Haber-Yorum

Haberler

Paylaş:

Türkiye Haberleri

SIRRI SÜREYYA ÖNDER’DEN DEVLET ELEŞTİRİSİ: ‘HADDİNİ AŞAN BİR SİSTEM’

DEM Partili Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyesi Sırrı Süreyya Önder, kaleme aldığı köşe yazısında: “Bu ülkenin yenisi kurulurken şöyle olmuş: Allah her alandan -haşa-silinirken devlet kendisini Allah’ın yerine koymuş ve kendisine karşı işlenen suçlar için kendisini Allah ile bir tutup had çizmiştir. İşte bu çizgi İslam hukukundakinin aksine önceden görülebilir, bilinebilir bir şey değil” ifadelerine yer verdi. Bu ifadeler için “DEM Partili birinin bunu söylemiş olmasından dolayı onu tebrik ediyorum” diyen Alparslan Kuytul Hocaefendi, şunları söyledi: “Devlet bir çizgi belirlemekte ama vatandaş ne yapacağını bilememektedir. Çünkü o çizgi durum ve kişilere göre değişiklik göstermektedir. İslam hukukunda hükümler bellidir, uygulama da bellidir. Devlete gelince onun ne yapacağı belli değildir. Laiklikle keyfi idare kuruldu ve dinden kurtuldular. Ondan sonra geriye bir tek kanun kaldı, onu da kendi istedikleri gibi değiştirebiliyorlar. Olmazsa telefonla talimat veriyorlar. Sırrı Süreyya Önder diyor ki: ‘Kendi haddini bilemeyen devletimizin haddini aştığını fark etmenin tek yolu da haddi aşmaktır. Aşmadan önce çizilmiş somut hiçbir uyarı ya da tarif yoktur.’ Yani doğru düzgün bir ölçü yok, istedikleri gibi keyfi muamele uyguluyorlar. Devlet kanun ile değil telefonlar ile idare edilmektedir. Çünkü kutsalları yoktur. Bu, devlet terörüdür! Sırrı Süreyya Önder’in bunları söylemesi çok önemlidir ve onların dinsiz olmadıklarını göstermektedir. Burada açık açık birçok Müslüman’ın söylemediği sözleri söylemektedir: ‘Devlet kendini Allah yerine koydu. Allah’ın çizdiği sınırları da kaldırdı. Kendisi başka sınırlar çizdi.’ İşte bu tuğyan etmektir, sınırı çiğnemektir. Zaten Tevhid de bunun yanlış olduğunu söylemektedir.”

İHMALLERİN NEDEN OLDUĞU OTEL YANGININDA 79 CAN KAYBI!

21 Ocak 2025’te Bolu Kartalkaya’da bir otelde büyük bir yangın meydana geldi. Çıkan yangında 79 kişi vefat etti, 59 kişi ise yaralandı. Konuyla ilgili başlatılan soruşturmada zanlıların verdiği ifadeye göre yangının kızgın yağın tutuşmasının ardından alevlerin üzerine su atılmasıyla çıktığı belirtildi. Alparslan Kuytul Hocaefendi bu acı olayı şu şekilde değerlendirdi: “Yangında feci bir şekilde vefat eden Müslüman kardeşlerimizin hepsine Allah’tan rahmet diliyorum. Bir anda bütün aile yok oluyor, bu çok acı bir olaydır. Bununla ilgili devletin elbette ki hataları vardır. Bazı kimseler ‘Bakan istifa etmeli’ diyorlar ancak Bakan’ın bütün otelleri bilebilmesi mümkün değildir. Bu işten o şehirde sorumlu kim ise hesabın ona sorulması gerekir. Bu durumdan otelin sahibi ve orayı denetlemekle görevli olan kurum sorumludur. Bakan’ın yaptığı açıklamaya göre otelin 2 tane yangın merdiveni varmış, o zaman nasıl kaçamadılar? Böyle bir otelde yangın dedektörleri olur, alarm çalar ve yangını söndürmek için su akmaya başlar. Böylece sorun olmaz, yangın söner. Yangın söndürme tüpleri olur. Fakat hiçbiri işe yaramıyor. Bu yangında büyük bir tedbirsizlik olduğu ortadadır. Bizde her şey kâğıt üzerindedir. Genelgeler yayınlanır, tüzükler hazırlanır, yönetmelikler yayınlanır ama hepsi kâğıt üzerinde kalır. Kimse görevini iyi yapmıyor, herkes görevini baştan savma yapıyor. Hiç kimse ‘kaderleri böyleymiş’ diyemez. Kaderinde öleceği vakit yazıyor. Ama bu şekilde olması ihmalkârların suçudur. Los Angeles’ın neredeyse tamamı yandı, sadece 5 kişi öldü. Bizde bir otel yanıyor, 79 kişi ölüyor. Büyük bir rezillik, Ortadoğu’da insan canının kıymeti yok. Şimdi bu olaydan sonra bütün şehirlerdeki otellerin, yurtların yangın merdivenleri kontrol ediliyor mu? Hayır. Bu tür konular  kapanır gider. Böyle olmaya devam ettiğimiz müddetçe bu olaylar bitmez.”

