Serbest

Küresel Kuşatma Sözlüğü

Paylaş:

KÜRESEL KUŞATMA SÖZLÜĞÜ

İnsan, kelimeleriyle düşünür ve kavramlarıyla dünyayı anlamlandırır. Bir toplumu fiziksel olarak işgal etmek kadar tehlikeli bir şey varsa o da o toplumun zihnini ve kavramlarını işgal etmektir. Bugün İslam coğrafyası sadece namluların değil, yaldızlı yalanların da kuşatması altındadır. Bize “özgürlük” diye sunulan prangaların, “demokrasi” ambalajıyla paketlenen yıkımların ve “barış” maskesi takan ihanetlerin ortasındayız. Netice itibarıyla üzerimize boca edilen bu parlak kavramlar, tesadüfi birer isimlendirme değil; İslam coğrafyasını zihnen, kültürel ve fiziken kuşatmayı hedefleyen tek bir “emperyalist aklın” zehirli dişlileridir. İslamofobi ile düşmanlaştırılan ve yalnızlaştırılan coğrafyamız; Yaratıcı Kaos ile yıkılmakta, Vekalet Savaşları ile içeriden tüketilmekte ve nihayetinde tüm bu enkaz BOP maskesiyle Siyonizm’in hizmetine sunulmaktadır. Bu sözlük çalışmasında medyada yaldızlarıyla gördüğümüz kelimelerin sahadaki karşılığına ve kana buladığı şeylere bakacağız.

SÖYLENEN Büyük Orta Doğu Projesi: Amerika Birleşik Devletlerince 2003-2004 yıllarında tasarlanan, Fas’tan, Pakistan ve Yemen’e kadar 22 Ortadoğu ülkesine “demokrasi, özgürlük ve insan hakları” getirmeyi vaat eden, bölgeyi ekonomik ve siyasi olarak modernize etmeyi amaçlayan jeopolitik bir kalkınma projesidir.1

ASLINDA OLAN: Büyük İsrail Projesi: BOP, 1916 Sykes-Picot sınırlarını güncelleyerek İslam coğrafyasını etnik ve mezhepsel temelli “mikro devletçiklere” bölme operasyonudur. Temel hedef; bölgedeki güçlü merkezi devletleri (Irak, Suriye, Türkiye, Mısır) iç istikrarsızlıklarla zayıflatarak, Siyonist rejimin Nil’den Fırat’a kadar uzanan “Vadedilmiş Topraklar” (Arz-ı Mev’ud) idealinin önündeki engelleri kaldırmaktır.

SÖYLENEN: Yaratıcı Kaos (Creative Chaos): Bir bölgedeki köhneleşmiş yapıları, baskıcı yönetimleri ve işlevsiz kurumları tasfiye ederek yerine kendi kendini onarabilen, dinamik, özgürlükçü ve katılımcı bir siyasi düzenin inşası için gerekli olan “geçici dönüşüm” sürecidir. Eski düzenin yıkılmasını, daha modern bir yapının kurulması için zorunlu bir “doğum sancısı” olarak nitelendirir.2

ASLINDA OLAN: Planlı Yıkım ve İşgal: Hedef alınan ülkenin ordu, bürokrasi, emniyet gibi tüm devlet mekanizmalarını kasıtlı olarak çökertip, toplumu etnik ve mezhepsel çatışmaların içine iterek yönetilemez bir kaos ortamı oluşturmaktır. Bu kaos, bölge halkını “güvenlik” arayışına iterek emperyalist güçlerin askeri müdahalelerini ve bölge kaynaklarını sömürmesini meşrulaştıran bir zemin hazırlar.

Irak (2003): Kitle imha silahları iddiasıyla başlanan savaşta, söz konusu silahlar bulunamadı. 1 milyon sivil öldü.  Savaş nedeniyle yaklaşık 1.5 ila 2 milyon Iraklı ülke içinde yerinden olurken, milyonlarcası da başka ülkelere sığınmak zorunda kaldı. Irak’ın elektrik, su ve sağlık altyapısı büyük hasar gördü, işsizlik oranı %70’lere ulaştı. 

SÖYLENEN: Normalleşme: Bölgesel barışı tesis etmek, ekonomik iş birliğini artırmak ve Ortadoğu’daki kronik gerginlikleri sonlandırarak istikrarı sağlamak amacıyla Arap ve İslam devletlerinin İsrail ile diplomatik, ticari ve kültürel ilişkiler kurmasıdır.

ASLINDA OLAN: İhanet ve Teslimiyet: Filistin davasını marjinalleştirerek İsrail’in işgalci ve soykırımcı kimliğini meşrulaştırmaktır. Kudüs’ün ve Mescid-i Aksa’nın esaretini, öldürülen binlerce Müslümanı görmezden gelerek Siyonizm ile el sıkışmak; bölgedeki Müslüman halkların direniş hattını diplomasi yoluyla kırmak ve işgalin önündeki engelleri tamamen kaldırmaktır.

Sahadan Örnek:

·       İbrahim Anlaşmaları (2020): Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Fas gibi ülkelerin, İsrail, Filistin topraklarındaki işgalini sürdürürken “barış” adı altında bu rejimle stratejik ortaklık kurması. Bu durum, Filistinlilerin arkadan bıçaklanması ve işgalciye “dokunulmazlık” kazandırılmasıdır.

SÖYLENEN: Ilımlı İslam: İslam'ın bazı değerlerinin çıkarılması ve demokrasi, laiklik ve sözde insan hakları ile uyumlu hale getirilmesi projesi.

 

ASLINDA OLAN: Budanmış ve Etkisiz İslam: İslam’ın sadece namaz, oruç gibi bireysel ibadetlere hapsedilip; sosyal adalet, cihat, emr-i bi’l-ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker gibi “direniş” ruhu taşıyan tüm hükümlerinden arındırılmasıdır. Hedef; Batı hegemonyasına boyun eğen, siyasi ve ekonomik iddiaları olmayan, “evcilleştirilmiş” bir din ve silik Müslüman inşasıdır. Tesettürün ruh ve şeklindeki bozulmalarıyla beraber ders kitaplarından “Cihat”, “Şehadet” ve “Yahudi-Hristiyan ittifakına karşı uyarılar” içeren ayet ve konuların çıkarılması veya anlamlarının kaydırılması akla gelen ilk örneklerdir.

SÖYLENEN: Yumuşak Güç (Soft Power): Bir ülkenin veya kültürün; askeri ve ekonomik baskı kullanmadan, kendi değerleri, hayat tarzı, sanatı, eğitimi ve dış politikasıyla diğer toplumlar için bir “çekim merkezi” haline gelmesidir. Gönüllü bir kültürel etkileşim ve prestij yönetimi olarak sunulur.4

ASLINDA OLAN: Zihni Sömürge ve Kültürel İstila: Müslüman toplumların özgün değerlerini, aile yapısını ve ahlaki normlarını; medya, sinema (Hollywood/Netflix), moda ve dijital platformlar üzerinden aşındırarak Batılı hayat tarzına mahkûm etmektir. Kendi medeniyetinden utanan, celladına hayran ve Batı’nın kurguladığı “moderniteye” boyun eğmiş pasif bir nesil inşa etme operasyonudur.

Sahadan Örnek:

·       Dijital Platformlar ve Sosyal Medya: Netflix, Disney+ gibi mecralar üzerinden eşcinsellik (LGBT), sınırsız tüketim ve bireysel haz odaklı bir yaşamın “özgürlük” etiketiyle gençliğe dayatılması.