KÜLTÜR YOLU MU, AHLAKSIZLIK YOLU MU? GAZZE KAN AĞLARKEN FESTİVAL REZALETİ!
Adana’da “Kültür Yolu” adı altında düzenlenen konser festivalleri hakkında Alparslan Kuytul Hocaefendi şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı, bu festival adı altında yapılan İslam’a aykırı işlerden memnunsa devam ettirsin. Ama adı festival olan ve kültürel faaliyet denilen bu faaliyetlerde gavurların festivallerini aratmayan görüntüler var. Merkez Park’ta festival yapılıyor, oradan geçerken festivalin rezaletini görüyoruz ve her gece saat 12’ye kadar çalan müzikleri duyuyoruz. Ve bu festivaller çoğaltıldı. Yeni gelen Kültür Bakanı herhalde bir şeyler yapmak istemektedir. Birçok şehirde ‘Kültür Yolu’ adı altında festivaller düzenletmektedir. O festivallerde çırılçıplak geziyorlar ve bu ahlakı daha çok bozuyor. Bu Kültür Bakanı görevden alınmalıdır. Kültür Bakanının ne yaptığı şeyler İslam’a aykırı mıdır, değil midir, diye bir derdi vardır ne İslam diye bir derdi vardır ne de milletimizin örf adeti diye bir derdi vardır. Cumhurbaşkanı çıplaklığın yayılmasından memnunsa ‘Memnunum’ demelidir. Memnun değilse Kültür Bakanını görevden almalıdır. Çünkü festivallerle milletin dinini de ahlakını bozmaya devam etmektedir.
Kültür, milletin kültürüdür. Bu kültür ise gavurun kültürüdür, bizim kültürümüzün dışındadır. Bir de “lezzet festivali” diye yeme içme festivalleri düzenlemektedirler. İnsanlar zaten çok yiyorlar ve obez olmuşlar, zayıflamaya çalışıyorlar, zayıflayamıyorlar. Böyle bir dönemde yeme içme festivalleri yapılmaktadır. Üstelik Gazze’nin durumu da ortadadır. İnsanlar evinde yemek yerken Gazze’yi hatırladığı zaman lokmalar boğazına dizilmektedir. Eğer mümkün olsa o sofrayı alıp Gazze’ye gönderesi geliyor insanın. Böyle bir dönemde lezzet festivalleri mi düzenliyorlar? Kültür Bakanı diğer bakanlardan farklı olmaya mı çalışmaktadır? Hayır, tarihimize ‘Kültür Yolu Festivali’ adı altında memlekette çıplaklığı yayan bakan olarak geçmektedir. İslam’ı dikkate almayan, halkımızın örf adetini, ahlakını dikkate almayan bakan olarak tarihe geçmektedir. Ümmeti düşünmeyen, Gazze’yi düşünmeyen bir bakan olarak tarihe geçmektedir. Gazze bu durumdayken şarkı festivalleri yaptırmaktadır. Gazze bu durumdayken lezzet festivalleri yaptırmaktadır.
Her bir festivalin masrafı yüzlerce milyon lira ve her sene her yerde yapılmaktadır. Birincisi, bu millet bu kadar zengin midir? İkincisi, bu İslam’a uygun mudur? Üçüncüsü, Gazze bu durumdayken bunu yapmak caiz olabilir mi? CHP Belediyesi konser yapınca ‘sen nasıl milletin parasını böyle harcarsın’ demektedirler ama kendileri bakanlık çapında çok daha büyüğünü tüm Türkiye’de her tarafta yapmaktadırlar. Allah’tan korkmuyorlar, kuldan da utanmıyorlar!”
TÜRKİYE, İSRAİL İLE TİCARETİ KESME KONUSUNDA SAMİMİ Mİ?
