Araştırma

Din ve Bilim Işığında Oruç ve Sağlık

Paylaş:

Her yıl özlemle beklenen o günler… Rahmet ayları ve arınma mevsimi olarak biz Müslümanlara Rabbimiz tarafından bahşedilen üç ayların üçüncüsü, on bir ayın sultanı: Ramazan Ayı… İçerisinde Kadir Gecesi gibi önemli bir geceyi barındırması, kendine has olarak “teravih” ve “itikâf” gibi ibadetlere yer vermesi ve ibadetlerin kat kat faziletli olması gibi birçok yönüyle birlikte Ramazan Ayı’nın en önemli ayrıcalıklarından birisi de şüphesiz farz olan oruç ibadetidir. Öyle ki Ramazan Ayı “oruç ayı” olarak da anılmasının yanında “açlık ayı” gibi yanlış izlenimlere yol açacak şekilde de anılabilmektedir. Hâlbuki o “açlık” sayesinde nefis terbiyesi, kanaat, yoksulun halini anlama, acziyet hissi, muhasebe gibi birçok kazanım elde edilmektedir.

Tokluk İmtihanı ve Açlık Korkusu

İslam’ın oruca bakışı, salt aç kalma merkezli değildir. Oruç ibadeti mideyle birlikte kalbi, nefsi ve bütün azaları terbiye etmeyi hedefler. Dinimiz, yeme içmeyi bir gaye değil, hayatı sürdürebilmenin bir vasıtası olarak görmüş; ölçülü olmayı, kanaati ve israftan kaçınmayı teşvik etmiştir. Nitekim Peygamber Efendimiz’in hayatında zühd, sadelik ve ölçü her zaman belirgin olmuştur. Bazen evinde uzun süre ateş yanmadığı1, bazı günler Efendimiz ve ashabının açlıktan karınlarına taş bağladıkları2 bilinmektedir. O, imkânı olduğu halde dünya nimetlerine meyletmemiş, ümmetine üsve-i hasene olarak örnek bir hayat ortaya koymuştur.

Bugünse ümmeti olduğumuz mübarek Peygamber’in aksine kalplerimizdeki en yaygın iki hastalık dünya sevgisi ve ölüm korkusu olmuştur. Bu hastalıkların belirtilerinden biri de kuşkusuz yeme içmeye olan düşkünlüktür. Öyle ki Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre obezite, modern çağın en hızlı yayılan sağlık problemlerinden biri haline gelmiş, insanlık tarihinde ilk defa fazla kilolu ve obez bireylerin sayısı, yetersiz beslenen bireylerin sayısını aşmış durumdadır.3 Görünen o ki mevcut toplumun bir kısmı (özellikle Ortadoğu bölgesi) açlıkla imtihan olurken onlardan çok daha fazlası toklukla imtihan olmakta ve çoğu da bu imtihanı kaybetmektedir. Açlıktan karnına taş bağlayan zahid peygamberden, aşırı tokluk sebebiyle hastalıklar yaşayan toplumlara kayan bu tablo oldukça içler acısıdır. Özellikle Gazze başta olmak üzere mazlum coğrafyalarda yaşanan zulüm ve felaketler, ümmet bilincimizi ve sorumluluk duygumuzu daha derinden muhasebe etmemizi gerekli kılmaktadır.

Çeşit çeşit yemekleri en güzel haliyle yapmayı öğreten yemek yarışmaları, yöresel yemekleri gidip yerinde tatmanın elzemliğini anlatan gezi videoları, evinde çeşit çeşit yemek yaptığını gösterenlerin paylaşımları ve tüm bunları gördükçe kendini eksik ve geri kalmış hisseden izleyiciler… Bu şekilde her yandan kuşatılan ve yeme içmeyi hayatının adeta merkezine yerleştiren bir toplum, elbette Ramazan’a ilk olarak manevi yönünden değil de aç kalma yönünden bakacak ve Ramazan hedefleri yerine iftar menülerini düşünmeye başlayacaktır. Tüm bunlar düşünüldüğünde toplumda adeta bir açlık korkusunun hâkim olduğunu söyleyebiliriz. Hâlbuki eğer İsrail veya Amerika gibi bir zalimin el uzattığı, sömürdüğü, işgal ettiği Filistin ve Yemen gibi bir ülkede değilseniz açlıktan ölmek sizin için oldukça uzak bir ihtimaldir.

