Öncü Kalemler

Dijital Yorgunluğun Ortasında Sükûnet Arayışı

Paylaş:

Çağımız, teknolojinin giderek geliştiği, yapay zekânın önü alınamaz bir şekilde yayıldığı ve dijitalleşmenin hayatın birçok alanına dahil olduğu bir çağ: 21. yüzyıl... İnsan ilişkileri, muhabbetler, hatta duygular bile oldukça dijital bir hal almış durumda. Teknolojinin hayatı kolaylaştırdığı gerçeğiyle birlikte insana ve topluma verdiği zararlar da dikkate alındığında dünyanın geldiği bu dijital seviyenin pek iç açıcı olmadığını söylemek gerekir.

Dijital dünya diyoruz fakat dijital hapishane demek de çok yanlış olmayacaktır. Üstelik insanın kendi rızasıyla içinde kaldığı, bağımlısı haline geldiği bir hapishane. İnsanların birbirlerinin durumlarını veya yaşadığı duyguları hal hatır sorarak değil de yaptığı paylaşımlardan öğrenmesi, hayatı paylaşma adı altında gösteriş kültürünün yaygınlaşması, mahremiyet ahlakının unutulması, hem toplum hem aile içi ilişkilerin zayıflamasına sebep olması gibi saymakla bitmeyecek tahribatın yanı sıra 7/24 devam eden bir akış içerisinde kaybolma, çoğu faydasız bin bir çeşit içeriğe maruz kalma, sürekli hazır fikir ürünleri üzerinden fikir sahibi olma, bu sebeple de insanın kendi başına bir fikir üretme, tahlil ve tefekkür etme özelliklerinin giderek zayıflaması…

“Sen düşünceden ibaretsin, gerisi et ve kemiktir.” demiş Mevlâna. İnsanı diğer varlıklardan ayırt eden ve şahsiyetini oluşturan yegâne yönü düşünceleridir. Dijitalleşen dünyanın geldiği noktada ise insanın artık düşünmeye yeltenmesine gerek bile kalmıyor. Onun yerine düşünen bir yapay zekâ, hayatına nasıl yön vereceğine karar veren “influencerlar”, sürekli yeni bir ihtiyacını (!) hatırlatan alışveriş siteleri insanı düşünmeye değil, izleme ve komutları gerçekleştirmeye odaklı bir robot haline getiriyor. Böylece düşünce dünyası kısır bir döngüye giriyor, ufku daralıyor, tefekkürü (derin derin düşünmek) bırakın, bir fikir üretmek bile çok zor bir iş haline geliyor. Dünya imtihanının ortasındaki insanın, bu içerik bombardımanından kaçıp da “Ben niçin yaratıldım? Allah benden ne istiyor? Allah’ın rızasını nasıl kazanabilirim?” gibi soruları sormak aklının ucundan bile geçmiyor. Gün sonunda yastığa kafasını koyan insan, gün içerisinde bedenini zorlayan bir iş yapmış olmasa bile inanılmaz bir yorgunluk ve gürültüyle baş başa kalıyor. Sürekli kaydırmanın ve istediğine istediği anda hızlıca ulaşmanın sonucu yükselen dopaminin düşmesini istemeyen vücut uykuya, dinlenmeye ve sakinleşmeye karşı bir direnç gösteriyor. Üstelik zihinde devam eden gürültü ve ruh yorgunluğu sebebiyle kaç saat uyursa uyusun sabah uyandığında hiç uyumamış gibi bir yorgunlukla yeni bir güne başlıyor.

Uyandığında ilk olarak telefona bakmak, yatmadan önce de son olarak sosyal medyada vakit geçirmek, yemek hazırlarken veya yerken içeriğine önem vermeden rastgele bir şeyler izlemek, yürürken veya araç kullanırken bir şeyler dinlemek hatta biriyle sohbet ederken bile muhatabın gözlerine değil de telefona bakmak hayatımızda ne kadar normalleşmiş ve tanıdık hale gelmiş. Durup hiçbir şey yapmadan uzun uzun gökyüzüne bakmak, gözlerini kaçırmadan biriyle sohbet edebilmek, fotoğraf açısını düşünerek değil de anın tadını çıkararak bir manzarayı izlemek, üzerine düşünerek saatlerce kitap okumak ise basit de görünse bir hayli yabancılaştığımız, hayatımızdan uzaklaşan anlara dönüşmüş. Bu açıdan bakıldığında ekran bağımlılığı; insanın ruhunu hiç dinlememesi ve dinlendirmemesi, kalbini sürekli dünyayla meşgul ederek gafletin kollarına teslim etmesi, ekrandaki hayatlarla kendi hayatını kıyaslayarak kendini yetersiz ve başarısız görmesi ve sürekli kaygılı hissetmesi gibi birçok manevi tahribatlara da yol açıyor.