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın İsrail’e yaptırımlar konusunda “Türkiye’den daha ileriye adım atmış başka bir ülke yok. İsrail’le ticaretimizi tamamen kestik. İsrail gemilerine limanlarımızı kapattık. Türk gemilerinin İsrail limanlarına gitmesine izin vermiyoruz. Altını çizerek söylüyorum, İsrail’le ticaretini kesen başka ülke bulunmamaktadır” dedi. Bu sözler hakkında Alparslan Kuytul Hocaefendi şunları söyledi: “Bizimle resmen alay etmektedirler. Türkiye hangi adımı atmıştır? Güya Türkiye, İsrail ile ticareti tamamen kesmiştir. Ama her gün haberlerde Türkiye limanlarından İsrail’e mal gittiğini okumaya devam ediyoruz. Artık güvenilirliğinizi kaybettiniz. İnsan bir defa yalan söyler, iki defa yalan söyler. ‘Belki devletin güvenliği için söylememiştir, olabilir, devlet meselesidir, belki burada yalan söylemesi gerekti’ denilebilir. İnsan bir defa, iki defa belki bunu hoş görebilir. Bunlar her gün yalan söyler oldular! Karşınızda çocuk mu var? Türk limanlarından hâlâ malların gittiğini sosyal medyada görüyoruz ve bunu açıkça söyleyen firmalar vardır. Açıkça ‘Biz mal götürmeye devam ediyoruz’ demektedir. Çünkü Türkiye Devleti resmi bir genelge yayınlamamıştır. Limanlara resmi bir genelge göndermemiş, yalnızca duyumlara göre telefonla söylenmiştir.
Türk Devleti neden resmi genelge yayımlamamaktadır? Güya bizden daha ileri adım atmış başka ülke yokmuş… Kaç tane ülke İsrail’e yaptırım uyguladı, kaç ülke ticareti kesti, kaç ülke büyükelçisini geri çağırdı, kaç ülke onların firmalarının fuarlara girmesine izin vermedi, kaç ülke Yahudilerin vizelerini iptal etti. Fransa, İngiltere bile ‘artık biz mal vermiyoruz’ dedi. Danimarka da dahil olmak üzere İsrail’le ticareti kestiklerini açıklamışlardır. Hâlâ ‘Hiç kimse ticareti kesmedi, tek biz kestik’ demektedir. Keşke doğru olsaydı ama sizin hâlâ ticaret yaptığınız sosyal medyada görülmektedir. Türk devletinin ve hükümetinin bu meselede İsrail’le ve Amerika’yla karşı karşıya gelmeyeceği ortadadır. Allah için riski göze almadıkları ortadadır. İman seviyeleri ortadadır. İstedikleri kadar namaz kılsınlar, karılarının başı örtülü olsun, o ayrı bir meseledir, bu ayrı bir meseledir. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem ‘Cesaret Allah’ın hediyesidir, istediğine verir’ buyurmuştur. Allah size bunu vermemiş görünüyor. Demek ki layık değilsiniz.”
Dünya Haberler
MÜSLÜMANLARIN SESSİZLİĞİ İŞGALE CESARET VERİYOR
İsrail Maliye Bakanı, Arap ve İslam ülkelerinin sessizliğinin işgal planlarına cesaret verdiğini itiraf ederek “Bize, E1 planını uygularsak Orta Doğu’nun patlayacağını söylediler ama uyguladık ve hiçbir şey de olmadı. Aynısı egemenliği dayattığımızda da yani Gazze’yi, Batı Şeria’yı işgal ettiğimizde de o zaman yine aynısı olacak” dedi. İsrail Maliye Bakanının bu sözlerini değerlendiren Alparslan Kuytul Hocaefendi şunları söyledi: “Evet, durum onu göstermektedir. Bakan açıkça: ‘Arap ve İslam ülkeleri sessiz kaldılar. Biz yaptıklarımızı o sayede yaptık. O yüzden biz bundan sonra da yine yapacağımızı yapacağız, geri adım atmaya gerek yok. Çünkü bunların hali ortadadır’ demek istemektedir. Orta Doğu’daki irili ufaklı bütün devletler, halkı Müslüman ülkelerdir, bunların liderleri satın alınmış adamlardan oluşmaktadır. Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’yı parçalayanlar her bir parçanın başına kimlerin geleceğini de planladılar. Belirli aileleri ve aşiretleri iş başına getirdiler. Bugünkü güçleri buradan kaynaklanmaktadır. Kendi adamlarını iş başına getirdikleri için rahat davranabilmektedirler. Satın alınmış adamlarla Amerika’ya ve İsrail’e karşı koyamazsınız. Amerika ve İsrail’le mücadele edenlerin evvela kendi başlarındaki idarecilerle mücadele etmesi zorunludur.”