Oruç ve Açlığın Sağlığa Etkileri

Son yıllarda yapılan birçok bilimsel araştırma, kontrollü açlığın vücutta bir dizi onarıcı mekanizmayı harekete geçirdiğini ortaya koymuştur. Japon bilim insanı Yoshinori Ohsumi, hücrenin kendi kendini temizleme mekanizması olan otofaji üzerine yaptığı çalışmalarla 2016 yılında Nobel Tıp Ödülü’nü almıştır. Otofaji süreci, özellikle uzun açlık dönemlerinde aktive olmakta, hasarlı hücre bileşenleri parçalanarak hücresel yenilenme sağlanmaktadır.4 Benzer başka bir çalışmada, aralıklı oruç uygulamalarının insülin direncini azalttığı, inflamasyonu düşürdüğü ve metabolik sağlığı iyileştirdiği belirtilmiştir.5

Ramazan’da öğün sayısı ve besin alımı azalmış gibi görünse de günlük alınması gereken enerji alımında büyük bir eksiklik yaşanmadığı,6 aksine dair verilerin ise yetersiz olduğu ortaya koyulmuştur.7 Yapılan birçok çalışmada Ramazan öncesi ve sırasında ortalama enerji ve besin alımlarının önemli derecede farklı olmadığı hatta bazı çalışmalarda Ramazan Ayı’nda toplam enerji alımında artışlar bile gözlenmiştir.8 Yapılan birçok çalışmada oruç tutanların hidrasyon (vücudun yeterli suya sahip olması) durumunun oruç tutulmayan saatlerde artan su tüketimi ve düzenli egzersiz ile normal seviyede kalabileceği9 ve Ramazan orucunun neden olabileceği negatif su dengesinin uzun vadede herhangi bir zararlı sağlık etkisine sahip olmadığı sonucuna da ulaşılmıştır.10 Yine aynı çalışmalarda, bir aylık Ramazan orucundan sonra HDL ve LDL kolesterol seviyelerinde iyileşmeler görülmektedir. Bu iyileşmenin ise HDL’nin kalp hastalıklarına karşı koruyucu olması nedeniyle oldukça faydalı olduğunu söyleyebiliriz.

Nebevi Beslenme Adabı ve Modern Beslenme Düzeni

Bilimsel veriler ile Nebevî ölçüler birlikte değerlendirildiğinde, ölçülü yemenin hem beden hem de ruh sağlığı açısından önemli bir nimet olduğu anlaşılmaktadır. Peygamber Efendimiz’in beslenme konusundaki şu hadis-i şerifi, bu dengeyi en güzel şekilde özetlemektedir: “Âdemoğlu midesinden daha şerli bir kap doldurmamıştır. İnsana belini doğrultacak birkaç lokma yeter. Mutlaka yiyecekse midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini suya, üçte birini nefesine ayırsın.”11 Modern beslenme biliminin bugün “porsiyon kontrolü” ve “yeme farkındalığı” olarak adlandırdığı ilkeler ve son yıllarda popüler hale gelen, belirli saatlerde yemeği bırakmayı ve öğün aralarını uzatmayı esas alan “intermittent fasting” (aralıklı oruç) modelinin sağlık üzerindeki olumlu etkilerinin pek çok bilimsel çalışmayla desteklenmesi, asırlar önce vahiy rehberliğinde ortaya konulan beslenme ilkelerinin ne kadar isabetli olduğunu gözler önüne sermektedir.

