Rabbimizin biz mü'minlere bahşettiği manevi iklim kuşağı olan üç aylar kalplerin vuslata hazırlandığı, ruhların kirlerinden arındığı mübarek bir zaman dilimidir. Her Müslüman için bu aylar, alelade bir takvim yaprağı değil, hakkıyla değerlendirme endişesi taşıması gereken kutsal bir duraktır. Öyle ki, Rahman olan Rabbimiz bu aylarda rahmetini sağanak sağanak yağdırırken, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizleri şöyle uyarmaktadır: “Ramazan’a eriştiği halde günahları affolunmayanın burnu sürtülsün!”1
Bizim için en güzel örnek olan Hz. Peygamber; hem cephede sarsılmaz bir komutan ve dava adamı, hem de mihrapta gözü yaşlı bir zahittir. Furkan Nesli olarak bu sayımızda, Peygamberimizin bu kutlu zaman dilimini nasıl bir şuurla karşıladığını ve bizlere nasıl bir miras bıraktığını mercek altına alıyoruz.
RECEP AYI: VUSLATA AÇILAN İLK KAPI
Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, üç ayları birbirinden kopuk zamanlar olarak değil, birbirini tamamlayan bir hazırlık süreci olarak görmüştür. Recep ayı girdiğinde, ashabının ve ümmetinin kalbine o büyük hedefi, yani Ramazan arzusunu nakış nakış işlemiştir. Bu ay, kalbi toparlama, silkinme ve tevbe ile esas menzilimize yönelme ayıdır. Efendimiz, daha Recep ayının başında şu dua ile niyetini Rabbine arz ederdi:
Enes b. Malik’ten rivayet edildiğine göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Recep ayı girdiğinde şöyle buyururdu:
“Allah’ım! Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.”2
ŞABAN: GAFLETE KARŞI İSTİKRAR VE AMEL
Efendimiz’in yaşantısına baktığımızda, Şaban ayının tam bir manevi antrenman ayı olduğunu görmekteyiz. Ramazan’ın o ağır ve bereketli yükünü omuzlamadan evvel Şaban ayında nafile ibadetlere sarılır, özellikle oruçla ruhunu disipline ederdi. Hz. Âişe Radıyallahu Anha annemiz bu istikrarı şöyle anlatır:
“Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Şaban ayı kadar oruç tuttuğu başka bir ay görmedim. Şaban’ın neredeyse tamamını oruçlu geçirirdi.”3
Rasul-i Ekrem Efendimiz, insanların bu ayı Ramazan hazırlığı telaşıyla ihmal edebileceğini bildiği için bizleri farkında olmaya çağırırdı. Usâme b. Zeyd’in hayretle sorduğu: “Ey Allah’ın Rasulü! Şaban ayında tuttuğun kadar başka bir ayda oruç tuttuğunu görmedim” ifadesine verdiği cevap, bugünün Müslümanı için de büyük bir derstir:
“Şaban, Recep ile Ramazan arasında insanların gaflete düştüğü bir aydır. O ayda ameller âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçlu iken arz edilmesini isterim.”4
RAMAZAN AYI: RAHMETİN VE CİHADIN ZİRVESİ
Ve Ramazan Ayı... Efendimiz için bu ay, kullukta zirveye ulaşılan, yerle göğün Kur’an ile yeniden buluştuğu mukaddes bir zamandır. O, bu ayı sadece bir aç kalma süreci değil, günahlardan kurtuluş muştusu olarak görürdü:
“Kim inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.”5
Bu ayın en belirgin vasfı, Efendimiz ile Cebrail Aleyhisselam'ın Kur’an mukabelesidir. İbn Abbas Radıyallahu Anh'ın rivayetiyle: “Cebrail Aleyhisselam her Ramazan gecesi O’nunla buluşur ve Rasulullah Kur’an’ı ona arz ederdi.”6 Bu bize gösteriyor ki, Ramazan’ı ihya etmenin yolu Kur’an’ın nuruna ram olmaktan geçmektedir.
Efendimiz’in Ramazan’daki bir diğer muazzam hali ise cömertliğidir. O, zaten insanların en cömertiydi ancak Ramazan’da bu hali tasviri imkânsız bir boyuta ulaşırdı:
“Cebrail ile buluştuğu zamanlar Rasulullah, esen rüzgârdan daha cömertti. Yağmur yüklü bulutların bereketi bile O’nun şefkat ve merhameti yanında sönük kalırdı.”7
DÜNYADAN SIYRILIP ALLAH’A HİCRET: İTİKÂF
Ramazan’ın son on günü girdiğinde Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, adeta dünyadan elini eteğini çeker, itikâf ile Rabbiyle baş başa kalacağı mescidine yönelirdi. Bu, sadece bir geri çekilme değil, büyük bir manevi hamleydi. Hz. Âişe Radıyallahu Anha şöyle buyurmuştur:
“Rasulullah, Ramazan’ın son on günü girdiğinde gecelerini ihya eder, ailesini uyandırır ve ibadete daha bir aşkla sarılırdı.”8
Bu on günün içinde gizlenmiş olan bin aydan hayırlı Kadir Gecesi’ni ise ümmetine bir defineyi arar gibi aramayı nasihat ederdi. İtikâf, işte o muazzam geceyi kaçırmamanın, dünyalık meşgalelerden sıyrılıp “Kadir” bulmanın en kısa yoludur.
“Kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak Kadir Gecesi’ni ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır.”9
Üç aylar, bir dava adamının kuşanması gereken manevi zırhın dikildiği aylardır. Rabbimiz bizlere; kendisinin ve Rasulü’nün değer verdiğine değer vermeyi, bu kutlu mevsimden günahlarından arınmış, davasına kilitlenmiş ve tertemiz bir ruhla çıkmayı nasip eylesin.
1. Buharî, el-Edebü’l-Müfred, 1/224. (Hadis No: 646)
2. Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 259.
3. Buharî, Savm, 52.
4. Nesâî, Savm, 70.
5. Buharî, Îmân, 28.
6. Buharî, Fezâilü’l-Kur’ân, 7.
7. Buharî, Bed’ul Vahy, 5.
8. Buharî, Leyletü’l-Kadr, 5.
9. Buharî, Savm, 6.
