“Bir gece, kendisine bazı ayetlerimizi gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah, eksikliklerden münezzehtir. O, gerçekten her şeyi işitmekte ve görmektedir.”1
Sözlükte “yukarı çıkmak, yükselmek” anlamındaki “urûc” kökünden türemiş bir ism-i âlet olan “miraç” kelimesi “yukarı çıkma vasıtası, merdiven” demektir. Terim olarak Hz. Peygamber’in göğe yükselişini ve Allah katına çıkışını ifade eder. Allah Rasulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya yaptığı gece yolculuğu olan İsra’nın ardından, Mescid-i Aksa’dan göğe yükselerek Allah’ın huzuruna kabul edilmesini ifade eder.2
MİRAÇ HADİSESİNİN GERÇEKLEŞTİĞİ DÖNEM
Allah Rasulü’nün ilme’l yakin olarak bildiği hakikatleri artık ayne’l yakin ve bunun da ötesinde hakka’l yakin derecesinde bilmesini sağlayan, Rasulullah’ın büyüklüğüne yer ve gök âleminin şahit olduğu miraç hadisesi Hz. Peygamberin Rahman’ın vereceği teselliyi iliklerine kadar hissedeceği bir dönemde gerçekleşmiştir. Müşriklerin İslam dairesi içerisine girenlere karşı 3 yıl süren bir ambargo (boykot) başlatması; Allah Rasulü’nü himaye eden, çok sevdiği amcası Ebu Talib'in vefatı ve davetin ilk günlerinden itibaren malıyla ve canıyla her an Rasulullah’ın yanında olmuş biricik eşi Hz. Hatice’nin dünyadan irtihalinin ardından gerçekleşen miraç hadisesi Rasulullah’ın Tevhid mücadelesinde kendisine omuz olacak önemli bir destekçi olmuştur. Allah Azze ve Celle miraç hadisesi ile dünyada ailesini yitiren ve hüzünlenen Habibi’ne O’nun hiç yalnız olmadığını, en büyük dayanağın ve dostun kendisi olduğunu hatırlatmıştır.
MİRAÇ HADİSESİNİN BASAMAKLARI
Allah Rasulü’nün Yolculuğa Çıkmadan Sadrının Temizlenmesi:
Rasulullah miraca çıkmadan sadrının temizlenmesini şöyle anlatır: “Ben Kâbe’nin Hatim kısmında yatıyordum. Uyku ile uyanıklık arasında bana biri geldi, şuradan şuraya kadar (göğsümü) yardı. (Bu sözünü söylerken boğaz çukurundan kıl biten yere kadar olan kısmı gösteriyordu.) Kalbimi çıkardı. Sonra bana, içerisi iman ve hikmetle dolu, altından bir kap getirildi. Kalbim (çıkarılıp su ve zemzem ile) yıkandı. Sonra içerisi iman ve hikmetle doldurulup tekrar yerine kondu…”3
Allah Rasulü’nün Burak’a Bindirilmesi:
Bu hususta Efendimiz buyuruyor ki: “Burak (Efendimiz’in tarifiyle; merkepten biraz daha büyük ve katırdan biraz daha küçük, beyaz olan bir binek) getirildi. Öyle hızlı gidiyordu ki rüzgârdan daha süratli gidiyordu ve insan gözüyle baktığı zaman insanın gözüyle görebildiği en son noktaya, adımını atıyordu. Her bir adımını insanın gözünün görebildiği son noktaya atıyordu.”4 Rasulullah bu şekilde Mescid-i Aksa’ya götürüldüğünü ifade etmektedir.
