TÜRKİYE HABERLER
PAPA YALNIZCA DİN ADAMI DEĞİL; AYNI ZAMANDA SİYASİ LİDERDİR
Katolik Kilisesi’nin ruhani lideri Papa 14. Leo Türkiye’ye ziyareti sırasında, Fener Rum Patrik’i ve kilise liderleri ile bir araya gelerek ayin düzenledi. Bursa’nın İznik ilçesinde düzenlenen ayin MS 325 yılında Hristiyanlarca Hz. İsa’nın tanrı oluşunun ilan edildiği ve Hristiyan alemi için birlik beraberliği temsil eden ‘İznik Konsili Toplantısını’ çağrıştıran mesajlar içermesi açısından çeşitli söylemlere yol açtı. MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, Papa’nın ziyareti hakkında: “Söz konusu ziyaretin İznik bölümü esnasında, 1700 yıl önceki konsil toplantısı yeniden canlandırılarak gösterişli bir ayin düzenlenmiştir. Hristiyan aleminin birleşip bütünleşmesi hedefiyle Selçuklu ve Osmanlı bakiyesi Türk topraklarında düzenlenen bu maksatlı ayin kamuoyunda rahatsızlığa yol açmıştır” dedi.
Alparslan Kuytul Hocaefendi bu açıklamayı şu şekilde değerlendirdi: “MHP Papa’nın İznik Konsilini canlandırmasını: ‘Haçlıların bu topraklar üzerinde niyetleri vardır. Haçlılar o yılları özlemektedir. 325’te bu topraklar onlardaydı, onu canlandırmak istemektedirler’ şeklinde anlamakta; meseleye daha çok milliyetçilik ve vatan toprakları yönünden bakmaktadır. Biz bir Müslüman olarak şöyle bakmalıyız: İznik Konsili, Hz. İsa Aleyhisselam’ın tanrılaştırıldığı konsildir. Hz. İsa’nın tanrılığına 1700 sene önce İznik’te karar verilmiş, yapılan ayin ile bu canlandırılmıştır. Bu konuda MHP’nin temas etmediği yön budur, bu da önemlidir. Papa’nın hareketleri, konuşmaları, Diyanet İşleri Başkanlığı’na benzemez. Papa yalnızca din adamı değil, aynı zamanda siyasi bir liderdir. Bütün Haçlı Seferleri Papa ile başlamıştır. MHP bunu anlamış ve ‘Bunlar topraklarımıza göz koymuşlar, bunun işaretlerini veriyorlar’ demiştir. Çünkü MHP Papa’yı yalnızca bir din adamı gibi görmemektedir. Hristiyanların topraklarımızda gözü olması gayet normaldir, olabilir. Bunun yanı sıra Hristiyanlığı da canlandırmak istemektedirler. Çünkü insanlarda Hz. İsa’nın insan olduğu konusunda yayılan bir anlayış vardır. Hristiyan olan birçok insan artık Hz. İsa’nın tanrılığına inanmamaktadır. Bunların incelenmesi gerekmektedir.”
İBADET HÜRRİYETİ HAKKI ANAYASAL BİR HAKTIR
Yükseköğretim Kurumları tarafından: “Yükseköğretim kurumlarımızda mesai, ders, sınav ve uygulama saatlerinin cuma namazı saati ile çakışması halinde eğitim ve öğretim faaliyetlerinde bir aksaklığa meydan vermeden gerekli tedbirler alınarak isteyen akademik ve idari personel ile öğrencilere gerekli kolaylığın sağlanması; mesai saatleri ve/veya ders çizelgeleri, uygulama ve sınav saatlerinin bu doğrultuda düzenlenmesi” hakkında bir genelge yayımlandı. Yayımlanan genelgeyi Alparslan Kuytul Hocaefendi şu şekilde değerlendirdi: “Bunu yapanları tebrik ediyoruz. Bu, elbette olması gereken bir şeydi. Daha evvel de konuşuldu ama yapılmadı. Şimdi en azından Yükseköğretimde bunu başlatmış oldular. Yükseköğretimden sonra ortaöğretim, ardından ilköğretim diye düşünüyor olabilirler. Bugüne kadar bu konuda hiçbir adım atılmamış olması zaten büyük bir eksikliktir. Müslümanların memleketinde Müslümanlar cuma namazına gidemiyor. Hocalar anlayış gösterirse gösteriyor, göstermezse göstermiyor çünkü bu konu hakkında bir kanun yok. Aslında bu da bir genelgedir, kanun değildir. Kanun değişikliği yapılmayınca hükümet değişikliği olması durumunda başka bir genelge yayınlanabilir. Yani bu güvenilir bir yol değildir. Bu genelgenin kanunlaştırılması hatta anayasaya konulması gerekmektedir. İbadet etme hakkı, tüm dünya anayasalarında belirtilen insan hakları sınıfındandır. Fikir ve ifade hürriyeti olduğu gibi ibadet hürriyeti de bir haktır ve bunun anayasaya da girmesi gerekmektedir.”