Burada şunu vurgulamakta fayda var: Elbette ki oruç ibadetini sağlık kazanmak amacıyla değil, Allah’ın farz kıldığı bir emri yerine getirmek için eda ediyoruz. Asıl hedefimiz dünyevi fayda değil, ilahî rızayı kazanmak ve ahiret bilincini diri tutmaktır. Bununla birlikte, farzı yerine getirmenin bir hikmeti olarak, orucun insanı bedenen, ruhen ve ahlaken daha dengeli ve sağlıklı bir bireye yönelttiği de açıktır. Bu noktada önemli olan, niyeti doğru yerde tutmak ve şu farkındalığı kazanmaktır: Bizler farzı hakkıyla yerine getirdiğimizde, Allah’ın izniyle sağlıklı bir hayata da sevk edilmiş oluyoruz.

Ramazan Ayı’nın gelişiyle kalplerimizle birlikte Rabbimizin emaneti olan vücudumuzun da arınma ve tazelenme dönemi olduğunu fark edebilir ve bu rahmet iklimini en güzel şekilde değerlendirmeye gayret edebiliriz. Rabbimiz, bizleri sağlık ve afiyet içerisinde bayrama ulaştırsın, kalplerimizi takva ile, hayatlarımızı hikmet ve istikametle donatsın.

1.       Buhari, Kitâbu’l-Et'ime, 5414; Müslim, 2972

2.       Tirmizi, Zühd, 39

3.       Dünya Sağlık Örgütü, Obezite ve Aşırı Kilo –Bilgi Formu

4.       Ohsumi, Y. (2016). Nobel Konferansı: Otofaji -Fenomenolojiden Moleküler Anlayışa, 2011–2020 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü Konferansları, Nobel Vakfı

5.       de Cabo, R., & Mattson, M. P. (2019). Aralıklı Oruç Tutmanın Sağlık, Yaşlanma ve Hastalık Üzerindeki Etkileri, New England Tıp Dergisi, 381(26), 2541–2551

6.       Karaağaoğlu, N., & Yücecan, S. (1999). Oruç Tutan Bireylerin Ramazan’da ve Ramazan Bayramı’nda Besin Tüketim Durumları. Beslenme Ve Diyet Dergisi, 28(1), 29–38.

7.       Sadiya, A., Ahmed, S., Siddieg, H. H., Babas, I. J., & Carlsson, M. (2011). Ramazan Orucunun, Metabolik Sendromlu Ajman (BAE) Emirliklilerinde Metabolik Belirteçler, Vücut Bileşimi ve Beslenme Alışkanlıkları Üzerindeki Etkisi. Diyabet, Metabolik Sendrom ve Obezite: Hedefler ve Tedavi 409-416; Roky, R., Houti, I., Moussamih, S., Qotbi, S., & Aadil, N. (2004). Ramazan Aralıklı Orucu Sırasında Meydana Gelen Fizyolojik ve Kronobiyolojik Değişiklikler, Beslenme ve Metabolizma Yıllıkları, 48(4), 296-303.

8.       Al-Hourani, H.; Atoum, M. Ramazan Ayı Boyunca Genç Kadınlarda Vücut Kompozisyonu, Besin Alımı ve Fiziksel Aktivite Alışkanlıkları, Singapur Tıp Dergisi 2007, 48, 906.

9.       Osman, F., Haldar, S., & Henry, C. J. (2020). Ramazan Ayında Zaman Kısıtlı Beslenmenin Beslenme Alımı, Vücut Kompozisyonu ve Metabolik Sonuçlar Üzerindeki Etkileri 12(8), 2478.

10.    Mustafa, K.; Mahmoud, N.; Gumaa, K.; Gader, A. Ramazan Ayında Oruç Tutmanın Etkileri, 2. Sıvı ve Elektrolit Dengesi, İngiliz Beslenme Dergisi 1978, 40, 583–589.

11.   Tirmizi, Zühd, 47; İbn Mace, Et‘ıme, 50