EĞİTİMSİZLİĞİN SONUCU MEMLEKETİN GELDİĞİ DURUM

Elazığ’da 12 yaşındaki kız çocuğu okulda fenalaşınca hastaneye kaldırıldı. Yapılan kontrolde 12 yaşındaki çocuğun 5 buçuk aylık hamile olduğu tespit edildi. Yeğenine cinsel istismarda bulunarak hamile bıraktığı öğrenilen öz dayısı tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bu konu hakkında yorum yapan Alparslan Kuytul Hocaefendi şunları söyledi: “Memleketi ne hale getirdiler! Allah korkusu olmayan bir eğitimin sonucu budur. Ne Allah korkusu ne de kanun korkusu var. Hepsinden önemlisi nefsi terbiye yok. Bu ülkede nefis terbiye edilmiyor, tahrik ediliyor. Devletin bunları engellemesi lazım. İnsan nefsini tahrik eden şeyleri kaldırmak devletin vazifesidir. Bu ülkede cenneti kazanmak zor, cehennemi kazanmak kolay. Devlet cehennemin yolunu açmış. Cehennemlik işler yapmanız serbest, kolay; cennetlik işler yapmak zor. Konferans bile yaptırmıyor size. Böyle bir devlet İslam devleti olabilir mi? İşte meydana getirdikleri nesil! Bu eğitim başarılı bir eğitim sayılabilir mi?”

JİTEM DAVASI ZAMAN AŞIMINDAN DOLAYI DÜŞTÜ

JİTEM ana davasına 30 yıl geçmesi gerekçesiyle zaman aşımından düşme kararı verildi. Alparslan Kuytul Hocaefendi bu konuda şunları söyledi: “Adaletin olmadığı ülkelerde emniyetin, istihbaratın ve adliyenin taktiği budur. Uzatır uzatır sonra da ‘zaman aşımından düştü’ der, konu kapanır. 30 senede bu suçluların bulunamaması bir utançtır. Eğer böyle bir olay ortaya çıkmıyorsa bunu yapan devletin içinden bazı kimselerdir. Çünkü onlar yaptığı zaman ortaya çıkmaz; savcı, emniyet bir yere kadar gelir orada durmak zorunda kalır. 20 Mart 2022’de gerçekleşen sokak işkencesinde 400 arkadaşımız darp raporu aldı, biri de benim oğlumdu. 900 kişi şikayetçi olduk. Binlerce de video ve şahit vardı. 2 buçuk yıl oldu, hiçbir şey yapılmadı. Bizimki bu olaya göre küçük bir olaydır. Sayı fazlaydı ama neyse ki ölüm olayı yoktu. Ölüm olayı olan hadiselerde de yine devlet üstünü kapatmaktadır. Bu, bir devlet için utançtır. 1996 yılında bir özel harekatçı bana: ‘Ben dağda bulduğumun kafasına sıkarım hocam’ dedi. ‘Bu yaptığın caiz değil’ dedim. ‘Bizde böyle’ dedi. 90’lı yıllarda böyleydi. Devlet içindeki bazı kimseler bunu kendilerine hak görmekte ve ‘Biz devletiz, yaparız’ demektedirler. Vali haklarında soruşturma açılmasına izin vermiyor neden yapmasınlar? Sinan Ateş’in ölüm emrini verenler de hiçbiri ceza almadılar. Öldürenler ceza aldı fakat ölüm emrini verenler almadılar. Nasıl bir ülke olduk? Halkına karşı acımasız bir devlet var ortada. Devlet şefkatli olur. Devlet, baba gibi davranır. Ama böyle bir şey görmüyoruz.”