İSRAİL İLE GİZLİ TİCARET, FİLİSTİN’E AÇIK İHANETTİR!
Uluslararası Araştırma Kuruluşu Kpler’in verilerine göre Türkiye’nin 2025 yılında İsrail ile ticareti kestiğini açıklamasına rağmen Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı yolu ile İsrail’e yapılan Azeri petrolü sevkiyatının bir önceki yıla göre %31 artarak günlük 94 bin varile ulaştığı, bu rakamların son üç yılın en yüksek seviyesine denk geldiği, sevkiyatların AIS sinyalleri kapatılarak ve farklı varış noktaları beyan edilerek gerçekleştirildiği tespit edildi. Yayınlanan verilerde İsrail’in toplam petrol ithalatının %46,4’ünü Azerbaycan’dan sağladığı ve Güney Afrika’nın da 2025’te İsrail’in en büyük kömür tedarikçisi konumuna geldiği yönünde veriler de yer aldı. Alparslan Kuytul Hocaefendi Türkiye’nin İsrail ile devam ettirdiği ticaret ilişkilerini: “Gemilerde böyle bir sinyal var. Bir gemi mal yükleyip yola çıkarken onu açmak zorundadır ama geminin nereye gittiği belli olmasın diye onu kapatmaktadırlar. Gemi limanda iken geminin Mısır’a gittiği yazılıyor halbuki Mısır’a gitmiyor; o cihaz kapatıldığı için geminin nereye gittiği belli de olmuyor. Bu verilere göre İsrail’in petrol ihtiyacının neredeyse yarısı Azerbaycan’dan sağlanmaktadır. Azerbaycan ile İsrail sınır olmadığına göre Azerbaycan’dan petrol boru hattıyla Ceyhan’a gelen petrol, gemilerle İsrail’e gidiyor. Türkiye buna müsaade ediyor ve bundan vergi alıyor ama Türk devleti bir yıldan fazladır: ‘Biz artık onlarla ticareti kestik’ demeye de devam ediyor. ‘Biz ticareti kestik’ söylemleri ile insanlarımızı aldatıyorlar. Türkiye devleti ticareti gerçekten kesmiş olsaydı İsrail ve Amerika, Türkiye’ye yaptırım uygulardı. Herhangi bir yaptırımın uygulanmaması da gösteriyor ki ticaret gizli gizli devam etmektedir. Göz göre göre bizi aldatıyorlar. Halkın önünde, kameralar karşısında İsrail’e ‘katil, terörist’ diyeceksiniz sonra da gizli gizli ticareti sürdüreceksiniz. Bu nedir? Allah’a hesabını vereceksiniz.”
AMERİKA’NIN VE İSRAİL’İN EKMEĞİNE YAĞ SÜRMEK İHANETTİR!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kabine Toplantısı’nın ardından düzenlenen millete sesleniş konuşmasında “Sosyal medyada mezhepçiliğin körüklendiğine, asırlık tartışmaların yeniden ısıtılmak istendiğine şahit oluyoruz. Siyonist katliam şebekesinin, elin taşıyla elin kuşunu vurma oyununa kesinlikle gelmemeliyiz.” ifadelerini kullandı. Alparslan Kuytul Hocaefendi cumhurbaşkanının sözlerini şu şekilde değerlendirdi: “Cumhurbaşkanının söylediği söz gayet doğrudur. Ben daha önce Amerika ve İsrail’in İran’a saldırıları başladığında, böyle bir ortamda Ehl-i Sünnet ve Şia arasındaki meseleleri gündeme getirmenin ya İslam’ı bilmemek ya siyaset bilmemek ya da daha kötü bir ihtimalle Amerika’nın veya İsrail’in ajanı olmak olduğunu söylemiştim. Kafirin bizi öldürürken Sünni-Şii olarak ayırmadığı ve Müslüman oldukları için İran’a saldırıldığı bir dönemde İran’ın mezhebindeki birtakım yanlışları gündeme getirerek ‘Şia’nın şöyle yanlışı var, böyle yanlışı var’ şeklinde konuşarak Amerika’nın ve İsrail’in ekmeğine yağ sürmek ihanet olur. Böyle bir ortamda Müslüman halkımızın İran’a olan desteğini engellemek Amerika ve İsrail’in işine yarar, bu işten Amerika ve İsrail memnun olur.
