Makale

Kur’an’ın İnfak Çağrısı

Paylaş:

Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz, mü’minleri her alanda fazilet ve üstün ahlaka çağırmaktadır. Bunlardan birisi “karz-ı hasen”dir. Mü’minler, Allah yolunda kullanılmak ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmek maksadıyla farz olan zekâtın haricinde infak ve sadaka vermeye davet edilmektedirler. Bununla birlikte bir de karz-ı hasen adıyla mali yardıma davet edilmektedirler.

Karz, terim olarak “geri ödenmek üzere verilen mal veya birine ödünç/borç verme” demektir. Karz-ı hasen ise “güzel bir borç vermek” demek olup tamamıyla Allah’ın rızası gözetilerek O’nun emrettiği yerlere harcamada bulunmak manasına gelir. Kur’an-ı Kerim’de karz ve türevleri on üç yerde geçmekteyken, karz-ı hasen terimi bir yerde İsrailoğullarını teşvik1 için diğerleri de Müslümanlara hitap etmek üzere altı ayette zikredilmektedir. Şimdi bunlardan bazı ayetleri görelim:

“Kim Allah’a güzel (karşılık beklemeden) bir borç verirse Allah da bunu kat kat fazlasıyla öder. Daraltan da genişleten de Allah’tır ve O’na döndürüleceksiniz.”2

“Kim Allah’a güzel bir borç verecek ki, Allah da onu kendisine kat kat ödesin. Ona çok değerli bir mükâfat da vardır.”3

“Eğer siz Allah’a güzel bir borç verirseniz, Allah onu size kat kat öder ve sizi bağışlar. Allah, şükrün karşılığını verendir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).”4

“…Allah’a güzel bir borç verin. Hayır olarak kendi nefisleriniz için önceden takdim ettiğiniz şeyleri daha hayırlı ve daha büyük bir ecir (karşılık) olarak Allah katında bulursunuz…”5

Görüldüğü gibi ayetlerin tamamında Allah Azze ve Celle, mü’min kullarını temsili bir anlatımla kendisine borç vermeye davet etmekte, bunu da “güzel bir borç” olarak nitelemektedir. Yukarıdaki ilk ayette6 yüce Allah kullarına karz-ı hasen çağrısı yapmadan evvel, bir ayet öncesinde onların Allah yolunda savaşmalarını emretmektedir. Ayetin siyak ve sibakına bakıldığında Allah Azze ve Celle adeta iman sahibi kullarını, “Allah yolunda veya Allah için harcamanız gerektiğinde, canlarınızı ve mallarınızı harcamaktan, Allah’a ödünç vermekten sakınmayın, bu konuda gevşeklik göstermeyin” diye ihtar etmektedir. Şehid Seyyid Kutub bu ayetin tefsirini yaparken der ki: “Ölüm ile hayat nasıl elindeyse, Allah’ın çıkmasını takdir etmediği bir can nasıl ki sahibi savaşa katıldı diye kayba uğrayacak değilse mal da böyledir, Allah yolunda harcandı diye kaybolmaz. O, Allah’a verilmiş bir karşılıksız borç (karz-ı hasen)tur. O’nun katında teminat altındadır. O, onu kat kat fazlası ile geri verir. Dünyada mal, bereket, mutluluk ve huzur olarak geri verir. Ahirette ise yine mutluluk, cennet nimeti, hoşnutluk ve kendine yakınlık derecesi olarak geri verir.”7

Elmalılı Hamdi Yazır aynı ayetle ilgili şöyle demektedir: “Şimdi kimdir o yiğit ki Allah’a bir karz-ı hasen, yani gönülden koparak iyi niyet ve ihlasla dişinden, tırnağından güzelce kırpıp bir ödünç versin, Allah yolunda mal harcasın da o da yarın ona, birçok defa katlayarak kat kat fazlasıyla versin. Yahut her kim öyle ödünç verirse Allah da ona böyle kat kat verir. Bu katların miktarını ancak Allah bilir. Bununla beraber, ‘...bir tanenin hali gibidir ki yedi başak bitirmiş, her başakta yüz tane var...’8 hesabıyla bire yedi yüz de denilmiştir.9

Rabbimiz, her kim ihlasla ve sadece kendi rızası gözetilerek bir kardeşine yardımda bulunsa, borç verse, onu sanki kendisine yapılmış bir yardım ve borç gibi değerlendirerek o kulunun şerefini artırmaktadır. Karz-ı hasenin iki şeklinden bahsedilmektedir. Birincisi, bir Müslümanın zor durumda olan kardeşine tamamen Allah rızası için onun eli genişleyene kadar bekleyerek borç vermesidir. İkincisi ise, Allah yolunda (cihad için) her türlü ihtiyaç için Rabbinin rızasını kazanmak maksadıyla Allah’a borç vermektir.  “Kim Allah’a güzel (karşılık beklemeden) bir borç verirse Allah da bunu kat kat fazlasıyla öder. Daraltan da genişleten de Allah’tır ve O’na döndürüleceksiniz”10 ayetinin Ebu’d- Dahdah isimli sahabi hakkında indiği rivayet edilir. Bir gün: “Ey Allah’ın Rasulü, benim iki bahçem var. Birini tasadduk etsem onun bir benzeri bana cennette verilir mi?” diye sorunca Peygamber Efendimiz: “Evet” buyurdu. O: “Hanımım Ummu’d- Dahdah da benimle beraber olacak mı?” diye sordu. Efendimiz: “Evet” buyurdu. “Çocuğum da benimle beraber olacak mı?” sorusuna Efendimiz yine “Evet” dedi. Bunun üzerine “Hanîne” adındaki en güzel bahçesini tasadduk etti. Sonra bahçeye varıp kapısında durarak yaptıklarını hanımına haber verdi. Hanımı: “Yaptığın alışverişi Allah mübarek kılsın” dedi. Bunun üzerine bahçeden çıkıp orasını Allah Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e teslim ettiler.11

Öte yandan bir hadis-i kutside, Allah’a güzel bir borç vermenin manası daha müşahhas hale getirilerek hasta ziyareti yapmanın, aç insanın doyurulmasının ve susamış insana su verilmesinin tıpkı Allah’a yapılmış gibi kabul edileceği buyurulmuştur.12

“Karz Allah’a yakınlaşma (kurbet) anlamı içeren bir işlem olup karz alan açısından dünyevi, karz veren açısından uhrevî faydalar içerir.”13 Ayrıca Allah’a verilen borç, Allah için yapılan her türlü harcamadır. Her türlü infak ve sadaka bu sınıfa girer. Bu yüzden tarih boyunca Müslümanlar, İslam’ın gerek davet ve tebliğinde gerek cihad faaliyetlerinde gerekse Müslüman kardeşlerinin zor durumlarında Allah için harcama yapmayı daima devam ettirmişlerdir. Bu açıdan İslam Medeniyetinin inşasında karz-ı hasen unutulmaması gereken bir vazifedir.

1.        Maide, 12

2.        Bakara, 245

3.        Hadid, 11

4.        Teğabün, 17

5.        Müzzemmil, 20

6.        Bakara, 245

7.        Fİ Zilal’il-Kur’an, Seyyid Kutub

8.        Bakara, 261

9.        Hak Dini Kur’an Dili, Elmalılı Hamdi Yazır

10.     Bakara, 245

11.     Fahreddin er-Razi, Mefâtîhu’l-gayb, VI, 141-142

12.     Müslim, Birr 43

13.     DİB İslam Ansiklopedisi, karz md.