Bir önceki yazımızda Deizm’in temel iddialarından “Allah’ın bir peygamber göndermediği” argümanına cevaplar vermeye başlamıştık. Bu iddianın asılsız olduğunu ortaya koymak için Hz. Peygamber’in peygamberliğinin delillerinden iki tanesini sıralamıştık. Bu yazımızda kaldığımız yerden devam ediyoruz.
HZ. PEYGAMBER’İN, PEYGAMBER OLDUĞUNUN DİĞER DELİLLERİ
3. Kurduğu Medeniyet: Hz. Peygamber’in, peygamberliğinin en önemli delillerinden diğeri yirmi üç yıllık peygamberlik süresinde cahiliye inancına sahip, kızını diri diri toprağa gömen, ahlaki olarak yozlaşmış Mekke toplumundan, bir Asr-ı Saadet inşa etmesidir. Tarihte güç kullanarak silah zoruyla insanları kendisine köle eden liderler çok olmuştur. Fakat Hz. Peygamber insanları İslam’a davet ederken kılıç zoruyla bunu yapmamış, onları Tevhide davet etmiş ve hayatlarını vahiyle inşa etmiştir. O’nun daveti, peygamberi eğitim metodu ve vahyin terbiye edici özelliğiyle cahiliye Arapları, insanlığın en güzide topluluğu olmuş; erdemde, ahlakta, kardeşini kendine tercih etmede, hakikatin savunucusu olmada ve daha birçok güzel haslette insanlık tarihinin en şerefli toplumu haline gelmiştir.1 Bir toplumu güç kullanmadan ve sosyolojik olarak yirmi üç yıl gibi kısa bir sürede cahiliyenin ve şirkin karanlığından kurtarıp İslam’ın aydınlığına kavuşturacak şekilde eğitmek ve dönüştürmek ancak bir peygamberin eliyle mümkün olabilirdi. İşte Allah Rasulü’nün inşa etmiş olduğu medeniyet ve bu medeniyetin gökteki yıldızlar gibi olan fertleri O’nun peygamberliğinin en büyük delillerinden bir tanesidir.
4. Kutsal Kitaplarda Müjdelenmesi: Hz. Peygamber’in Hz. İsa’dan sonra peygamber olarak gönderileceği Hristiyanların kutsal kitaplarından olan İncil’de geçmektedir. Yeni Ahid’in Yuhanna İncili’nde Hz. İsa kendinden sonra gelecek olan Faraklit’i müjdelemektedir: “Rab size başka bir Faraklit verecektir. Ta ki daima sizinle beraber olsun.”2 “O, size her şeyi öğretecek ve size söylediğim her şeyi hatırınıza getirecektir.”3 “…Ben gitmezsem Faraklit gelmez... ve O geldiği zaman günah, salah ve hüküm için dünyayı ilzam edecektir.”4 İncil’deki bu pasajlarda Hz. İsa’nın “Faraklit” diye bahsettiği kişi Hz. Muhammed’dir. Hristiyanlar buradaki Faraklit kelimesini “teselli edici” olarak tercüme etmiş ve bu kişinin “Kutsal Ruh” olduğunu iddia etmişlerdir. Fakat onların iddiaları bir delile dayanmamaktadır. İnciller’de Faraklit’e atfedilen “işitmek” ve “söylemek” gibi ifadeler somut işleri belirtmektedir. Bu işleri de ancak konuşma ve işitme organına sahip bir varlık yapabilir ki bunun Kutsal Ruh olması mümkün değildir. Buna ek olarak bugünkü İnciller Yunanca yazılmıştır, Hz. İsa ise Aramîce konuşmuştur. Müslüman ilim adamları Faraklit kelimesinin Aramîce’deki karşılığının “Ahmed” anlamına gelen “perikletos” kelimesinin tahrif edilmiş biçimi olduğunu ortaya koymuşlardır. Buradan hareketle Hz. İsa’nın Faraklit diye müjdelediği kişi hem işitebilen, konuşabilen hem de “Ahmed” adına/unvanına sahip birisi olması gerekir ki bu da Hz. Muhammed’dir.5 Her ne kadar Hristiyanlar İncil’deki bu pasajların tercümesini değiştirip gizlemeye çalışsalar da araştırmalar, Hz. Peygamber’in Hz. İsa’dan sonra gelecek elçi olduğunu doğrulamaktadır.