“ÇOĞUNLUĞU DEVLET DESTEKLİ OLMAYAN BİR ÖZGÜRLÜK FİLOSU”
Filistin’le dayanışma ve İsrail’in ablukasını kırmak için 44’ten fazla ülkenin desteğiyle 20 kadar tekne ve 300’den fazla kişinin olduğu Küresel Sumud Filosu yola çıkmış ancak Gazze kıyılarına doğru yaklaşan teknelere İsrail tarafından baskınlar yapılmıştı. Bu konu hakkında yorum yapan Alparslan Kuytul Hocaefendi şunları söyledi: “Bazı kaynaklarda 44 yerine 80 gibi rakamlar da verilmiştir. Bu güzel bir şey tabii ki. Devletler ise utanmalıdır. 44 ülkenin desteğiyle denilmektedir ama aslında devletlerin desteği yoktur. Bu; insanların, aktivistlerin, bazı örgütlenmelerin yaptığı faaliyetlerdir. Belki bazı devletlerden de gizli bir destek olmuş olabilir ama çoğunluğu devlet destekli değildir. Mesela Türkiye’den de birkaç tane milletvekili o kafilede yer almıştır. Devletin hiçbir desteği yoktur. Türkiye’den katılanlardan bile bahsedilmemektedir. Kendileriyle ilgili olsaydı her gün reklam yaparlardı. Filistin konusuyla ilgili olunca yok gibi davranmaktadırlar. Türkiye bir tane bile büyük yürüyüş düzenlememiştir. Şimdi birçok ülkeden böyle aktivistlerin katıldığı 40 ya da 80 kadar tekne bulunmaktadır. Dünyada bir ses getirmek ve İsrail’in yaptığı zulmü tüm dünyaya duyurmak için gidiyorlar. Zaten duymayan yok ama tepkisini göstermek için en azından safımız belli olsun manasında yapılan bir eylemdir. Temsili olarak bir yardım gitmiş olacaktır. O yardım zaten bir günde biter. Mesele o değildir. Mesele dünyanın duymasını sağlamaktır. Aslında bu filo oraya varmadan zaten bu maksadın çoğu gerçekleşmiş oldu. Yapanları tebrik ediyorum. Biz Müslümansa Allah razı olsun deriz. Müslüman değilse de teşekkür ederiz. Çünkü konu Filistin’dir.
Onları tebrik ettiğimiz gibi başta Türkiye Hükümeti olmak üzere bu zulme karşı somut bir adım atmamış olanların hepsini de kınıyorum. Konuşmaya gelince konuştular. Sessiz kaldılar demiyorum, sessiz kalmadılar, her gün konuştular: “Katil İsrail, Terörist İsrail” dediler. Doğruya doğru ama somut bir adım atmadılar. Mesela bu eylemi başkaları mı yapmalıydı, Türkiye mi? Onların çıktığı liman dünyanın bir ucundadır. Mersin Limanı’ndan Gazze 600 km’dir. Deniz yolculuğunda 600 km nerede 1.200 km nerede? Bu kafile 600 km mesafeden, Mersin Limanı’ndan neden çıkmadı? Türkiye neden buna yardımcı olmadı? “Bırakın orayı, gelin buraya. Buradan daha yakın. Bir faydanız olsun diye uğraşıyorsunuz. Gelin, buradan ben de size yardım edeyim” niye demedi? İsrail’le arayı bozmamak için somut hiçbir şey yapmıyor. Sanki İsrail’le anlaşmış gibiler. Adeta İsrail: “Bana katil diyebilirsin. Sövüp sayabilirsin, eleştirebilirsin, kınayabilirsin. İnsanların gazını almak için insanları uyutabilmek için kendi kamuoyunda oy kaybetmemek için bunu yapman gerekiyorsa yap ama somut adım atma” demiş. Sessiz kalmıyorlar, konuşuyorlar ama somut adım atmıyorlar.”
“AMERİKA’YI MUTLU EDEBİLMEK İÇİN HER TAVİZ VERİLİYOR!”
Trump’ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin Rus petrolü alımını durdurması gerektiği yönünde uyarıda bulunduğu ifade edildi. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Alparslan Kuytul Hocaefendi şöyle konuştu: “Trump, Türkiye Cumhurbaşkanını güzel ağırlıyor; ‘Erdoğan güçlü bir lider’ diyor. Fakat arada da ‘Bu’ diye hitap ediyor. Bir cumhurbaşkanı başka bir ülkenin cumhurbaşkanına ‘bu’ diyemez. Ardından da, ‘Biden beni hileli seçimle yenmişti. Erdoğan da bu işleri iyi bilir. Bu da hep hileli seçimlerle yeniyor’ dedi. Türkiye’den çıt çıkmadı. Erdoğan’ın hile yaptığını iddia ediyor. Biz böyle bir şey duymadık ama o böyle söyledi. Muhalefet o bilgilere ulaşamıyor; Amerika’nın güçlü istihbaratı haber mi aldı, yoksa iftira mı atıyor, o benim işim değil. Fakat aynı Trump, bir taraftan bunları söylerken diğer taraftan Erdoğan’ı övüyor. Sonra mesele ortaya çıktı: Amerika Başkanı birini Beyaz Saray’da, Oval Ofis’te yarım saat ağırlıyorsa ve ona bu ‘şerefi(!)’ veriyorsa, mutlaka o devletten birkaç milyar dolar para alacaktır. Aldı da. 225 Boeing uçağı aldı; yaklaşık 100–120 milyar dolar. Birincisi budur.
