Her çağın kendine özgü bir imtihanı oldu.
Bizim çağımızın imtihanı ise yokluk, sefalet veya çaresizlik değil,
Sorumluluktan kaçış oldu.
İmkânlarımız arttı, sözlerimiz çoğaldı;
Fakat yük almaya gönüllü olanların sayısı azaldı.
Herkes bir dirilişten söz eder;
Fakat dirilişin bedelini konuşanlar giderek azaldı.
Bugün ümmetin halini yalnızca dışarıdan gelen saldırılara bağlamak eksik kalır.
Çünkü asıl sorun, kendi içimizde açtığımız derin yaralarımızdır.
Bu yaralar, taşınmayan emanetlerin
Verilip yerine getirilmeyen sözlerin açtığı yaralar.
Dualar dillerde dolaşmakta;
Fakat fedakârlık gerektiğinde eller geri çekilmektedir.
Oysa tarih açıkça şunu öğretir:
Allah için candan ve maldan infak ederek direniş başlar,
Bu direnişin sonunda beklenen diriliş gerçekleşir.
Bu yolu, ilk defa bugün bizler yürümüyoruz.
Hz. İbrahim, ateşe yürüdü; geri dönmedi.
Hz. İsmail, başını infak etmekten çekinmedi.
Efendimiz Hz. Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem, malıyla canıyla bu davanın bedelini ödedi.
Ebubekirler, Ömerler O’nun izinden giderek,
Bütün varlıklarını ortaya koydular.
Birileri bütün servetini ortaya koymaktan çekinmedi.
Diğerleri yokluğunda bile paylaşmaktan vazgeçmedi.
Onlar dirilişi sözle değil, infakla inşa etti.
Sonra milletler dirildi.
Çünkü davanın yükünü omuzlayanlar vardı.
Malını ganimet değil, emanet bilen
Canını ise korunacak bir konfor değil,
Hakikat uğruna adanacak bir şahitlik sayan.
Onlar verdikçe çoğaldılar,
Eksildikçe güçlendiler.
Avuçlarından düşen dünya,
Kalplerinde yükselen ahirete dönüştü.
Ve tarih şunu fısıldadı satır aralarında:
Diriliş; terle, gözyaşıyla, fedakârlıkla yoğrulan ağır bir emanettir.
Ancak bedel ödemeyi göze alanların omuzlarında yükselir.
Mal, Allah’ın kuluna verdiği bir imtihandır.
Sıkıca tutarsan zincirlerin,
İnfak edersen özgürlüğe açılan kanadın olur.
Kul verdiğinde fakirleşmez;
Aksine kalbi hafifler ve zenginleşir
Çünkü Allah için verilen can da mal da
Toprağa düşmez; ebediyete açılır.
Bugün dillendirilen diriliş,
Ancak bu şuurla mümkündür.
Maldan fedakârlık etmeden kurulan umutlar çöker,
Candan feda etmeden edilen dualar yarım kalır.
Sorumluluk alınmadan yapılan her çağrı, sonuçsuz kalır
Kardeşlerim! Bugün bizim çağrımız Allah’tan gelen bir çağrıdır
Alemlerin Rabbi Allah Azze ve Celle buyuruyor:
“Ey mü’minler Allah yolunda infak edin
Ve kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın.”1
“Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda infak etmedikçe
Asla iyiliğe erişemezsiniz.
Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu hakkıyla bilendir.”2
Rabbimizin bu ayetleri yankılansın kulaklarımızda
Zira İslam, sadece konuşanların değil,
Yük alanların omuzlarında yükselir!
Bu yol, rahatını erteleyenlerin yoludur.
Bu dava, konforunu terk edenlerin davasıdır.
Bugün bekleme günü değil,
Sorumluluk günüdür!
Bugün seyretme günü değil,
Ayağa kalkma günüdür!
Gelin hep birlikte omuz omuza verip
Mazlumlara uzanan el olalım
Canımızı malımızı feda edip İslam’ın dirilişine şahit olalım
Ve hep birlikte yeniden ümmet olalım
Miyase Avşar
1. Bakara, 195
2. Al-i İmran, 92