Hz. Peygamber’in nübüvvetine ilişkin haberler sadece Tevrat ve İncil’le sınırlı olmayıp aksine birçok dinin kendi kutsal kitaplarında yer almaktadır. Buna paralel olarak birçok dini metinde “bir kurtarıcının geleceği müjdesi” verilmiştir. Örneğin Zerdüştlerin kutsal kitabı olan Avesta’da âlemlere rahmet manasına gelen “Saoşyant” isminde birinin insanlığa rehber olarak gönderileceği ve putları kıracağı ifade edilmiştir. Hinduların kutsal kitaplarından olan Vedalar ve Puranalar’da ise “övülmüş” (Muhammed) adlı bir bilgenin çıkacağı, arabasının göklere ulaşacağı (Miraç) ve büyük zaferlerinden birini 300 (Bedir Savaşı) diğerini ise 10.000 kişiyle (Mekke’nin Fethi) kazanacağı, babasının “Allah’ın kulu” (Abdullah), annesinin de “güvenilir” (Âmine) adını taşıyacağı belirtilmiştir. Budizm’in kurucusu Buda, merhamet, sevgi ve rahmet anlamına gelen Maitreya adında birinin çıkacağını ve kendisinin başlattığı işi tamamlayacağını bildirmiştir.6
Burada sadece bir kısmını zikrettiğimiz örneklerde görüldüğü üzere geçmiş kitapların Hz. Peygamber’i müjdelemesi de O’nun peygamberliğinin delillerindendir.
Diğer Deliller:
A) Hz. Peygamber’in peygamber olduğunun delillerinden bir diğeri de O'nun gizli hallerinde bile Allah’a olan kulluğu ve İslam’a olan samimiyetinin devam etmesidir. Mesela bir gece Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in uzun süre namaz kıldığını ve gözyaşları içinde dua ettiğini gören Hz. Aişe, sabah olduğunda O’na şu soruyu sorar: “Ey Allah’ın Rasulü, Allah senin geçmiş ve gelecek bütün günahlarını bağışladığı halde neden kendini bu kadar zorluyorsun?” Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise şu anlamlı cevabı verir: “Şükreden bir kul olmayayım mı?”7 “Bu olay nasıl peygamberliğin delili olabilir ki?” diye düşünülebilir. Fakat bir insan gerçekten peygamber olmasa, bu işi yalandan yapsa gecenin ilerleyen saatinde nefsine zor gelen namaz ibadetini huşu ile kılmazdı. Çünkü bir insan tüm hayatı boyunca 7/24 ve bir ömür rol yapamaz. Mutlaka bir yerde açık verir. Fakat Peygamberimiz gizli de açık da olsa, tek de kalabalıkta da olsa hatta kendi evinde bile Allah’a olan bağlılığını her zaman sürdürmüştür. Bu da O’nun peygamberliğinin delillerindendir.
