Hamd, bizleri yoktan var edip kendisine kulluk etme şerefi ile bizleri şereflendiren ve bizi mahlukatın en üstünü (eşref-i mahlukat) yapan Allah Azze ve Celle’ye, Salat; Rabbimizin gönderdiği dini hayatı ve canı pahasına koruyarak mücadele eden Fahr-i Kâinat Efendimiz Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e, Selam; bu kutlu mücadelede Rasulullah’ı yalnız bırakmayan güzide ashabı Salavatullahi Ecmain’e olsun.
Kıymetli okurlarımız, bu yazımızda Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in hikmetlerle dolu bir hadisini işleyeceğiz.
الشِّتَاءُ رَبِيعُ الْمُؤْمِنِ قَصُرَ نَهَارُهُ فَصَامَ وَطَالَ لَيْلُهُ فَقَامَ
Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: “Kış mü’minin baharıdır. Gündüzü kısa olur, oruç tutar. Gecesi uzundur, gece ibadeti yapar.”1
Allah Azze ve Celle, varlığın ihtiyacına göre yeryüzüne bir denge koymuştur. Yaratılmış her varlık bu dengeye muhtaçtır. Mevsimler, doğa olayları, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesi ve zaman döngüsü bu dengede büyük rol oynamaktadır. Her değişim ihtiyaca göre oluşmakta ve ihtiyaç ne kadarsa o kadar sürmektedir. Mesela yaz aylarında gündüz genişletilmiş, gece daraltılmıştır. Kış aylarında gece genişletilmiş gündüz daraltılmıştır. Aynı şekilde varlığın ihtiyacını karşılamak için ilkbahar, yaz, sonbahar, kış mevsimleri dönüşümlü olarak yaşanmaktadır. Bunun yanı sıra her değişimin canlılar üzerinde müthiş faydaları vardır.
Allah’ın yeryüzünde uyguladığı bu sünneti, insan için de şu şekilde gerçekleşmektedir: İnsan maddi ihtiyaçları olduğu kadar manevi ihtiyaçları da olan bir varlıktır. Allah Azze ve Celle, insanın her iki ihtiyacını da gözetmiş ve maddi ihtiyaçlarımızı yeryüzüne koyduğu denge ile karşılarken manevi ihtiyaçlarımızı karşılayacak bazı araçlar yaratmıştır. İşte bu araçlardan en önemlisi zamandır. Allah, zamanı bazı dönemlerde genişletmiş bazı dönemlerde daraltmıştır. Al-i İmran Suresinde bu sünnet şu şekilde belirtilmiştir: “Geceyi (kısaltıp) gündüze katar, gündüzü (kısaltıp) geceye katarsın.”2 Ayet-i kerimede belirtildiği üzere bazı dönemlerde gündüz genişletilir gece daraltılır bazı dönemlerde ise gece genişletilir, gündüz daraltılır. Allah, bu dengeyi her yıl tanzim etmektedir. Yaz aylarında gündüz genişletilmiştir. Bu sebeple gün, yorucu ve dünya meşguliyetleri ile dolu bir dönem olarak geçmektedir. Aynı zamanda gece daraldığı için insan tam olarak uykusunu alamayarak güne yorgun devam etmektedir. Kış ayı ise bunun tam tersidir. Gece genişletilmiş, gündüz daraltılmıştır. Bu nedenle hem gün yorucu geçmemekte hem de dünya meşguliyeti azalmaktadır. Gece uzun olduğu için insan uykusunu alır, gece ibadeti yapmak için de vakit yeterlidir. Sabah uyandığında güne yorgun başlamayacaktır. Netice olarak Allah’ın zamanda uyguladığı bu sünneti, insanın ibadet hayatı için de bir fırsat kapısı olmuştur.
“Kış mü’minin baharıdır” hadisine bu gözle bakarak hadisteki hikmeti daha iyi anlayabiliriz. Bahar, yeni ve güzel başlangıçların dönemidir. Her nefis, İslam fıtratı üzere yaratıldığı için yaptığı hatalardan rahatsız olsa da bunun telafisini yapabileceği ortama ve zamana ihtiyacı vardır. İşte kış mevsimi bize sunulmuş bir fırsat kapısıdır. Mü’min yıl boyu yapmış olduğu günahların, tembelliklerin affını bu dönemde isteyebilir. Hiç yapamadığı kadar ibadet yapabilir. Nefsini, isteklerini, ahireti için yapmak isteyip de yapamadıklarını daha detaylı tefekkür edebilir, kalbindeki manevi hastalıkları teşhis ederek tedavi sürecine girebilir çünkü dünya meşguliyeti azdır ve yaşanan mevsim dünya işleri ile uğraşmayı zorlaştırır. Kar, yağmur, çamur derken insanın dışarı hayatı azalır ve kendine ayıracağı vakit artmıştır. Bununla beraber yeryüzü aslında bir hakikati haykırır, adeta “Ölüm yakın!” der. Baktığı her canlı; insana zayıf olduğunu, ölümün yakınlığını, bu dünyanın geçici olduğunu ve asıl yurdun ebedi hayat olan ahiret yurdu olduğunu hatırlatır. Bu tefekkür onu ibadete, iyiliğe ve Allah için bir şeyler yapmaya sevk eder. Netice olarak nasıl ki tabiata baharda yeni bir diriliş soluğu üflenir ve her yer envai güzelliklerle dolar, mü’minin dünyasına da kışın bahar gelir. Bu mevsim mü’mine manevi ve ilmi gelişim kapısını açar.
Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, hadise kış mevsiminin özelliklerinden birini zikrederek devam etmiş ve şöyle buyurmuştur: “…Gündüzü kısa olur, oruç tutar…” Münavi bu hadisin şerhi hakkında şöyle der: “Mü’min bu mevsimde tâat bahçelerinde gezinir, ibadet meydanlarında eğleşir; kalbi, amel bahçelerinde tenezzüh eder. Rabbine yaptığı türlü tâatlerle tam bir genişlik hali yaşar. Ne oruç ona zorluk verir ne de geceyi ihya ederken uykusuz kalıp sıkıntıya düşer… Yani gecenin uzunluğu uykusunu rahat almasına imkân verir, teheccüd ve evrad için dinç bir şekilde kalkar; dolayısıyla hem beden ihtiyacını tam olarak karşılamış hem de ibadet vazifesini yerine getirmiş olur...”3
O halde kış mevsimini bahar yapan birinci araç oruç ibadetidir. Oruç maddi manevi, bireysel ve toplumsal olarak birçok fayda barındırmaktadır.4 Rasulullah başka bir hadiste: “Kışın oruç tutmak, serin bir ganimettir”5 buyurmuştur. Serin ganimet savaşmadan, yorulmadan elde edilen ganimet anlamındadır. Bu mevsimi bahar yapan sebeplerden biri de ibadetin kolaylaştırılmasıdır.
Hadiste zikredilen ikinci araç gece ibadetidir. Peygamberimiz hadisin devamında “…Gecesi uzundur, gece ibadeti yapar” buyurmuştur. Geceleri ihya etmek (ibadet ile geçirmek) peygamberlerin ve salihlerin sünnetidir. Kur’an-ı Kerim’de onlar için şöyle buyurulur: “Onlar gecenin pek az bir kısmında uyurlar, seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi.”6
Gündüz vakitlerinde meşguliyetler bazı dönemlerde azalsa da gecenin rahmeti ve tefekkürüne asla ulaşılamaz. Gece vakti insana, tek olduğunu, kabirde ve mahşerde tek olacağını, yaşadığı hayatın hesabını Allah’a tek başına vereceğini hatırlatır. Bu tefekkür insanı haşyete, Allah’tan hakkıyla korkmaya ve sakınmaya teşvik eder. Gece vakti herhangi bir iş yoğunluğu olmadığı için uzun ibadet yapmaya da müsait bir zaman dilimidir. Allah’a yakınlaşmak için günahlarını itiraf edip tevbe etmek için en doğru vakittir. Aynı zamanda insan uyuyup uyandığı için beden sükunete kavuşmuş ve sabahın telaşı başlamamıştır. İşte bu yönüyle de insan zihnen de en duru ve temiz olduğu vakitlerdedir. Müzzemmil Suresinde de ibadetin en verimli saatlerinin gece olduğu belirtilmiştir. “Muhakkak ki, gece ibadet etmek, zihin, kalp ve ruh üzerinde çok tesirli; okuma, okunanı dinleme ve anlama bakımından çok daha verimlidir.”7 Kur’an-ı Kerim gece ibadetine bu vb. ayetlerle teşvik etmektedir ve gece ibadeti yapanları şu şekilde övmektedir: “Yoksa o, gece saatlerinde kalkan, secdeye kapanıp kıyam durarak daima vazifesini yapan, ahireti sayan ve Rabbinin rahmetini uman kimse gibi olur mu?”8
Ayeti daha iyi anlayabilmek için sibakına (önceki ayete) bakmak önem arz etmektedir. Zümer suresi 8. ayette, Allah’tan yardım istedikten sonra Allah’ın nimet verdiği ve bu nimeti unutarak Allah’a ortak koşanlardan bahsedilir. Ardından Allah, gece ibadeti yapanları bu tür insan tiplerinden ayırır. Aslında bu iki ayet incelendiğinde insanın Allah’ın verdiği nimetlere karşı şükrünü eda edebilmesi ve nimete karşı nankörlük yapmamasını sağlayacak olan şeyin gece ibadetleri olduğunu anlamaktayız.
Sonuç olarak mü’min için kış mevsimi fırsat dönemidir. Bu mevsimi hakkıyla değerlendirerek ahiret hayatını kurtaracak bir bahar dönemi yaşayabilir. Peygamberimizin bu mevsimde bizi yönlendirdiği iki tür ibadet vardır: Oruç ve gece ibadeti. Bu iki ibadet çok yoğun yapılmalıdır.
1. Ahmed bin Hanbel, Müsned, II, 519
2. Al-i İmran, 27
3. Münavî, Feydu’l Kadir, IV, 172
4. Bunun hakkında detaylı bilgi sahibi olmak için Furkan Nesli Dergisi’nin 81. Sayısında yer alan “Ayet ve Hadislerle Nafile Oruç Tutmanın Fazileti“ başlıklı yazıya bakabilirsiniz.
5. Tirmizi, Savm, 74; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 335
6. Zariyat, 17-18
7. Müzzemmil, 6
8. Zümer, 9