Dünya Haberleri

LOS ANGELES TARİHİNİN EN BÜYÜK YANGINI YAŞANDI

7 Ocak’ta başlayan ve ABD’nin Los Angeles şehrini saran yangınlar neticesinde 180.000 kişi için tahliye emri verildi. Fırtınayla kontrolden çıkan yangında 10.000 bina zarar gördü, 20.000 dönümlük alan ise küle döndü. Yangında 16 kişi hayatını kaybetti. Bu konu hakkında: “En doğrusunu Allah bilir ama görünen o ki Amerika Allah’ın azabına uğramıştır” diyen Alparslan Kuytul Hocaefendi şu yorumda bulundu: “Kur’an-ı Kerim Şura Suresi 30. ayette: ‘Size isabet eden her musibet, (ancak) ellerinizin kazandığı dolayısıyladır. (Allah,) Çoğunu da affeder’ buyurmaktadır. Başınıza gelen her bir musibet günahlarınız sebebiyledir. Allah, Amerika’ya zalim İsrail’i desteklemenin bedelini ödetmektedir. Filistinliler gibi yollara düşmek zorunda kaldılar. Mazlum, zalime bir şey yapamazsa karşılık verecek gücü yoksa Allah devreye girer ve zalime hızla müdahale eder. Bu, Allah’ın sünnetidir. Bir devlet küfür üzere ayakta durabilir ama zulüm üzere ayakta duramaz. Küfür devam etse de zulüm devam etmez. Bir devlet kâfir olabilir ama zulme ortak olmamalı, zalim olmamalı, zalimlere meyletmemelidir.”

İSVİÇRE’DE PEÇE VE BURKA YASAĞI!

İsviçre peçeyi resmen yasakladı. 1 Ocak’ta İsviçre’de halka açık yerlerde peçe ve burka giyilmesini yasaklayan yasanın yürürlüğe girmesi hakkında Alparslan Kuytul Hocaefendi şu açıklamalarda bulundu: “Kadının yüzünü kapattığında kadın mı erkek mi olduğunun bilinmeyeceği bahane edilerek peçe yasağı getirilmesi kabul edilemez. Bugüne kadar kaç tane yüzü kapalı kadın bomba atmış, bomba yüklü kamyon patlatmıştır? Böyle diyenler LGBT’ye izin vermektedirler. Halbuki o daha tehlikelidir, asıl tehlike kadın görünümündeki erkeklerdir. Kâfirlerin çok olduğu bir ülkede Müslüman bir kadın nasıl olur da yüzünü açar? Ekseri mezheplerde bir Müslüman kadın kâfir erkeklerin olduğu yerde yüzünü açamaz. İsviçre güya dünyanın en demokratik, en özgürlükçü ülkesidir ancak peçeyi yasaklamaktadır. Batı ülkeleri bu halleriyle demokrasi yalanlarına kimseyi ikna edemezler. İsviçre’deki Müslümanlar bu engellemelere karşı mücadele etmeli, haklarını aramalıdırlar. Müslüman kadınlar da mücadele vermeli, bunun kavgasını sürdürmelidirler. Gerekirse olay çıkmalı ve bu yasa tasarısı geri çekilmelidir!”

TRUMP’IN ZALİM GAZZE PLANINA ALPARSLAN KUYTUL HOCAEFENDİ’DEN TEKLİF: “BÜTÜN YAHUDİLERİ AMERİKA’YA ALSIN!”

