İslam Coğrafyasına ve Ümmetimize Oynanan Büyük Oyun: BOP
Editörden:
İslam Coğrafyasına ve
Ümmetimize Oynanan Büyük Oyun: BOP
Ortadoğu…Asırlardır ümmetin kalbi, medeniyetlerin kavşağı, vahyin yurdu olan bu coğrafya bugün kanla, işgalle ve ihanetle anılmaktadır. Gazze’de dökülen kan, Kudüs’te çiğnenen izzet; Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de ve Libya’da parçalanan şehirler bize bir gerçeği tekrar haykırıyor: Emperyalist projeler hiçbir zaman yalnızca haritaları değiştirmemekte; zihinleri, kimlikleri, inançları ve toplumları da dönüştürmeyi hedeflemektedir.
Büyük Ortadoğu Projesi de tam olarak böyle bir müdahale planıdır. Kamuoyuna demokrasi, özgürlük, insan hakları ve refah söylemleriyle sunulan bu proje, gerçekte ümmet coğrafyasını yeniden dizayn etmeyi, İslam toplumlarını parçalamayı, direniş damarlarını zayıflatmayı ve İsrail merkezli yeni bir bölgesel düzen inşa etmeyi amaçlamaktadır. Irak’ın işgaliyle başlayan süreç, Arap Baharı ile derinleşmiş; mezhep çatışmaları, iç savaşlar, vekâlet savaşları ve kitlesel göçlerle bütün bölge ağır bir yıkım sürecine sürüklenmiştir.
Bugün artık mesele yalnızca askeri işgaller değildir. Kültürel işgaller, zihinsel kuşatmalar ve dini kavramların içinin boşaltılması da bu projenin en önemli araçlarından biri hâline gelmiştir. “İslamsız Müslümanlık” anlayışıyla mücadeleden uzak, ümmet bilincinden koparılmış, adalet ve cihad fikrini terk etmiş bir toplum modeli inşa edilmek istenmektedir. Bir taraftan normalleşme anlaşmalarıyla işgal rejimi bölgenin doğal aktörü hâline getirilmeye çalışılırken, diğer taraftan Müslüman halklara zillet, teslimiyet ve parçalanmışlık dayatılmaktadır.
Bu sayımızda Büyük Ortadoğu Projesi’ni farklı yönleriyle ele alarak, görünürdeki söylemler ile sahadaki gerçekler arasındaki uçurumu ortaya koymaya çalıştık.
Konuya dair Başyazarımız Alparslan Kuytul Hocaefendi “İslam Coğrafyası ve Ümmetimize Oynanan Büyük Oyun: BOP ve Hedefleri” başlıklı yazısını kaleme alırken; yazarlarımızdan Murat Gülnar “Büyük Ortadoğu Projesi’nde Türkiye’nin Rolü” başlıklı yazısını, Rumeysa Yılmaz Hocahanım “Yaratıcı Kaos Doktrini ve Mezhep Çatışmaları” başlıklı yazısını, Fatih Çağraş “Büyük Ortadoğu İsrail Projesi: Arz-ı Mev’ud, Siyasal Siyonizm ve Enerji Koridoru” başlıklı yazısını, Mevlüt Kaynarpınar “Hablullah: Tefrikadan Vahdete Giden Yol” başlıklı yazısını, Esma Ardıç Hocahanım “İslam’ın Kafirle Dostluğa Bakışı” başlıklı yazısını, Mustafa Şahin ise “BOP’un Kurnaz Planı: İslamsız Müslümanlık” başlıklı yazısını ele aldı.
Ortadoğu’da yaşananlar, bize bir kez daha göstermiştir ki İsrail’in güvenliği üzerine kurulan hiçbir proje bölgeye barış getirmemektedir. Aksine her “barış planı”, yeni işgallerin ve yeni teslimiyet süreçlerinin önünü açmaktadır. Bu sebeple Büyük Ortadoğu Projesi’ni yalnızca siyasi bir strateji olarak değil, ümmetin kimliğine, hafızasına ve direniş ruhuna yönelmiş çok boyutlu bir kuşatma olarak okumak gerekmektedir. Bu vesileyle 165. sayımızın gerçeğe perde aralayan, ümmetin meselelerini dert edinen ve olayların arka planını anlamaya çalışan okuyucularımız için ufuk açıcı bir katkı sunmasını temenni ediyoruz. İlgiyle okuyacağınızı umduğumuz bu sayımızın, uyanışımıza ve yeniden dirilişimize vesile olmasını Rabbimizden niyaz ediyoruz.
Furkan Nesli