Bir de Türkiye’ye 20 yıllığına 43 milyar dolarlık doğal gaz sattı. Amerika neresi, Türkiye neresi? Komşularımızda hiç gaz yok mu? Karadeniz’de gaz bulmuşlardı; hani Türkiye’nin gaza ihtiyacı kalmamıştı? O gazlar nereye gitti? Bu şu demektir: Amerika’dan küçücük bir şey alabilmek için kocaman bir şey vermen gerekiyor. Boeing uçakları ile bu doğalgaz toplamda 150–160 milyar dolar yapıyor; çok büyük bir para. Bu da yetmedi, ‘Rusya’dan gaz alımını kes, petrol alımını kes’ dedi. Sonra da ‘Ben kesin bir şey demedim; desem zaten Erdoğan yapar’ diyor. ‘Benim memurum’ der gibi konuşuyor. Adam kibirli ama sadece kibirli değil; Türkiye’yi eziyor, mahvediyor. ‘Ben dersem yapar’ diyor. Rusya’yla aramızı açmaya çalışıyor; yönümüzü tamamen Amerika’ya çevirmemizi istiyor.
Amerika’yı memnun etmek için ihtiyacımız olmasa da çok sayıda uçak alıyoruz. Amerika'yı memnun etmek için yapılanlar muhtemelen Türkiye'nin Rusya ile arasını açacaktır. Ancak Rusya'dan petrol alımı durdurulursa Rusya yaptırım uygulayacaktır. Akkuyu Nükleer Santralini Ruslar yapıyor; yarın bırakır giderler. Proje onların; müdahale edemezsin. Zaten teknolojin yok, tüm detaylarını da bilmiyorsun.
Türkiye yönünü bir Amerika’ya, bir Rusya’ya dönüyor; ne yapacağını şaşırmış durumda. Amerika gibi uzak bir yerden gelecek olan doğalgaz kim bilir kaç paradan gelecektir? Amerika’yı mutlu edebilmek için her taviz veriliyor. Bugün Türkiye Rusya’dan petrol alımını keserse yarın S-400’leri geri vermek zorunda kalır. Bu durumda Rusya ile tamamen kopar ve yönünü tamamen Amerika’ya çevirmek zorunda kalır. Türkiye de Amerika’ya bağımlı hale gelir.
Türkiye’nin çok dengeli bir siyaset izlemesi gerekir. Ne Amerika’ya ne Rusya’ya göbekten bağlı olmalıdır. Amerika ziyareti, Türkiye’nin rotasını yine Amerika’ya çevirdiğini gösteriyor. Amerika’dan bu kadar mal aldı; bu kendi babasının parası değil, milletin parasıdır. Trump’la iyi geçinebilmek için bunu yaptı. Peki masaya Gazze mi konuldu? Gazze ne oldu? ‘Sen İsrail’e neden bu silahları veriyorsun?’ demedin mi? İsrail’e bu silahları veren ve milyarlarca dolar yardım yapan Amerika’yla iyi geçinmek için bir de üstüne mal mı alıyorsun? Amerika’ya ‘Sen ne yapıyorsun?’ demediğin gibi bir de ‘Çok güzel dostluğumuz var’ diyorsun.
Dost üçtür: Dostum, dostumun dostu, düşmanımın düşmanı. Amerika hangisi? Düşman üçtür: Düşmanım, dostumun düşmanı, düşmanımın dostu. Amerika bunlardan biri değil mi? Hadi onu görmediniz; dostlarımızın düşmanı olduğu da ortada, düşmanlarımızın dostu olduğu da ortada. Bunu nasıl dost edindiniz?
Amerika ile dost olan İsrail ile de dosttur. İsrail ile düşman olsaydınız Amerika ile de düşman olurdunuz; olmadığınıza göre demek ki İsrail’le de düşman değilsiniz, demek ki onunla da gizli gizli dostsunuz.”