Bu ülkede layık olmadığı yerde olan insanlar var. Bunlar hoca olabilir; kitap okumuş, ders almış, ders vermiş insanlar olabilirler ama bunlar ne dava adamıdırlar ne feraset ve basiret sahibi ne de cesaret sahibidirler. Bunlar sadece okumuş, ders almış, ders vermiş insanlardır. Bunlar bu davanın çilesini çekmemişlerdir. Bunlar Allah yolunda en ufak bir musibete uğramamışlardır. Bunlar hareket insanı değildir. Şia ile Ehl-i Sünnet arasında ihtilaflı olan meselelerin belki iki katı Hanefi ile Şafii, Hanefi ile Hanbeli, Hanbeli ile Maliki mezhepleri arasında vardır. Öyle iftiralar var ki bu iftiralar ile Sünni dünyasının İran’ı yalnız bırakmasını istemektedirler. Şii alimi kılığında sarık saran, cübbesi olan kişiler öyle laflar söylüyor ki onu dinleyen bir Sünni ‘Bunlar kafir’ der. Böylece Sünniler, Şiilere düşman olur; onları Müslüman kabul etmez. Halbuki o adam belki Yahudi belki Hristiyan ajanıdır.”
TÜRKİYE ETKİNSE FİLİSTİN NEDEN BU DURUMDA?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan “Konya’dan Dünyaya Bir Gençlik Buluşması” isimli bir üniversite etkinliğinde: “Geçmişte Bosna Hersek’te Müslümanlara bir soykırım uygulandı. Hadi bugün yapabiliyorlarsa yapsınlar. Niye? Bugün Türkiye var. Bugün Recep Tayyip Erdoğan var. Kudretiyle gücüyle bunu engelleyecek bir ülke var” açıklaması yaptı. Alparslan Kuytul Hocaefendi, Bilal Erdoğan’ın açıklamasını şu şekilde değerlendirdi: “Bilal Erdoğan ilim sahibi olma, kitap okuma ve uzun yıllar ders alıp ders verme açısından ne kadar donanımlı bir insandır? Böyle konuşarak babasının yerine mi hazırlanmaktadır? Bosna Hersek’e zamanında katliam yapılmış, şimdi yapamazlarmış çünkü Türkiye varmış. Türkiye varsa Filistin neden bu durumdadır? Bugün Bosna Hersek’te Filistin’e yapılanların aynısı yapılsa Türkiye sadece seyreder. Bosna Hersek kutsal topraklar değildir ama Kudüs, Mescid-i Aksa kutsal topraklardır ancak Türkiye, kutsal toprakları bile koruyamamaktadır. Nasılsa şu an da kafirler Bosna Hersek’e bir saldırı yapmayı düşünmüyorlar. Şu an da öyle bir projeleri en azından böyle bir saldırıları yok. Bundan istifade ederek ‘Bizden dolayı saldıramıyorlar’ diyor. Türkiye’nin böyle bir gücü ve cesareti olsaydı Filistin’e, Afganistan’a, İran’a saldırılar yapıldığında bir şeyler yapabilirdi. Son 3 yıldan beri devam eden saldırılarda yaklaşık 100 bin şehit var ama Türkiye hiçbir şey yapmadı. Türkiye 70-80 yıldır yapılanları sadece seyretmektedir.”
DÜNYA HABERLER
ABD, VENEZUELA DEVLET BAŞKANI MADURO’YU ÜLKESİNDEN KAÇIRDI!
ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela’da düzenlenen büyük çaplı hava saldırılarının ardından Amerikan güçlerinin Venezuela lideri Nicolas Maduro’yu yakaladığını açıkladı. Trump sosyal medyada, Maduro ve eşi First Lady Cilia Flores’in Venezuela’dan çıkarıldığını yazdı ve ABD mahkemelerinde yargılamalara başlandığı bildirildi.
Trump’ın dünyanın gözü önünde gerçekleştirdiği bu hukuksuz eylem hakkında Alparslan Kuytul Hocaefendi şunları söyledi: “Bir devlet zirveye çıktığı zaman çöker ve bu olay Amerika’nın zirvesidir. Amerika artık başka bir devletin başkanını evinden, yatağından alacak kadar güçlü hale gelmiş, iyice kibirlenmiş ve azgınlaşarak dünyanın eşkıyası olmuştur. Amerika’nın bu operasyonu tam bir haydutluk, korsanlık ve artık dünyada hukukun tamamen bittiğinin ilanıdır. Dünyada artık orman kanunları geçerlidir, güçlü olan zayıf olanı yiyecektir. Birleşmiş Milletler’in, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin hiçbir hükmü kalmamıştır.
