Bu misallerin başında Muaviye b. Ebu Süfyan’ın oğlu Yezid’i eğitim sebebi ile çöle göndermesi gelmektedir. Çöller, şehzadelerin yanı sıra Arap dil bilimcilerinin de ilim tahsil ettiği, kadim Arapçanın fasih Muhadese1 ve sarf-nahiv2 ilimlerinin derinliklerine inebildiği medreseler konumundaydı. Burada yetişen Arap dil bilimcilerine baktığımızda karşımıza meşhur dil alimi Halil b. Ahmed, Beşşâr b. Bürd gibi Arapçanın inceliklerine vakıf isimler çıkmaktadır. Eğitimin çöllerde yapılmasının sebebi olarak çöl ortamının ve bedevi hayatın, hadari3 hayata nispetle gerek dil gerek yaşam tarzı gerekse kadim gelenek ve kültürden kopmamış yapıya sahip yerler olması gösteriliyordu. Ayrıca İslam Medeniyetinde eğitimden amaç yalnızca birtakım bilgileri öğrenmek değil kişinin cesaret, sabır, vefa gibi hasletleri kazanması olduğu için bu mekânlarda yapılan eğitim, ilmi gelişim ile beraber manevi gelişimin de gerçekleşmesini sağlıyordu.
Çöl eğitiminin yanı sıra saraylarda gerçekleştirilen eğitim de eğitimin önemli mekanlarından birini teşkil ediyordu. Abdülmelik b. Mervan zamanından itibaren saraylarda düzenli olarak görev yapan bir muallim bulunmaktaydı. Bu muallimlerin saray içinde esas görevi halifenin oğullarını eğitmek, onlara yüzme dersi vermek ve onları az uyumaya alıştırmaktı. Emevi halifelerinden Abdülmelik b. Mervan dönemin sıbyan muallimi olan Haccac b. Yusuf Es-Sakafi’yi çocuklarının eğitimi ile vazifelendirirken Hişam b. Abdülmelik ise Süleyman el-Kelbi’yi vazifelendirmiştir. Halifelerin ve İslam devletinin hizmetinde bulunması sebebi ile çocuklarının eğitimine yeteri kadar vakit ayıramayan kimselerin evlatlarına eğitim vermekle görevli olan kimseler rastgele bir eğitim ile değil oldukça düzenli ve sistemli bir eğitim programı ile ilerlemekteydiler. Belirlenen eğitim programına göre hoca olarak tayin edilen kişi çocuğa Kur’an’ı öğretmek, en güzel şiirleri ezberletmek, haram helali anlatmak bununla beraber hitabet ve megazi4 ilimlerini de öğreterek çocuğa şuur kazandırmakla vazifeliydi.
Emeviler döneminde küttabların sayısı da oldukça artmıştı. “Emsar” adı verilen büyük şehirlerin neredeyse tamamında küttablar bulunmaktaydı. Öyle ki her bir köyde ve mahallede bir küttab bulunmaktaydı. Küttablarda eğitim alan çocuklar kabiliyetlerine göre mescitlerde yer alan ilim halkalarına yönlendiriliyor, böylelikle bir hedef doğrultusunda gelişmeleri sağlanıyordu. Küttablar toplumun bir kesimine değil; hür, köle, mevlâ gibi herhangi bir sınıf ayrımı gözetilmeksizin toplumun her kesiminin eğitim alabildiği bir okul olma özelliğine de sahipti.
Bu dönemde dil ve edebiyat gelişmiş, nahiv ve sarf çalışmaları ilerlemiş, kıraat ve tefsir çalışmalarına da ağırlık verilmiştir. Kıraat-ı seb’a denilen yedi kıraat imamından üçü (İbn Amir, İbn Kesir, Asım) bu dönemde yetişmiştir.
ABBASİLER DÖNEMİ EĞİTİM FAALİYETLERİNE GENEL BAKIŞ
Abbasiler döneminde okullar, küttablar ve camiler önemli eğitim kurumları arasında sayılmaktadır. Medrese kurumunun temellerinin atıldığı Abbasiler döneminde medrese eğitimine geçilmeden önce camilerde yapılan eğitimin dönemin en zirve eğitimi olduğu görülmektedir. Halife Harun Reşid tarafından yeniden revize edilen Mansur Camii, Hatib el-Bağdadi; meşhur dil alimi Kisai, Ferra ve Ahfeş el-Evsat gibi nice önemli alimlerin ders verdiği, kitaplar telif ettiği eğitim alanları konumunda idi.
Medreseleşme Aşaması
Medreseler eğitim faaliyetlerinin daha düzenli ve sistematik yapıldığı eğitim kurumlarıdır. İslam tarihinde eğitimin medreselere taşınmasını sağlayan sebepleri aşağıdaki maddeler ile izah etmek mümkündür:5
Camilerde yapılan dersler aynı zamanda namaz kılmak için camiye gelen halkın sükûnet ile namaz kılmasının önüne geçebilmekteydi. Kahire’de bulunan Ezher Camii 988 yılından itibaren tedrisata tahsis edilmiş sadece cuma namazlarının kılınmasına müsaade edilmiştir ancak bu da tam bir çözüm olmamıştır.
İlim dalları genişleyip, münazara edilen yeni konuların zuhur etmesi bu ilimlerin (Fıkıh ve Kelam gibi) daha özel yerlerde tartışılmasını gerekli kıldığından camiler artık bu konu için uygun olmayan yerler konumunda olmuştur.
Eğitimin daha sistematik ilerlemesini ve düzenli bir usul ile gerçekleştirilmesi hedeflenmekteydi.
Abbasiler dönemi eğitim faaliyetlerine bir sonraki sayımızda kaldığımız yerden devam edeceğiz.
1. Muhadese: Pratik konuşma
2. Sarf-Nahiv: Arapça dil bilgisinin temelini teşkil eden iki konu
3. Hadari: Yerleşik hayat
4. Megazi: Hz. Peygamberin savaşlarını konu edinen ilim dalı
5. Prof. Dr. İbrahim Sarıçam, Prof. Dr. Seyfettin Erşahin, İslam Medeniyeti Tarihi