Manevi tahribatlardan bahsederken dijital çağın hayatı kolaylaştırmasının yanı sıra insanın haramlara girmesini de kolaylaştırdığından bahsetmek gerekir. Sokakta göreceğinden çok daha fazla kadını sosyal medyada aratmasa bile kendini teşhir eden milyonlarca kadın sayesinde gören erkeklerin gözlerini haramdan sakınması, bu dijital hapishanede ne kadar da zordur… İhtiyacı olmadığı halde çok sevdiği bir ünlü de kullandığı için herkeste olup kendisinde olmadığı için veya sadece indirime girdiği için maddi durumuna bakmadan alışveriş yaparak israf ettiğinin farkında bile olmayan kadınlar… Halk arasında yıllardır “Vakit nakittir” diye yaygınlaşan sözün sadece dilde kalmasının sonucu olarak ekran başında kayıp giden zamanın farkında olmayan toplumlar… Belki de toplumun her kesimini hapseden bu dijital hapishanede olduklarının farkında bile değiller. Üstelik çıplaklık, alkol, gıybet, zina gibi haramlarla dolu üretilen bu içeriklerin milyonlarca izleyici sayesinde toplumda normalleşmesi…

Tüm bu olumsuz durumların karşısında Müslümanı bu bağımlılıktan kurtaracak motivasyon, kalbine ferahlık verecek esinti, özüne dönmesine yardım edecek rehber tabii ki hayat rehberimiz Kur’an-ı Kerim ve Efendimiz Hz. Muhammed’in hayatı olacaktır. Müslüman öncelikle Rabbinin zaman üzerine yemin ettiğini bilerek zamanı ne kadar önemsediğini bilmelidir.1 Nitekim Peygamber Efendimiz’in günahsız geçmişine rağmen yoğun ibadet hayatını düşünen biri ne kadar çok tevbe etmesi ve salih amel işlemesi gerektiğini görecek ve boş işlerden yüz çevirerek hayırlı amellere koşmaya başlayacaktır. Hadis âlimlerinin dinin 4 temel hadisinden birisi olarak gördüğü şu hadisi de burada zikretmek uygun olacaktır: “Kişinin kendisini ilgilendirmeyen işlerden yüz çevirmesi Müslümanlığının güzelliğindendir.”2

Dijital bağımlılık sebebiyle bir türlü tatmin olmayan ve huzurlu hissedemeyen mü’min, Rabbinin şu uyarısını da hiçbir zaman aklından çıkarmamalıdır: “Kalpler ancak Allah’ı anmakla mutmain olur.”3 Dijital dünya sebebiyle yorulan ve sükûnet arayan milyonlarca kalbin yapması gereken tek şey: Kaydırmayı bırakıp Rabbini zikretmeye başlamak. Hem kalbin hem zihnin hem de bedenin Rabbini hatırlaması, özüne dönmesi, huzuru bulması aslında bu kadar basit. Yapay ve sanal dünyadan kurtularak gerçek dünyaya dönüşün ilk adımı Allah’ı hatırlamaktır. Nefsinin isteklerine değil de kendini yaratan, kendi varlığı da dahil olmak üzere tüm kâinatın sahibi olan Rabbini…

Bunların dışında uzmanların ekran bağımlılığından kurtulmak için verdiği önerilerden bazıları da şu şekilde sıralanabilir: Bildirimleri kapatmak, sabah uyanınca telefona bakmamak, yatmadan en az 1 saat önce ekranla ilişkiyi kesmek, alternatif etkinlik ve hobiler edinmek…

Ekrana ayırdığı süreyi Rabbine ayırmayan kullardan olmaktan Allah’a sığınalım ve dijital hapishaneden firar edip göğe bakalım!

“O halde Allah’a firar edin.”4

“Üzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Biz, onu nasıl bina ettik ve onu nasıl süsledik? Onun hiçbir çatlağı yok.”5

1.       Asr, 1

2.       Tirmizi, Zühd 11

3.       Ra’d, 28

4.       Zariyat, 50

5.       Kaf, 6