Biyografi

Kudüs’ü Özgürlüğüne Kavuşturan Komutan: Selahaddin Eyyûbi

Paylaş:

“Silahınız paslanıyorsa bilin ki imanınız da paslanıyor demektir. İman sahibi kişi asla haksızlığa sabredemez!”

Selahaddin Eyyûbi

İslam tarihinde öyle kimseler vardır ki, kısacık ömürlerinde sıradan insanların ömrüne sığdıramayacağı kadar çok işi başarmış ve iz bırakmışlardır. Onlar sadece kendi zamanlarında değil, gelecek nesillere de örnek olan kimseler olmuşlardır. Onların hayatı, ümmete rehberlik eden bir yol haritasıdır. Zulme karşı duran, ümmeti bir arada tutan bir kalkandır. İşte bu sebeple, kısa sayılabilecek bir ömre rağmen isimleri tarih boyunca anılır, yaptıkları hâlâ örnek gösterilir. Onlar, kısacık hayatlarında büyük medeniyetleri, kalpleri ve gönülleri fetheden öncüler olmuşlardır. Selahaddin Eyyûbi de o öncülerden bir tanesidir.

Kudüs’ün özgürlüğü için verdiği amansız mücadele, Haçlılara karşı kazandığı zaferler, halkına ve esirlere gösterdiği adalet ve merhamet, onun adını tarih sayfalarına kazımıştır. Savaş meydanlarında elde ettiği başarılar kadar, toplumunu birleştirmedeki vizyonu, İslam’ın öncüsü olarak anılmasını sağlamıştır. Selahaddin Eyyûbi’nin hayatı, kısacık ömrüne sığdırdığı büyük işler ve örnek liderliğiyle bugün bile ümmete ilham vermeye devam etmektedir.

Hayatına kısaca bakacak olursak: 1137 yılında Tikrit’te doğan Selahaddin Eyyûbi, ailesiyle küçük yaşta Şam’a göç etmiştir. Burada İslami ilimler ve devlet yönetimi konusunda eğitim almıştır. Genç yaşta hem askeri hem idari yetenekleriyle kendini donatmıştır. Yeteneğiyle Kürt ve Arap toplulukları arasında dikkat çekmiş ve saygınlık kazanmıştır.

Selahaddin Eyyûbi, geniş alanı kapsayan bir siyasî birlik kuran büyük bir devlet adamı olarak da karşımıza çıkmaktadır. Bu siyasî birlik Eyyûbilerin ardından Memlüklerle devam etmiş, 1517’de Yavuz Sultan Selim’in Kahire’yi ele geçirmesiyle son bulmuştur. Türkler, Selahaddin devrinde Mısır, Libya, Kuzey Sudan, Hicaz, Yemen, Şam gibi yerlere hâkim olmuş, bu hakimiyet asırlarca devam etmiştir. Selahaddin kuvvetli bir ordu, iyi çalışan bir devlet teşkilatı kurmuş, kısa sürede Fatımîlerin topraklarını Eyyûbiler adına birleştirip Müslüman beylikleri bir araya getirerek Haçlılara karşı tek vücut haline gelmelerini sağlamıştır. Burada amacı sadece toprak parçası büyütmek değil küfre karşı İslam ümmetinin birliğini sağlamak olmuştur. Onun ikinci büyük başarısı da Kudüs’ü ve Haçlılar’ın elinde olan birçok yeri kurtarması olmuştur. Kudüs’ü geri alması İslam dünyasının önemli şahsiyetleri arasında yer almasını sağlamıştır. Selahaddin Eyyûbi, Kudüs işgal altındayken derin bir üzüntü yaşamış ve şöyle demiştir: “Kudüs işgal altındayken bir Müslüman nasıl olur da gülebilir? Kudüs işgal altında iken bir Müslüman nasıl olur da rahat uyuyabilir?”

Mehmet Akif Ersoy onu “Şark’ın en sevgili sultanı”, Fransız tarihçisi Champdor ise “İslam’ın en saf kahramanı” diye nitelemiştir. Tarihçilerin aktarımlarına göre Selahaddin Eyyûbi, zamanını ilim, cihad veya devlet işleriyle geçirirdi. Kur’an’ı ezberlemiş ve iyi bir eğitim görmüştü; Arapça, Türkçe, Farsça ve Kürtçe biliyordu. Bahâeddin İbn Şeddâd, tarih bilgisinin kuvvetli, kültürünün geniş olduğunu, meclisinde bulunanların başkasından duymadıkları şeyleri ondan duyduklarını aktarmaktadır. Selahaddin, verdiği sözü ne pahasına olursa olsun tutar, affetmeyi severdi. İbn Cübeyr onun: “Af konusunda hata etmek, haklı olarak cezalandırmaktan daha çok hoşuma gider” dediğini nakletmektedir. Aman verdiği kişileri kesinlikle cezalandırmamış, Haçlılar onun bu yönünü çok takdir etmiştir. Fethi sırasında sivillere zarar vermemiş ve Haçlı esirlerine adil muamele göstermiştir. Mücadele, adalet, tevazu ve merhametle Kudüs’ü özgürlüğüne kavuşturmuştur.

Onun faaliyetleri kendisinden sonra gelen devlet adamlarına da örnek teşkil etmiş, Suriye ve Mısır İslam dünyasının önemli ilim merkezleri haline gelmiştir. Hicaz bölgesine, özellikle Mekke ve Medine’ye verdiği önemle de bilinen Selahaddin Eyyûbi, “Hâdimü’l-Haremeyn” unvanını alan ilk hükümdar olmuştur.

Selahaddin Eyyûbi, ateşli bir hastalık nedeniyle 4 Mart 1193 tarihinde Şam’da vefat etmiştir. Selahaddin Eyyûbi, ölüm döşeğinde dünyaya bağlı olmamayı vurgulayarak: “Ey ahali! Şark’ın hâkimi Sultan Selahaddin ölmek üzeredir ve ahirete ancak şu bez parçasını götürebilecektir” demiştir. Mezarı Şam’da Emeviye Camii haziresinde bulunmaktadır.