Allah ve Rasulü Arasında Selamlaşma: Tahiyyat
İmam Buhari ve diğer hadis kitaplarında sahih rivayetlerle rivayet edildiğine göre, Allah Rasulü Burak bineği ile Beytü’l Makdis’e ulaştıktan sonra oradan göğe çıkarıldı ve her bir semada kendisinden önceki peygamberlerden biriyle görüştü; görevlendirilmiş melekleri, cennet ve cehennemi gördü. Allah Rasulü Cebrail Aleyhisselam ile birlikte Sidre-i Münteha’ya doğru yükseldi. Gelinen noktada Cebrail Aleyhisselam durdu: “Ya Rasulallah burası Sidre-i Müntehadır. Bir adım daha atarsam yanarım” dedi ve Efendimiz yolculuğuna yalnız devam etti.
Peygamberimiz, Allah Azze ve Celle’ye: “Selam ve rahmet, her türlü dil, beden ve mal ile yapılan ibadet Allah’a mahsustur” diyerek selam verdi. Rabbimiz Rasulullah’ın bu kelamına karşılık: “Ey Peygamber! Allah’ın selamı, rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun” buyurdu. Efendimiz tekrar: “Selam bizim üzerimize ve Allah’ın bütün iyi kulları üzerine olsun” diyerek Rabbinin selamına, rahmetinin içine kendisiyle birlikte ümmetini de katarak karşılıkta bulunmuştur. Bu hadise, namaz kılarken teşehhüde okunan ‘Tahiyyat’ duasını ihtiva etmektedir.
MİRAÇ HADİSESİ İLE ALLAH RASULÜ’NE VERİLEN İLAHİ ARMAĞANLAR
Allah Rasulü, insanlığın ulaşamayacağı bir makamda Rabbinin huzuruna kabul edildi. Efendimiz bu ulvi yolculuktan, ümmete büyük mesajlar ve şefkat dolu hediyelerle döndü. Miraç hadisesinde Allah Rasulü’ne ve ümmetine verilen hediyeler 3 başlık altında toplanmaktadır:
Beş vakit namaz,
Bakara Suresi'nin 285 ve 286. ayetleri,
Şirke düşmeyenlerin affedileceği haberi.
Müslim’de rivayet edilen bir hadiste de miraç hediyeleri hakkında şöyle buyurulmuştur. “Rasulullah’a (miraçta) üç şey verildi: Beş vakit namaz, Bakara Suresi’nin son 2 ayeti (Amenerrasulü…) ve ümmetinden şirke düşmeyenlere büyük günahlarının affedildiği haberi...”5
MİRAÇ OLAYI RÜYA DEĞİL, BEDEN İLE GERÇEKLEŞEN OLAĞANÜSTÜ BİR OLAYDIR!
Bazı kimseler miraç olayının rüyada gerçekleştiğini iddia etmektedir. Fakat eğer miraç olayı, rüyada gerçekleşmiş olsaydı ayetin ‘Subhan’ diye başlamasına gerek yoktu. Ayetin ‘Subhan’ ibaresi ile başlamasından anlaşılıyor ki bu olay insanların anlayamayacağı kadar harika bir hadisedir ve âlemlerin Rabbi olan Allah da böylesi fevkalade bir mucizeyi gerçekleştirmeye kadirdir.
Ayette ‘Götüren’ ifadesi kullanılması da miraç olayının rüya değil, bedenen yaşanan bir olay olduğuna ışık tutmaktadır. Çünkü yaşanan olay bir rüya olsaydı ‘götüren Allah’ değil; ‘gösteren Allah’ ifadesinin kullanılması icap ederdi. Ve eğer rüyada gerçekleşmiş olsaydı Mekke’nin kâfirleri bu konudan dolayı Peygamberimizle alay etmezlerdi. Akli ve nakli deliller miraç hadisesinin hem beden hem de ruhla gerçekleştiğini kanıtlamaktadır.
Kudreti her şeyi kuşatan Allah her türlü eksiklikten münezzehtir. Şan, şeref ve izzet ise ancak Allah’a ve Rasulüne aittir…
1. İsra, 1
2. TDV İslam Ansiklopedisi 30, 132
3. Buhari
4. İbn-i Hişam
5. Müslim