Toplumsal Uyanış ve Sorumluluğumuz
Editörden:
Her dönemin kendine özgü imtihanları, her toplumun kendine has sancıları vardır. Fakat bugün yaşadığımız çağın sancıları, yalnızca bireysel değil toplumsal hatta küresel bir uyanışı zorunlu kılmaktadır. Adaletsizliğin sıradanlaştığı, zulmün normalleştirildiği, değerlerin aşındırıldığı zamanlarda en büyük tehlike, insanların bu gidişata alışması ve vicdanların susmasıdır. İşte bu nedenle, toplumsal uyanış mefhumu Müslümanlar olarak hepimizin omuzlarında yükselmesi gereken ilahi bir sorumluluk olarak karşımıza çıkıyor.
Bu ay, Furkan Nesli Dergisi olarak 163. sayımızda bu hayati konuyu merkeze aldık. Her biri kendi alanında değerli olan yazarlarımız, toplumun kalbini diri tutan soruları yeniden gündeme taşıdı. Toplumsal sorunları, nedenlerini, adanmışlığı ve Müslümanın sorumluluğunu hatırlattı.
Bu sayımızda Başyazarımız Alparslan Kuytul Hocaefendi “İnsanlığın Sorunları ve İslam” başlıklı yazısında modern dünyanın çözemediği düğümlerin, ancak İslam’ın hakkaniyetli nizamı ve tevhid inancıyla çözülebileceğini çarpıcı bir perspektifle ortaya koyarken, Dr. Murat Gülnar Hoca ise “Toplumsal Uyanış ve Sorumluluklarımız” başlıklı kapak yazısında, Kur’an ve sünnet perspektifinde Müslümanın topluma karşı yükümlülüklerini, bireyin bilinçlenme sürecinin toplumun dirilişine nasıl katkı sunduğunu güçlü bir çerçevede değerlendirdi. Rumeysa Yılmaz Hocahanım bir önceki sayıda ele aldığı “Hadislere Yönelik Oryantalist Saldırı” konusunun devamını kaleme aldı. Gazze’nin içinde bulunduğu çetin şartların bizden talep ettiği vicdani ve İslami duruşu ise Esma Ardıç Hocahanım, “Gazze İçin Neler Yapabiliriz?” başlıklı yazısında incelikle ele aldı.
Toplumların tarihsel döngülerini ve çöküş alametlerini İbn Haldun’un tespitleri üzerinden analiz eden Fatih Çağraş Hoca ise “İbn Haldun’a Göre Ölü Toplumların Alametleri” adlı yazısıyla hem geçmişe hem bugüne ayna tutuyor. Gülhan Karalar Hocahanım ise “Hak Davanın Adanmışları” başlıklı yazısıyla her dönemde adanmış insanların nasıl bir dirilişin öncüsü olduğunu etkileyici betimlemelerle ele aldı.
Toplumun dönüşümü önce bireyin dönüşümüyle, bireyin dönüşümü ise hakikati dert edinmesiyle başlar. Biz de bu sayıda, her bir yazının bu büyük uyanışa katkı sunmasını hedefledik. Daha zengin, daha dolu ve daha kuşatıcı içeriklerle siz değerli okuyucularımızın karşısına çıkmaktan memnuniyet duyuyor, her bir yazının sizleri düşünmeye, sorgulamaya ve harekete geçirmeye vesile olmasını diliyoruz.
Hayırlı Okumalar Dileriz...