ABD bu operasyonu yaparken Venezuela devlet başkanının uyuşturucuya müsaade ettiğini ileri sürmüştür. Böyle bir durum varsa uluslararası mahkemelere verilmesi gerekmektedir. Onu yapmadılar ve bir devlet başkanını evinden eşkıya gibi aldılar. Bununla da yetinmeyip petrollerini alacaklarını söylemeleri asıl meselenin bu olduğunu gösterir. Dünyanın en büyük kaynakları Venezuela’dadır. Venezuela Suudi Arabistan ve İran’dan bile daha fazla petrole sahip olması sureti ile petrolde dünyanın birinci ülkesidir. Amerika’nın uyuşturucuyu bahane ettiği ve neye göz koyduğu ortadadır. Avrupa’nın da Amerika’nın da hiçbir insani ve ahlaki değerinin olmadığı ortaya çıkmıştır. Bu olay Amerika’dan nefret edilmesini sağlayacak ve tüm dünyada bu duruma karşı mutlaka bir reaksiyon gelişecektir.”
EPSTEİN DAVASI DOSYALARI ‘KOZ’ OLARAK KULLANILMAYA DEVAM EDİYOR
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 3,5 milyon sayfa belge, 180 bin fotoğraf ve 2 bin videodan oluşan Epstein dosyasının kamuoyuna açıklandığı bildirildi. Epstein’in kurduğu cinsel istismar ve fuhuş ağına ilişkin soruşturma çerçevesinde Elon Musk’a ait 2013 tarihli e-posta kayıtlarında daha önceki beyanlarının aksine Epstein ile adasında buluşma planları yapıldığına dair yazışmaların yer aldığı öne sürüldü. Ayrıca mevcut ABD Ticaret Bakanlığının 2015 yılında Epstein’i şahsen bir bağış etkinliğine davet ettiği iddia edildi.
Alparslan Kuytul Hocaefendi yayınlanan belgeler hakkında şu açıklamalarda bulundu: “Epstein İsrail tarafından desteklenmektedir. İsrail yeryüzünün kanserli hücresidir. Yeryüzündeki bütün ifsat çalışmalarının, ahlakı bozan her şeyin arkasında onlar vardır. Tüm dünyayı hakimiyetleri altına almaya çalışmaktadırlar ve bunu çalışarak değil; şantaj, tehdit, teklif ve cinayetle yapmaktadırlar. Dünyayı fesada veriyor, her türlü iğrençliği yaptıracakları yerler hazırlıyor ve kameraları da yerleştiriyorlar.
Yılların meselesi olan Epstein dosyasının şimdi yayınlanmasının sebebi İsrail’in Amerika’yı İran’a karşı savaşa sokmak istemesidir. Konunun uzmanlarının söylediği şey önemli belgelerin yayınlanmadığıdır. Belgelerin bir kısmını yayınlayarak ‘gerisi geride’ demek istemektedirler. Bunun anlamı İsrail’in, İran’la savaşa girmesi için geri kalan belgeleri yayınlama tehdidiyle Trump’a gözdağı verdiğidir. Bu belgelerin bugün yayınlanmış olması manidardır. Böyle önemli bir kozu laf olsun diye ortaya atmazlar.”
BAE’NİN AVRUPA’DA İSLAM KARŞITI GİZLİ OPERASYONLAR YÜRÜTTÜĞÜ ORTAYA ÇIKTI!
Avrupa Parlamentosu Birleşik Arap Emirlikleri’nin Avrupa’da İslam karşıtı gizli operasyonlar yürüttüğünü ortaya koyan belgeler yayınladı. Belgelere göre Birleşik Arap Emirlikleri Müslümanları iç düşman gibi göstermek, camilerin kapatılmasını sağlamak ve nefret iklimini körüklemek amacıyla 18 ülkede İslam’a, Müslümanlara, camilere, gazetecilere ve siyasetçilere yönelik karalama ve algı operasyonları yürüttü.