Trump Gazze’de bir buçuk milyon kişinin bulunduğunu ve bölgenin tamamen boşaltılması gerektiğini belirterek: “Hemen hemen her şey yok olmuş durumda. İnsanlar burada ölüyor. Bu yüzden bazı Arap ülkeleri ile iletişime geçip başka bir yerde barış içinde yaşayabilecekleri konutlar inşa etmeyi öneriyorum. Mısır ve Ürdün bunları alsın” şeklinde küstah açıklamalarda bulundu. Alparslan Kuytul Hocaefendi Trump’ın sözlerini şu şekilde değerlendirdi: “Benim Trump’a başka bir teklifim var: Bütün Yahudileri Amerika’ya alsın, zaten oradan geldiler Filistinli değillerdi. Nereden geldilerse oralara göndersin. Koskoca Amerika’da toprak çoktur, geri oraya dönsünler. ‘Çölde onlara bir yer yapalım’ diyor. Bu insanlar çölde ne yiyecekler? Bulduğu çözüm bu mudur? Amerika’nın çözümü, Batı Şeria’nın bu şekilde boşaltılıp tamamen İsrail’in eline geçmesidir. Bu çözüm yolu zalimce bir çözüm yoludur. Filistin konusunun bu şekilde kapanacağını, bu şekilde savaşın biteceğini söylemektedirler. Ancak büyük İsrail haritası sadece Filistin’den ibaret değildir. İsrail yerinde durmamakta Türkiye’yi bile istemektedir. İsrail, Suriye’nin ve Lübnan’ın tamamını, Irak’ın, İran’ın ve Mısır’ın da bir kısmını istemektedir. Bir Amerikalı senatör: ‘Bu yaptığın soykırımdır ve insanlık suçudur’ diyerek itiraz etti.  Soykırım sadece öldürmekle olmaz. Bir halkı bir yerden bir yere zorla tehcir etmek de soykırımdır. Filistin halkı 80 yıla yakındır mücadele vermektedir ve bu mücadelesini devam ettirecektir. Trump’ın sözüyle Filistinliler topraklarını bırakmazlar, bunun başarılabileceğini zannetmiyorum. Buna birçok devlet de karşı gelecektir.”

7 EKİM SAVAŞINI “KORKUNÇ BAŞARISIZLIK” OLARAK TANIMLAYAN İSRAİL GENELKURMAY BAŞKANINDAN İSTİFA

7 Ekim’i İsrail için “korkunç başarısızlık” olarak tanımlayan İsrail Genelkurmay Başkanı istifa etti. “Bu çok geç kalmış bir istifadır. 1,5 sene evvel olaylar başladığında istifa edilmeliydi” diyen Alparslan Kuytul Hocaefendi bu istifayı şu şekilde değerlendirdi: “Genelkurmay, bu istifa ile ateşkes anlaşmasına karşı tavır koymaktadır. Yani: ‘Ateşkes anlaşması olmamalıydı, daha tüm hedeflerimize ulaşamadık. Ayrıca Hamas her yerde kendisini gösteriyor o zaman biz neden savaştık?’ düşüncesiyle hükümetlerini kınamaktadırlar. Netanyahu da onlara ‘Bu ateşkes geçici’ demektedir. Yani kendi esirlerini alıp Filistinli esirleri bırakacaklar, onun yerine daha fazla Filistinliyi hapishaneye alacaklardır. Bu zalimlere karşı Müslümanların bir araya gelmekten, güçlenmekten başka çareleri yoktur. Yapılan bu anlaşmalar ve İsrailli bakanların istifa etmesi bizim açımızdan çok güzel bir anlaşma olduğunu göstermez. Onlar daha azgın daha katil olduklarından, 60 bin şehit az gelmektedir. Onlar biraz daha öldürmenin derdindedirler, o yüzden istifa etmektedirler. Yapılan ateşkes anlaşması başarılı bir anlaşma değildir. Bu kadar ihanete, İsrail’in ağır saldırılarına, Amerika’nın 30-40 milyar dolarlık silah vermesine, Almanya’nın bu kadar desteğine ve İslam âleminin bu kadar sessizliğine rağmen hatta ihanetine rağmen yine de bu yaptıkları bir başarıdır. Bütün bunlara rağmen ayakta kalabilmişlerdir. Bütün bunlara rağmen dağıtılamadılar, bitirilemediler. Bu yönüyle elbette ki bir zaferdir ama çaresizlikten yapılmıştır.”