B) Bir başka delil Peygamberimizin Mekke müşriklerinden gelen maddi teklifleri reddetmesidir. Utbe bin Rebia Peygamberimize şu tekliflerle gelmişti: “Sen ortaya attığın bu mesele ile şayet mal ve servet elde etmek gayesinde isen, mallarımızdan sana hisse ayıralım, hepimizin en zengini olasın. Eğer, bir şeref peşinde isen, seni kendimize reis yapalım. Yok eğer bu sana gelen, görüp de üzerinden atmaya kuvvetin yetmeyen bir evham, cinlerden, perilerden gelme bir hastalık ve sihir ise doktor getirtelim, seni tedavi ettirelim. Seni kurtarıncaya kadar mal ve servetimizi harcamaktan geri durmayalım.”8 Utbe Bin Rebia mal, makam, mevki gibi önemli tekliflerle gelmişti. Fakat Allah Rasulü bunların hiçbirini kabul etmedi. Bir insan peygamber olmasa neden bu teklifleri reddetsin ki? Neden dünyalık makamı ve malı elde etmek istemesin ki? İşte bu olay da O’nun peygamberliğinin delillerinden sadece bir tanesidir.
Allah Rasulü’nün peygamberliğinin delilleri bunlarla sınırlı değildir. Hadislerde bilimsel gerçekliklerden bahsetmesi, üstün ahlakı ve daha sınırlı sayfada saymanın mümkün olmadığı onlarca delil sıralanabilir. Tüm bu deliller O’nun peygamberliğini ispatlamaktadır. Deizm’in iddiasının aksine Allah, bir peygamber göndermiş ve insanı başıboş bırakmamıştır. Hz. Peygamber’in peygamberliğinin ispatı Deizm’in argümanlarını çürütmekte ve Allah’ın insanlara peygamberler gönderebileceğini desteklemektedir.
Aslına bakılırsa bu deliller olmasaydı bile Deizm’in “Allah evreni yaratmıştır ama peygamber göndermemiştir” iddiası mantıken de tutarsızdır. Hatta Deizm bu yönüyle Ateizm’den daha tutarsızdır. Ateistler bir Tanrı’nın varlığını inkâr etmekte ve bunun sonucu olarak Tanrıyla ilişkili her şeyi (kitap, peygamber vs.) reddetmektedir. Bu yaklaşım yanlış da olsa kendi içinde tutarlıdır. Fakat Deizm’e gelince mükemmel kâinatı yaratan Tanrı insanları kendi hallerine bırakmış ve onlara karışmamaktadır. Fakat Tanrı insanları kendi hallerine bırakacaksa neden kâinatı yaratsın ki? Bu mükemmel evreni yarattıysa neden insanı başıboş ve peygambersiz bıraksın, yarattığı insana neden yol göstermesin ki? Bu sorular Deizm’in kendi içinde tutarsız olduğunu göstermektedir. Çünkü insanın aklı; niçin yaratıldığı, nereden geldiği ve nereye gideceği sorularının cevaplarını sürekli merak etmekte fakat bunlara cevap verebilecek bir bilgiye de sahip olamamaktadır. Bu soruların cevabını ancak bir kutsal verebilir. O halde bu dünyada insana bir kutsalın yol göstermesi yani peygamber veya kitap göndermesi gerekmektedir. Aksi halde Tanrı, insanları yaratıp onları rehbersiz bıraktığı için insanlara zulmetmiş olur ki böyle bir şeyi Allah’a atfetmek mümkün değildir.
Bir sonraki yazımızda Deizm’in diğer iddialarına cevaplar vermeye çalışacağız. Allah’a emanet olun…
1. “İnsanların en hayırlıları benim asrımda yaşayanlardır. Sonra bunları takip edenlerdir, sonra da bunları takip edenlerdir…” (Buhari, Fezâilu'l-Ashâb 1; Müslim, Fezâilu's-Sahâbe, 214; Tirmizi, Fiten 45)
2. Yuhanna, 14:16
3. Yuhanna, 14:26
4. Yuhanna, 16:7-8
5. Ayrıntılı bilgi için bkz. Mehmet Aydın, “Faraklit”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, 12. Cilt, 165-166
6. Mehmet Aydın, “Beşair’ün Nübüvve”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, 5. Cilt, 549-550
7. Buhari, Teheccüt, 6
8. İbni Hişâm, Sîre, 1/313-314; Taberî, Tarih: 2/225