Alparslan Kuytul Hocaefendi konuya yönelik şu açıklamalarda bulundu: “Avrupa Parlamentosu resmi olarak Birleşik Arap Emirlikleri’nin Müslümanlara, camilere baskı yapılmasını sağlamak için birtakım operasyonlar yaptığını açıklamaktadır. Haberin doğruluğunu araştırmak gerekmektedir ancak Türk derin devleti gibi Birleşik Arap Emirlikleri’nin derin devleti de Avrupa’da buna benzer faaliyetler yaparak oradaki cemaatlerin güçlenmesini engellemek için Avrupa devletlerinin baskı yapmasını sağlamak istemiş olabilir. Suudi Arabistan, Katar ve diğer Arap devletleri gibi Birleşik Arap Emirlikleri de cemaatlerin güçlenmesinden korkuyorlar. Çünkü hepsinde diktatörlük vardır ve diktatörler saltanatlarını kaybetmekten korkuyorlar. Bu sebeple böylesi operasyonlar yaparlar. Kendi vatanımızda yıllardır bizi baskı altına alanlar, üzerimize gelenler, yüzlerce mahkemeler açanlar, yıllarca hapislerde yatıranlar Avrupa’da yapmazlar mı?
Birleşik Arap Emirlikleri’nin de İsrail ile olan muhabbeti ortadadır. İsrail ve Amerika karşıtı cemaatlerin Avrupa’da güçlenmemesi için bunu yapmış olabilirler. Çünkü orada güçlenirlerse Birleşik Arap Emirlikleri’nde de güçleneceklerdir. Korkuları budur ve bunu yapmış olma ihtimalleri yüksektir.”
TRUMP GERÇEKLEŞTİRDİĞİ AMERİKAN PROJESİ İLE GURUR DUYDU (!)
ABD Başkanı Donald Trump, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara hakkında: “Esasen benim oraya getirdiğim Suriye Cumhurbaşkanı olağanüstü bir iş çıkarıyor. O sert bir adam, uslu bir çocuk değil. Yoksa bunu başaramazdı.” ifadelerini kullandı.
Alparslan Kuytul Hocaefendi Trump’ın ifadelerini şu şekilde değerlendirdi: “Trump, Şara hakkında ‘benim iş başına getirdiğim adam’ demektedir. Türkiye’nin büyük bir iş başardığının zannedilmesi, kukla rejimin savunulması ve insanların onu sevmesi için Türkiye’nin desteğiyle olmuş gibi gösterildi. Böylelikle Türkiye, Suriye’de devrim yapan bir ülke olmuş olacak, idarecilerimiz de kahraman olacaklardı. Türkiye proje yapmadı, sadece Amerikan projesini uyguladı ve Suriye’de hala Türkiye değil, Amerika hakimdir. Onu Trump iş başına getirmeseydi terörist ilan ettiği bir insanla görüşmeye bile tenezzül etmezdi.
Suriye’deki sahte devrimi gerçekleştiren Amerika’dır. Ben sahte devrimin yapıldığı günden beri bunun Amerikan ve İsrail projesi olduğunu, Beşar Esad’ın devrilmesinin Amerika’nın ve İsrail’in işine yaradığını dile getirmiştim. Şimdi Amerika Başkanı da çekinmeden söylüyor. Irak ve Libya’da aynı hatayı yaptılar. Şimdi Suriye’de de aynı hatayı yapıyorlar. Başka bir strateji mümkünken Amerika’ya göbekten bağlı oldukları için Amerikan projesine ‘Hayır’ diyemiyorlar.”
“ESAD DÖNEMİNDE HANGİ HARAMLAR VARSA AYNILARI BUGÜN DE DEVAM ETMEKTEDİR!”
Suriye Sosyal İşler ve Çalışma Bakanı Hind Kabavat, Noel dolayısıyla yaptığı paylaşımda ülkedeki tüm vatandaşlar için umut, barış ve yeniden doğuş temenni etti. Noel’in sevgi ve barış, Suriye için umudun mesajı olduğunu belirtti. Alparslan Kuytul Hocaefendi yapılan bu paylaşımı şöyle değerlendirdi: “Türkiye Cumhuriyeti’nde İslam’a aykırı birçok haram olmasına rağmen hiçbir zaman Paskalya Bayramı’nı kutlamamıştır. Türkiye laik ve Kemalist bir ülke olduğu halde Suriyelilerin yaptığını yapmamıştır. Suriye’de şimdiki idareciler sözde dünkü DEAŞ, El-Kaide, şeriatçılardı. Şimdi kraldan çok kralcı, Hristiyan’dan çok Hristiyan olmuşlar; Hristiyan gibi davranmaktadırlar.
Suriye’de İslam devrimi olduğunu zannedenler şimdi Suriye’de Noel ve Paskalya Bayramlarının kutlandığını; aynı düzenin devam ettiğini görmektedirler. Beşar Esad döneminde hangi haramlar varsa aynıları bugün de devam etmektedir. Hafız Esad ve oğlu Beşar Esad Rusya taraftarıydılar, şu anki yönetim de Amerika ve İsrail taraftarıdır. Amerika kazanmış oldu.”
